Psikoloji Bölümü Yayın Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 18 / 18
  • Öğe
    The Effects of Childhood Trauma Experiences and Attachment Styles on Cyberbullying and Victimization among University Students
    (2021) Turk, Burcu; Yayak, Aslı; Hamzaoglu, Nurcan
    The purpose of this research; to reveal the prevalence of cyberbullying and victimization among university students; to determine whether childhood traumatic experiences, attachment styles and cyber bullying and victimization levels differ in terms of some variables and to reveal the effects of childhood trauma experiences and attachment styles on cyberbullying and victimization. Personal Information Form, Experiences in Close Relationships Inventory-II (EII-II), Childhood Trauma Experience Scale (CTES) and Cyber Victimization and Bullying Scale (CVBS) were used as data collection tools in the study. A high level, positive significant relationship was found between the scores of the university students in the Cyber Victim subscale and the Cyber Bully subscale (r=.656; p=.000). There was a low level, positive significant correlation between the scores of the Cyber Victim subscale and the Avoidant Attachment and Anxious Attachment subscale (r = .129; p = .004; r = .193; p = .000). As students' avoidant and anxious attachment levels increase, their cyber victimization levels increase. In addition, a positive significant relationship was found between the scores of the students in the Cyber Victim subscale and Childhood Trauma scores (r = .286; p = .000). The results obtained in this study show that avoidant, anxious attachment styles and childhood traumatic experiences are predictive factors in terms of cyberbullying and cyber victimization. In this context, it is important for families to establish a healthy communication with their children in terms of preventing cyberbullying and victimization.
  • Öğe
    Reliability and validity studies of the Turkish version of Humor Styles Questionnaire for Children
    (Springer, 2021) Anlı, Gazanfer
    This article presents the investigation of the psychometric properties of the Turkish version of the Humor Styles Questionnaire for Children (CHSQ Turkish). Four studies were assessed using a sample of Turkish secondary school students in two different schools located in Istanbul and a total of 717 students participated in these four studies. Factor analyses and internal consistency (study 1), test-retest reliability (study 2), concurrent validity (study 3), convergent and discriminant validity (study 4) were investigated in this research. In study 1, the results of the confirmatory and exploratory factor analysis indicated that the four-factor structure (aggressive, affiliative, self-enhancing, self-defeating) of a modified 17-item version was confirmed. In addition, corrected item-total correlations (.50–.70) and internal consistency values of the four factors were acceptable (.82,.83,.80,.73, respectively). Test-retest reliabilities during a 4-week period (.69,.82,.74,.72, respectively) were adequate in study 2. In study 3, concurrent validity of the scale was supported with reference to depression and anxiety. In study 4, convergent and discriminant validity of the CHSQ Turkish were confirmed by assessing AVE, square root of AVE and correlations between four factors. Additionally, the correlations of the four factors of the scale with sensation seeking and loneliness were additional evidence for convergent validity. The CHSQ Turkish was assessed to be a valid and reliable measure.
  • Öğe
    Evaluation of mobbing perception levels of health employees
    (SAGE Publications Ltd, 2021) Hamzaoglu N.; Yayak, Aslı; Turk B.
    The objective of this study was to evaluate the mobbing perception levels of health workers, who were mobbed and to determine whether the socio-demographic characteristics of the employees made a significant difference in the perception of mobbing. Within the scope of the study, the mobbing perception levels of 516 healthcare personnel were evaluated by using relational screening model. In order to collect data, socio-demographic data form and Leymann Psychological Terrorist Scale developed by Heinz Leymann were used. As a result of the study, 70.0% of the participants who were exposed to mobbing reported that they were exposed to mobbing behaviors by their managers. The Leymann Psychological Terrorism Scale was found to be 1.49. Mobbing behaviors that affect self-disclosure and communication possibilities is the most common bullying behavior that the participants were exposed (x̄: 1.73). As a result, the data suggested that company policies rather than demographic characteristics of individuals are effective in the exposure to mobbing behaviors. It is thought that the cultural structures of the societies and the individuals’ knowledge about which behaviors can be evaluated as mobbing have an effect on the mobbing perception levels of the individuals. Accepting mobbing behaviors as a normal situation in hierarchical structure or interpersonal relationships is one of the important problems in prevention. For this reason, one of the most important steps in the prevention of mobbing is to ensure that both managers and employees are informed about mobbing.
  • Öğe
    Çevrimiçi Olumlu Sosyal Davranış Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlanması
    (2019) Anlı, Gazanfer
    Bu araştırmanın amacı ergenler için geliştirilmiş olan Çevrimiçi Olumlu Sosyal Davranış Ölçeği’nin Türk kültürüne uyarlanmasıdır. Çalışma İstanbul ilinde bulunan bir ortaokulun 6-8. Sınıflarında öğrenim gören 342 öğrenci ile yürütülmüştür. Öğrencilerin 191’i erkek, 151’i kadın olup yaş ortalaması 12.70’tir. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda 5 ve 6. maddeler her iki faktörden çıkarılmıştır. Buna göre iki faktörde 8’şer madde olmak üzere toplam 16 maddeden oluşan bir yapı elde edilmiştir. Bu yapıda iki faktör varyansın %59,791’ini temsil etmektedir. Ayrıca maddelerin faktör yük değerlerinin .47 ile .89 arasında değişmiş, DFA sonucunda ise modelin uyum indekslerinin kabul edilebilir olduğu tespit edilmiştir ($x^2\\$/sd=3,08, p<.001, RMSEA=.078, SRMR=.042, GFI=.900, CFI=.940, NFI=.914, TLI=.927). Ölçeğin iç tutarlılığı için Cronbach alfa değerleri deneyimlenen ÇOSD boyutu için .91, uygulanan ÇOSD ise .90 olduğu, tüm ölçeğin Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı ise .94 olarak bulunmuştur. Ölçeğin madde toplam korelasyonları ise .60 ile .74 arasında değişmektedir. Bu bulgular Çevrimiçi Olumlu Sosyal Davranış Ölçeği (ÇOSDÖ) Türkçe formunun geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.
  • Öğe
    Üretken Özgecilik Ölçeği Türkçe Formu’nun Psikometrik Özelliklerinin İncelenmesi
    (2019) Anlı, Gazanfer
    Bu araştırmanın hedefi Üretken Özgecilik Ölçeği’nin Türkçeye çevrilmesi ve Türkçeye çevrilen formunun psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Araştırma İstanbul ilinde yer alan bir ortaokul ve bir lisede öğrenimine devam eden toplam 386 öğrenci ile yürütülmüştür. İki farklı araştırma grubu kullanılan bu çalışmada, ilk araştırma grubu (190 öğrenci) ile doğrulayıcı faktör analizi ve açımlayıcı faktör analizi yapılmış, ikinci araştırma grubu (196 öğrenci) ile doğrulayıcı faktör analizi ve güvenirlik analizi gerçekleştirilmiştir. İlk etapta gerçekleştirilen doğrulayıcı faktör analizinin ölçeğin tek faktörlü yapısı ile uyum göstermemesi sebebi ile açımlayıcı faktör analizi uygulanmış ve iki faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Bunlardan ilki dört maddeden oluşan Amaçlı Üretken Özgecilik, ikincisi beş maddeden oluşan Beklenmedik Üretken Özgecilik olarak kaydedilmiştir. Daha sonra elde edilen bu iki faktörlü yapının test edilmesi için gerçekleştirilen doğrulayıcı faktör analizi iki faktörlü yapının model uyumunun kabul edilebilir düzeyde olduğunu göstermiştir. (??2/sd=2.23, p<.001, RMSEA=.080, SRMR= .056, GFI=.94, CFI=.93, TLI=.91). Güvenirlik analizi için ise Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı incelenmiş ve ölçeğin birinci boyutunun Cronbach alfa katsayısı .75, ikinci boyutunun Cronbach alfa katsayısı .76, tüm ölçeğin Cronbach alfa katsayısı .82 bulunmuştur. Ayrıca ölçeğin düzeltilmiş madde-toplam korelasyonlarının .47 ile .62 arasındaki değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre ölçeğin güvenilir ve geçerli bir ölçme aracı olduğu görülmüştür.
  • Öğe
    Etnik Kimlik Algısının Dört Boyutu
    (2018) Yayak, Aslı
    Sosyal kimlik yaklaşımı, bireyin kimliğini, kendisini ve diğer toplumsal aktörleri iç grup ve dış grup biçiminde kategorize ederek oluşturduğu önerisini ileri sürer. Ancak bazı araştırmacılar bu yaklaşımın özellikle çok kültürlü toplumsal yapılardaki karmaşıklığı kavramada yetersiz kalabileceğini düşünmektedir. Bunlardan biri olan Verkuyten, sosyal veya etnik kimliklerin bazı çelişik öğeler içerebileceğine işaret etmektedir. Araştırmacı, söz konusu çelişki ya da uyuşmaların analizinde Olma, Bilme, Hissetme ve Yapma olarak adlandırdığı dört temel boyuttan yararlanılabileceğini ileri sürer. Olma (being) boyutu, etnik köken, ebeveynlerin kökenleri, görünür özellikler gibi öz etiketlemeleri kapsar. Bilme (knowing) boyutu grup inançları, kültür, tarih, haklar ve normlar gibi grup kimliğine ilişkin bilgileri içerir. Hissetme (feeling) boyutu kimliğin önemi, değerlendirilmesi ve bağlılık gibi duygusal deneyimleri kapsar. Yapma (doing) boyutu ise, grup faaliyetlerine katılım, giyim, yemek alışkanlıkları gibi davranışsal öğeleri ifade eder. Verkuyten, etnik kimlik konusuna bu dört boyut yardımı ile yaklaşmanın, gruplar arası ilişkilerin karmaşık doğasını kavramamızda katkı sağlayacağını düşünmektedir.
  • Öğe
    ERGENLER İÇİN OYUN BAĞIMLILIĞI ÖLÇEĞİ KISA FORMUNUN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI
    (2018) Anlı, Gazanfer; Taş, İbrahim
    Bu çalışmanın amacı, DSM V internet oyun bağımlılığı tanı kriterleri doğrultusunda ergenler için oyun bağımlılığı ölçeğini geliştirmektir. Çalışma 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Ümraniye ilçesinde farklı sosyo-ekonomik sınıfları temsil eden iki ortaokul ve bir Anadolu Lisesinde okuyan 1022 kişi ile yürütülmüştür. Araştırmada açımlayıcı faktör analizi için Araştırma Grubu I ile doğrulayıcı faktör analizi için Araştırma Grubu II ile çalışılmıştır. Çalışmada, Lemmens, Valkenburg ve Peter (2009) tarafından geliştirilen ve Ilgaz (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan “Oyun Bağımlılığı Ölçeği” ve Beck, Epstein, Brown ve Steer (1988) tarafından geliştirilen ve Ulusoy, Şahin ve Erkmen (1996) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Beck Anksiyete Ölçeği” kullanılmıştır. Kapsam geçerliği için uzman görüşüne başvurulmuştur. Ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek için faktör analizi yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda 9 maddenin öz değeri 1’den büyük olan tek faktör altında toplandığı görülmüştür. Tek faktörün ölçeğe ilişkin toplam varyansın %42.806’sını açıkladığı görülmektedir. Ölçek maddelerinin faktör ortak varyanslarının .191 ile .579 arasında değiştiği, maddelerin faktör yük değerlerinin .437 ile .761 arasında değiştiği, madde toplam korelasyonlarının .340 ile .653 arasında değiştiği görülmektedir. Ölçek madde toplam korelasyon değerlerinin genel olarak ayırt edicilik düzeylerinin iyi olduğu görülmektedir. Doğrulayıcı analiz sonucunda elde edilen uyum indekslerinin iyi uyum verdiği görülmektedir (X 2(27) = 2.514, RMR=.045; GFI=.97; AGFI=.95; CFI=.96; IFI=.96; RFI=.92; NFI=.94; RMSEA=.054). Ölçeğin güvenirlik analizi için Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısına bakılmış ve iç tutarlılık katsayısı .81 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu ölçeğin ergenlerde oyun bağımlılığını ölçmek için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Ortaokul Öğrencilerinde Boyun Eğici Davranışlar ve Ruhsal Belirti Düzeyleri Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi
    (2018) Anlı, Gazanfer
    Bu araştırma boyun eğici davranışlar ile ruhsal belirtiler arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2016-2017 öğretim yılında İstanbul’da bulunan bazı ortaokulların 8. sınıflarında öğrenim gören 386 öğrenci ile yapılmıştır. 206’si kız ve 180’i erkek öğrenciden oluşan örneklemin yaş ortalaması 13,22 bulunmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gilbert ve Allan tarafından geliştirilip Şahin ve Şahin tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği ile Derogatis tarafından geliştirilip Türkçeye uyarlaması ise Şahin ve Durak tarafından yapılan Kısa Semptom Envanteri kullanılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucunda boyun eğici davranışların; kısa semptom envanteri alt ölçekleri olan somatizasyon, obsesif kompulsif, kişiler arası duyarlılık, depresyon, anksiyete, hostilite, paranoid düşünce, fobik anksiyete, psikotizm alt ölçekleri ile pozitif yönde anlamlı ilişkide olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra gerçekleştirilen regresyon analizinde boyun eğici davranışların yordayıcıları olarak düşmanlık, kişiler arası duyarlılık, depresyon ve fobik anksiyete boyutları tespit edilmiş, kişiler arası duyarlılık boyutunun en güçlü yordayıcı olduğu bulunmuştur.
  • Öğe
    Akademik Kendini Engelleme Ölçeği’ni Türkçeye Uyarlama Çalışması
    (2018) Anlı, Gazanfer; Taş, İbrahim; Güneş, Zehra; Yazgı, Zeynep; Sevinç, Hümeyra
    Bu çalışmanın amacı Urdan ve Midgley (2001) tarafından geliştirilmiş olan Akademik Kendini En-gelleme Ölçeği’nin Türkçeye uyarlama çalışmasının yapılmasıdır. Araştırma İstanbul ilinde iki or-taokul ve iki lisede öğrenim gören 817 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada açımlayıcı faktör analizi için 405 öğrenciyi kapsayan Araştırma Grubu I ile doğrulayıcı faktör analizi için 412 öğrenciyi kapsayan Araştırma Grubu II ile çalışılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları orijinal formda olduğu gibi tek faktörlü yapının iyi uyum verdiğini göstermiştir (??2/sd=1,12, p<.001, RMSEA=.018, RMR=.030, GFI=.992, AGFI=.981, CFI=998, NFI=975, RFI=975, IFI=998, TLI=997). Ölçeğin Cronbach alpha iç tutatlılık katsayısı .81 olarak bulunmuştur. Ölçeğin maddele-rinin ayırt etme gücünü belirlemek için yapılan madde analizine göre ölçeğin düzeltilmiş madde-toplam korelasyonları .48 ile .63 arasında değerlere sahiptir. Ölçek için yapılan geçerlik güvenirlik analiz sonuçları ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
  • Öğe
    Flört Şiddeti Üzerine Bir İnceleme
    (2020) Türk, Burcu; Hamzaoğlu, Nurcan; Yayak, Aslı
    Flört şiddeti; kişiler arası şiddet türlerinden biri olup, şiddet türleri arasında en yaygın olanlardan biridir. Flört şiddeti dünyada önemli bir sorun olup; flört şiddetinin karmaşıklığını, nedenlerini ve sonuçlarını anlamak için gösterilen çabalar önem ve gereklilik arz etmektedir. Flört şiddeti, hem ülkemizde hem de dünyada son yıllarda daha sık araştırılan bir konu hâline gelmiş olup, görülme sıklığı araştırmalara göre farklılıklar göstermiş olsa da azımsanmayacak oranlarda olduğu dikkati çekmektedir. Bu çalışmada da flört şiddeti, nedenleri, önleme çalışmalarına yönelik bir değerlendirme yapılması amaçlanmaktadır. Literatürde çeşitli tanımlamaları bulunan flört şiddetini, genel olarak, birbiriyle romantik ilişki içerisinde olan 2 kişi arasındaki şiddet olarak ifade etmek mümkündür. Flört şiddetinin nedenleri karmaşık olup, pek çok faktörün bir etkileşim içinde olmasıyla meydana geldiğini söylemek mümkündür. Flört şiddetinin risk faktörleri olarak çocuklukta istismara ve ihmale uğramak, ebeveynleri arasındaki şiddete tanıklık etmek, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargılar ve şiddete ilişkin kabullenici tutumlar geliştirilmesi gibi faktörler sayılabilir. Flört şiddetine uğrayanlarda depresyon, anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozuklukları, yeme bozuklukları, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, istenmeyen gebelikler ve düşükler, öz güvende azalma, utanç ve suçluluk duygularının oluşması, öfke patlamaları, intihar düşüncesi ya da girişimi gibi durumların sıklıkları da artmaktadır. Flört şiddeti, hem ülkemizde hem de dünyada yaygın olarak görülmekle birlikte nedenleri ve sonuçlarına ilişkin daha kapsamlı araştırmaların varlığına ihtiyaç duyulmakta, yanı sıra bireylerin sağlığını ve refahını artırmak için önleme ve müdahale programlarının geliştirilmesi de önem arz etmektedir. Flört şiddetinin hoş görülmediği bir iklim yaratmanın, kadını güçlendirmenin ve toplum içerisindeki statülerini iyileştirmenin, toplumsal normları değiştirmenin, flört şiddetine yönelik farkındalıkların artırılmasının ve flört şiddetini kabul edici tutum düzeylerini azaltmak için eğitim programlarının hazırlanmasının flört şiddetini önleme açısından önemli olduğu görülmektedir.
  • Öğe
    İNSTAGRAM KULLANIM NEDENLERİ ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ VE ÖLÇEĞİN BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ
    (2020) Anlı, Gazanfer; Sevinç, Hümeyra; Güneş, Zehra; Yazgı, Zeynep
    Bu çalışmanın amacı, İnstagram Kullanım Nedenleri Ölçeğini geliştirmek ve instagram kullanım nedenlerinin cinsiyet ve okul türüne göre değişip değişmediğini incelemektir. Çalışma İstanbul ilinde iki ortaokul ve iki lisede okuyan 878 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 336’sı (38.3%) erkek, 542’si (61.7%) kadındır. Açımlayıcı faktör analizi 442, doğrulayıcı faktör analizi ise 436 öğrenci ile yürütülmüştür. Çalışmada, İnstagram Kullanım Nedenleri Ölçeği ve Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Kapsam geçerliği için uzman görüşüne başvurulmuştur. Faktör analizi sonucunda 15 maddenin öz değeri 1’den büyük olan dört faktör altında toplandığı görülmüştür. İlk faktör popülerlik ve saygınlık, ikinci faktör eğlenme, üçüncü faktör diğerlerini takip etme ve dördüncü faktör de sorunlardan kaçış olarak belirlenmiştir. Ölçek maddelerinin faktör yük değerlerinin .65 ile .85 arasında değiştiği, madde toplam korelasyonlarının .28 ile .51 arasında değiştiği görülmektedir. Ölçek maddelerinin ayırt edicilik düzeylerinin iyi olduğu görülmüştür. Doğrulayıcı analiz sonucunda elde edilen uyum indekslerinin iyi uyum verdiği tespit edilmiştir (X2 /sd = 3.40, RMSEA = 0.07, SRMR = 0.05, IFI = 0.90, CFI = 0.90, GFI = 0.92, AGFI = 0.89). Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı .82 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu ölçeğin ergenlerde instagram kullanım nedenlerini ölçmek için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu anlaşılmıştır.
  • Öğe
    Stendhal (Florence) syndrome as an unclassified disorder
    (Kamala-Raj Enterprises, 2019) Yayak, Aslı
    The first aim of this paper is to discuss human-art relations basically. In this paper, literature related to Stendhal syndrome as pertaining to art psychology will be reviewed and information on the subject will be compiled. The necessity of doing art is widely defined in society as a form of self-disclosure by an individual. The definition of art according to scientists is art as self-actualization. The other discussed concept in this paper is Stendhal (Florence) syndrome. It’s known as a city syndrome. Stendhal syndrome, also known as Florence syndrome, describes a physical disease that afflicts those who behold works of art in Florence, Italy. The symptoms are dizziness, palpitations, hallucinations, orientation disorder, loss of identity and physical burnout.These clinical features manifest in patients who encounter rich Italian culture and historically important characters. © Kamla-Raj 2019
  • Öğe
    Examining the predictive role of authenticity on internet addiction in turkish high school students
    (Horizon Research Publishing, 2018) Anlı, Gazanfer
    The aim of this research is to examine the predictive role of authenticity in internet addiction. The research was carried out with 420 high school students (280 females and 140 males). The data were obtained by using the Internet Addiction Scale and the Authenticity Scale. Correlation and multiple regression analysis were performed in which the dependent variable was internet addiction and the independent variables were subscales of authenticity. Correlation analysis showed that internet addiction was correlated negatively with authentic living and positively with self-alienation and accepting external influence. According to the results of the multiple regression analysis, self-alienation entered the equation first, accounting for 21% of the variance in predicting internet addiction. Authentic living entered on the second step accounting for an additional 7% variance. Accepting external influence entered on the third step accounting for an additional 3% variance. The standardized beta coefficients indicated the relative influence of the variables in last model with self-alienation, authentic living, and accepting external influence, all significantly influencing internet addiction and self-alienation was the strongest predictor. © 2018 by authors, all rights reserved.
  • Öğe
    Adaptation of the prosocial behavioral intentions scale for use with Turkish participants: Assessments of validity and reliability
    (Springer, 2019) Anlı, Gazanfer
    This study adapted and investigated the psychometric properties of the Prosocial Behavioral Intentions Scale (PBIS) in a Turkish sample in four sub-studies. Findings of a confirmatory factor analysis (Study 1), and tests of internal consistency and test-retest reliability (Study 2), concurrent validity (Study 3), convergent, and discriminant validity (Study 4), have been presented in this article. The confirmatory factor analysis conducted in Study 1 indicated that the unidimensional-factor structure had the best fit to the data. Study 2 found that the internal consistency value was acceptable and test-retest reliability over a 4-week period was adequate. Study 3 supported the concurrent validity of the Turkish PBIS with reference to altruism and empathy. In Study 4, convergent validity was established based on the correlation between the Adult Prosocialness Scale (APS) and Turkish PBIS. Factor loadings and t-values of the items, composite reliability (CR), and the Average Variance Extracted (AVE) value of the Turkish PBIS were optimal. Discriminant validity was confirmed based on the correlation between the Turkish PBIS and Social Appearance Anxiety Scale (SAAS), with adequate cross-loadings of the PBIS and the Fornell and Larcker criterion. Thus, the Turkish PBIS was found to be a brief, valid, and reliable measure of prosocial behaviors.
  • Öğe
    The use of virtual reality (VR) exposure for reducing contamination fear and disgust: Can VR be an effective alternative exposure technique to in vivo?
    (Elsevier, 2020) Inozu, Mujgan; Celikcan, Ufuk; Akin, Burcin; Mustafaoğlu Çiçek, Nuray
    Background and objectives: Virtual reality (VR) has become a new tool in psychological research and application. Although several studies have investigated its triggering and reducing role in anxiety via VR-based exposure and response prevention (VR-ERP) across different psychopathologies, its efficiency in contamination fear and reduction of disgust are yet to be examined. The study contributes to the field by investigating the effectiveness of the VR-ERP on the reduction of anxiety, disgust and urge to wash levels using an experimental design. Methods: A total of 21 non-clinical participants with high contamination fear were randomly assigned to experimental (n = 9) and control (n = 12) groups. The experimental group was exposed to repeated VR-ERP sessions. Results: After a minimum of three VR-ERP sessions, the experimental group scored significantly lower than the control group on the anxiety, disgust, and urge to wash hands scores. Limitations: A small sample size, an analogue sample, and a generic virtual scenario content were potential limitations of the study. Conclusions: The results indicated that the VR-ERP can be an efficient and alternative exposure tool in the reduction of anxiety, disgust, and urge to wash hands. The theoretical and clinical applications of the VR-ERP in the treatment of contamination-based OCD symptoms were discussed in light of our findings.
  • Öğe
    Conflict resolution styles as predictors of marital adjustment and marital satisfaction: an actor-partner interdependence model
    (Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2020) Unal, Ozge; Akgün, Serap
    The aim of the study was to examine the mediating role of marital adjustment on the relationship between conflict resolution styles and marital satisfaction in terms of actor and partner effects. It was hypothesized that the marital adjustment mediates the effect of conflict resolution styles on marital satisfaction. One hundred and fifty-five married couples participated in the study. Conflict Resolution Styles Inventory, Revised Dyadic Adjustment Scale, and Relationship Satisfaction Scale were used to collect the data. The hypotheses were tested using Actor Partner Interdependence Model (Kenny et al.,2006). According to the results, both wives' and husbands' positive problem-solving styles predicted their own marital satisfaction via marital adjustment. In addition, husbands' positive and negative problem-solving styles predicted both their own and their wives' marital satisfaction through marital adjustment.
  • Öğe
    Comparative analysis of the WISC-IV in a clinical setting: ADHD vs. non-ADHD
    (Elsevier France-Editions Scientifiques Medicales Elsevier, 2021) Unal, D.; Mustafaoğlu Çiçek, Nuray; Cak, T.; Sakarya, G.; Artik, A.; Karaboncuk, Y.
    Background: The Wechsler Intelligence Scale for Children, 4th edition (WISC-IV) is a useful tool for revealing differences in cognitive ability. Using the WISC-IV, the study investigated the intelligence profile of Turkish children diagnosed with ADHD and compared their profile with that of a non-ADHD clinical sample. Method: On the basis of the records of 257 drug-naive patients (6-12 years of age), ADHD (n = 154) and non-ADHD (n = 103) clinical groups were compared with respect to sociodemographic variables and WISC-IV scores. Results: The non-ADHD clinical group had higher full scale, index, and subtest scores, except for their scores in the Comprehension subtest. The scores on Working Memory, Processing Speed Indices, Similarities, and Matrix Reasoning subtests were especially lower in the ADHD group than in the non-ADHD group. The Similarities, Matrix Reasoning, and Digit Span subtests classified 83% of the children as having ADHD and identified 43.7% of the non-ADHD clinical controls. Conclusion: In our study, we found differences in the WISC-IV profiles of the Turkish patients with ADHD. Moreover, the WISC-IV profile of the non-ADHD clinical group was different than that of the ADHD group. More prospective studies with larger groups of ADHD patients and further evaluations of executive function deficits can help clinicians better understand the differences in WISC-IV profiles. (C) 2020 French Society of Pediatrics. Published by Elsevier Masson SAS. All rights reserved.
  • Öğe
    The role of disgust proneness and contamination-related thought-action fusion in mental contamination-related washing urges
    (Springer, 2021) Inozu, Mujgan; Bilekli Bilger, İlgün; Trak, Ezgi
    Previous studies associated disgust proneness and thought-action fusion with mental contamination. The present study aims to investigate the associations among disgust propensity, disgust sensitivity, contamination-related thought-action fusion, mental contamination, and related factors, including internal/external negative emotions and washing urges. One hundred eighty female participants filled out the questionnaires assessing disgust proneness and contamination-related thought-action fusion and rated their baseline feeling of dirtiness and negative emotions. They listened to an audiotape instructing them to conceive themselves being subject to a nonconsensual kiss attempt by a male and rated their mental contamination, negative emotions, and the urge to wash levels. The path analysis indicated that disgust propensity and contamination-related thought-action fusion were significantly associated with disgust sensitivity. Their association with the urge to wash was positively mediated by mental contamination and negative emotions. This is the first study examining the above-mentioned cognitive and affective factors in a mediation model using a non-Western population. Our findings are crucial for understanding mental contamination and washing behavior.