Bursa Teknik Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@BTÜ, Bursa Teknik Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Bor nitrür ile güçlendirilmiş yağ asidi amid katkısının asfalt modifikasyonunda kullanılabilirliğinin araştırılması
(Bursa Teknik Üniversitesi, 2024) Özdemir, Ahmet Münir; Yılmaz, Bahadır
Esnek üstyapılar, aşırı ve tekrarlı trafik yükleri, sıcaklık değişimleri, tasarım hataları, ultraviole ışınlar, çevresel ve kimyasal etkiler gibi sebeplerden dolayı bozulmaya uğramaktadırlar. Söz konusu bozulmalardan büyük oranda asfalt bağlayıcı sorumlu olup viskoelastik ve termoplastik yapısı onu bozulmalara karşı zayıf kılmaktadır. Asfalt bağlayıcının istenilen davranışta ve performans seviyesinde olması amacıyla çeşitli katkı maddeleri kullanılarak modifikasyonu sağlanmaktadır. Bu çalışmada atık hayvansal yağın diamin yapılarıyla rejenere edilmesiyle elde edilen katkı maddesinin asfalt bağlayıcı ve karışımı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Katkı maddesine termal özelliklerini ve yapısal stabilitesini artırmak amacıyla hekzagonal bor nitrür ilave edilmiştir. Bor nitrür takviyeli yağ asidi diaminleri ve bu maddenin asfalt bağlayıcıya muhtelif oranlarda ve uygun şartlarda ilave edilmesi sonrası elde edilen modifiye bağlayıcılar ve karışımlar üzerinde bir dizi laboratuvar çalışması gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen katkı maddesinin yapısal karakterizasyonu, Nükleer Manyetik Rezonans (NMR), Fourier Dönüşümü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR) ve Termogravimetrik (TG) analiz yöntemleri ile ortaya konulmuştur. Modifiye bağlayıcıların morfolojik özelliklerini belirlemek amacıyla Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), modifikasyon mekanizması ve termal performanslarını belirlemek amacıyla FT-IR ve TG analizleri gerçekleştirilmiştir. Bağlayıcılar üzerinde Dinamik Kayma Reometrisi (DSR), Dönel İnce Film Halinde Yaşlandırma (RTFOT), Dönel Viskozimetre (RV), Basınçlı Yaşlandırma Kabini (PAV), Eğilme Kirişi Reometrisi (BBR) ve geleneksel bağlayıcı deneyleri uygulanmıştır. Marshall dizayn yöntemine göre hazırlanan karşımlar üzerinde Marshall Stabilite ve Akma, Dolaylı Çekme, Su Hasarı, Dolaylı Çekme Mukavemeti, Statik Sünme, Dinamik (Tekrarlı) Sünme, Dolaylı (İndirek) Çekme Yorulma ve Nicholson Soyulma deneyleri uygulanmıştır. Sonuçlar, katkı maddesinin asfaltın kıvamını, kalıcı deformasyon dayanımını, yaşlanma ve yorulma direncini, esneklik ve yük taşıma kabiliyetini, soyulma direncini ve adezyon performansını, düşük sıcaklık dayanımını artırdığı belirlenmiştir. Katkı içerisindeki ideal bor nitrür oranının %10 olduğu, asfalt modifikasyonu için ideal katkı oranının ise %2 olduğu tespit edilmiştir. Bor nitrürürün asfalt ağırlığınca oldukça düşük bir miktarının asfalt performansı üzerindeki etkisi tatmin edici düzeydedir.
Depremlerin kapalı ortam radon konsantrasyonuna etkisinin araştırılması: Kahramanmaraş örneği
(Bursa Teknik Üniversitesi, 2024) Umutkan, İlayda; Özen, Songül Akbulut
6 Şubat 2023 tarihinde, Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde büyük bir sismik hareketlilik gözlemlenmiştir. Kahramanmaraş il sınırlarında yer alan Pazarcık ve Elbistan ilçeleri, sırasıyla 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde iki güçlü depremle etkilenmiştir. Bu büyük depremler, artçı sarsıntılarla birlikte süregeldi. 20 Şubat 2023 tarihinde, Hatay ilinin Yayladağı ilçesinde, 6,4 büyüklüğünde başka bir deprem daha meydana gelmiştir. Bu çalışmada, Kahramanmaraş'da meydana gelen depremler sonrasındaki artçı sarsıntıların, kapalı ortamlarda radon gazı konsantrasyonları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Radon gazı, depremler sonrası yer kabuğunda oluşabilecek yapısal değişiklikler nedeniyle yer yüzeyine salınımını artırabilir ve bu durum halk sağlığı için önemli bir çevresel risk oluşturabilir. Çalışma kapsamında, 25 Şubat 2023 ile 9 Temmuz 2023 ve 1 Ağustos 2023 ile 19 Aralık 2023 tarihleri arasındaki iki dönemde, kapalı alanlarda CR-39 radon dedektörleri kullanılarak pasif radon gazı ölçümleri gerçekleştirilmiştir. İlk etapta yapılan ölçümler sonucunda, Hatay ilinde ortalama 139 Bq/m³, Adana ilinde 61 Bq/m³ ve Gaziantep ilinde 89 Bq/m³ değerlerinde radon konsantrasyonlarına rastlanmıştır. İkinci etapta yapılan ölçümler sonucunda ise, Şanlıurfa, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Gaziantep illerinde sırasıyla 60, 51, 33, 38 ve 39 Bq/m³ ortalama radon seviyeleri ölçülmüştür. İki ölçüm dönemi arasındaki verilerin ortalaması alındığında, bölgedeki ortalama radon konsantrasyonu 64 Bq/m³ olarak belirlenmiştir. Bu radon seviyesi dikkate alındığında, yıllık etkin doz eşdeğeri 1,61 mSv olarak hesaplanmıştır. Gaziantep dışında, diğer illerde aynı adreslerde iki etapta da örnekleme yapılamadığı için bu illerdeki radon konsantrasyonlarına depremin etkisini değerlendirmek güçtür. Ancak Gaziantep özelinde yapılan değerlendirmede, ilk etapta ölçülen 89 Bq/m³ değerinin ikinci etapta 39 Bq/m³'e düşmesi dikkat çekicidir. İlk etapta, Gaziantep'teki 9 farklı adreste radon konsantrasyonları 100-301 Bq/m³ aralığında ölçülmüş, bir adreste ise 1023 Bq/m³ değerine ulaşılmıştır. Bu değerler, 2014 yılında TAEK'in Gaziantep için belirlediği 50 Bq/m³'lük ortalamanın üzerinde olup, depremin Gaziantep'te kapalı ortam radon konsantrasyonuna azda olsa artırıcı etkisi olduğuna atfedilebilir. Benzer şekilde, Hatay ilinde ilk etapta bir adreste ölçülen 437 Bq/m³ değeri, TAEK'in Hatay için belirlediği 50 Bq/m³'lük ortalama değeri çok aşarken, ikinci etapta Malatya ilinde 239 Bq/m³ değerinin TAEK'in Malatya için belirlediği 48 Bq/m³ değerinden önemli ölçüde yüksek olduğu gözlemlenmiştir.
İş yaşamında yapay zekanın etkisi: Örnek robotik süreç otomasyonu çalışması
(Bursa Teknik Üniversitesi, 2024) Merttürk, Özkan; Altuntaş, Volkan
Günümüz iş dünyasında, işletmelerin rekabet avantajı elde etmek ve operasyonel verimliliklerini artırmak için dijital dönüşüm çabalarına odaklandığı bir döneme tanık olmaktayız. Bu dijital dönüşüm sürecinde, otomasyon teknolojileri önemli bir role sahip olmuştur. Özellikle, Robotik Süreç Otomasyonu (RPA), işletmelerin manuel ve tekrarlayıcı iş süreçlerini otomatikleştirmelerine olanak tanıyan bir teknoloji olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın amacı, RPA'nın işletmelerdeki dijital dönüşüm sürecindeki rolünü ve etkisini derinlemesine incelemektir. RPA, işletmelerin operasyonel verimliliklerini artırmak, maliyetleri düşürmek ve çalışanların daha stratejik görevlere odaklanmalarını sağlamak gibi çeşitli avantajlar sunmaktadır. Ancak, RPA'nın uygulanması ve entegrasyonu çeşitli zorluklarla da karşılaşabilir. Teknik altyapı, süreç analizi ve uygun kullanım durumlarının belirlenmesi gibi faktörler, RPA'nın başarılı bir şekilde kullanılmasını zorlaştırabilir. RPA'nın tanımı ve kapsamının yanı sıra, bu teknolojinin tarihsel gelişimi ve evrimi de incelenmelidir. RPA'nın geçmişten günümüze olan gelişimi, teknolojinin işletmeler üzerindeki etkilerini anlamak ve gelecekteki kullanım potansiyelini değerlendirmek açısından önemlidir. Ayrıca, RPA'nın özellikleri, bileşenleri ve işleyişi gibi teknik yönleri, teknolojinin nasıl çalıştığını ve nasıl uygulandığını anlamak açısından ayrıntılı bir şekilde ele alınmalıdır. Dijital dönüşümün hızla devam ettiği günümüzde, işletmelerin RPA gibi otomasyon teknolojilerine yatırım yaparak rekabet avantajı elde etme potansiyeli artmaktadır. Ancak, RPA'nın başarılı bir şekilde uygulanması ve entegrasyonu için kapsamlı bir strateji ve planlama gerekmektedir. Bu çalışma, işletmelerin RPA'nın potansiyelinden en iyi şekilde yararlanmalarına yardımcı olmak için gerekli adımları, örnek bir uygulama ile sunmayı amaçlamaktadır. Sonuç olarak, bu tez, RPA'nın dijital dönüşüm sürecindeki rolünü anlamak ve işletmelerin bu teknolojiden nasıl en iyi şekilde faydalanabileceğini belirlemek için kapsamlı bir inceleme ve örnek bir uygulama sunacaktır. Bu çalışma, RPA'nın işletme performansı, rekabetçi avantajlar ve operasyonel verimlilik üzerindeki etkilerini değerlendirerek, gelecekteki araştırmalar ve uygulamalar için önemli bir temel oluşturacaktır. Günümüz iş dünyasında, işletmelerin karşılaştığı tekrarlayıcı ve zaman alıcı iş süreçleri, operasyonel verimliliklerini düşürebilir ve kaynakları israf edebilir. Manuel işlemler ve rutin görevler, insan hatalarına ve işletme içi ek maliyetlere yol açabilir. Ayrıca, sürekli artan rekabet ortamında, çevik davranma ve esneklik gibi faktörler işletmeler için hayati önem taşımaktadır. Örneğin FMCG (Fast Moving Consumer Goods - hızlı tüketilen tüketici ürünleri) sektöründe sistemde yapılacak sipariş tarihi değişikliği, sıkça karşılaşılan, tekrar eden ve zaman alan bir işlem olarak öne çıkmaktadır. Bu tür değişiklikler, genellikle manuel olarak gerçekleştirilmekte ve insan kaynağı ile desteklenmektedir. Ancak, manuel işlemlerin yoğunluğu ve karmaşıklığı, bu sürecin verimliliğini azaltmakta ve hatalara daha açık hale getirmekte, her bir değişiklik için ayrı bir zaman ve kaynak harcanması, işletmelerin operasyonel verimliliğini olumsuz etkilemektedir. Bu durum, işletmelerin rekabet avantajını elde etmesini ve karlılığı artırma çabalarını kısıtlamaktadır. Sipariş tarihi değişiklikleriyle ilgili süreçlerde insan gücü ve kaynaklarının kullanılması, işletmenin maliyetlerini artırmış ve operasyonel hızının azalmasına sebebiyet vermektedir. Ayrıca, manuel süreçlerin hatalara açık olması, müşteri memnuniyeti ve lojistik operasyonlar üzerinde olumsuz bir etki yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı, perakende şirketindeki iş süreçlerinde örnek bir çalışma yapılarak sipariş tarihi değişikliklerinde Robotik Süreç Otomasyonunun verimliliğini, destek hizmetlerindeki etkisini araştırmakla birlikte maliyet tasarrufunu belirlemektir. Mevcut insan kaynağı ile Robotik Süreç Otomasyonunda yer alan robotların karşılaştırılması sonucunda, maliyet ve zaman tasarrufunun ölçülmesi yapılarak, iş süreçlerine katkısının hangi düzeyde olduğu tespit edilecektir. Ayrıca, iş süreçlerinin Robotik Süreç Otomasyonuna devredilmesinin ardından, iş süreci dışındaki kazanımların tespiti yapılacaktır. Bu çalışma aynı zamanda, Robotik Süreç Otomasyonunun iş süreçlerine olan katkısıyla birlikte sürdürülebilirliğinin, alt yapı ve entegre sistemler ile güçlendirilerek, diğer iş kollarına entegre edilmesinin fayda sağlayıp sağlamadığını da belirlemeyi amaçlamaktadır.
Poz tahmini için sensör tabanlı bir sistem tasarımı ve uygulaması
(Bursa Teknik Üniversitesi, 2024) Bilir, Emin Berat; Özden, Mustafa
Fiziksel hareketlerin dijital ortamlarda gerçek zamanlı olarak modellenmesi son yıllarda gelişmekte olan bir konudur. Elektronik alanındaki hızlı gelişimler, gerçekliğin dijital ortama dönüştürülmesinde kolaylık sağlamaktadır. İnsan vücudunun eklem bölgelerinin hareketlerinin dijital ortama aktarılması, hem tıbbi uygulamalarda hem de insan vücudu ile senkronize çalışan diğer sistemlerde kritik bir rol oynamaktadır. Eklem hareketlerinin hassas ve hızlı bir şekilde dijital ortama aktarılması, tıbbi teşhis ve tedavi süreçlerinde daha hızlı ve doğru sonuçlar elde edilmesini sağlamaktadır. Tıbbi alanlarının dışında insan-robot etkileşimi gibi alanlarda da kullanılması önemli avantajlar sunmaktadır. İnsan vücudu ile senkronize bir şekilde çalışabilen bu sistemler, insanların zorlandığı görevleri daha yapılabilir duruma getirmekle kalmaz, aynı zamanda insanların potansiyel zarar görmesini de engelleyebilmektedir. Bu tez çalışmasında, insan vücuduna ait pozların tahmini için bir sistem geliştirilmesi amaçlanmıştır. Sistemin hem elektronik hem de yazılım bileşenleri bulunmaktadır. Tasarlanan elektronik sistem insan vücudu üzerinde on bölgeye yerleştirilecektir. Elektronik sistem üzerinde mikrodenetleyici, IMU sensör, Wi-Fi modülü ve diğer bileşenler bulunmaktadır. IMU sensörler kullanılarak insan vücudu üzerinden eğim değerleri alınarak Wi-Fi modülü ile bir veritabanına gönderilmektedir. Bilgisayar ortamında ise, tasarlanan bir arayüz programı ile bu sensör verileri veritabanından alınarak bir yapay sinir ağı modeli ile tahmin etme işlemi gerçekleştirilmektedir. Tahmin sonucunda ise, tahmin edilen pozun görsel ve sayısal bilgileri aynı arayüz programında gösterilmektedir. Tasarımda, elektronik sistemler tamamen modüler olarak kullanılmıştır. Besleme kaynağı olarak LiPo pil kullanılmıştır. Yapay zeka modeli eğitilmesi için gerekli veri setleri elektronik cihazın veri seti üretimi bölümü ile gerçekleştirilmiştir. IMU sensör verileri mikrodenetleyici hafızasında tutulmaktadır. Bu veriler yapay zeka modelinin eğitimi için girdi olarak verilmiştir. Sistemin eğitimi için 300.000 sensör verisi elde edilmiş ve sonuç olarak 10 poz için %90 doğrulukla poz tahmini gerçekleştirilmiştir.
Şebeke bağlantılı batarya uygulaması için yapay sinir ağı tabanlı boost inverter topolojisi
(Bursa Teknik Üniversitesi, 2024) Abdı, Abdılahı Ahmed; Ertekin, Davut
Bu çalışma, verimliliği ve performansı artırmak amacıyla yapay sinir ağları (ANN) ile kontrol edilen yeni bir kaskatlı yükseltici dönüştürücü önermektedir. Kaskatlı yapı, daha yüksek gerilim kazancı sağlarken aynı zamanda daha düşük akım dalgalanmasını koruyarak enerji depolama ve dağıtım sistemlerinde optimum çalışma koşullarını garanti eder. Bu dönüştürücü, düşük gerilimli batarya çıkışlarını yükselterek şebeke ile sorunsuz entegrasyon sağlamak üzere tasarlanmıştır. Gerilim yükseltmenin ötesinde, bu kaskatlı topoloji, güç kalitesini iyileştirir, dinamik tepkiyi artırır ve bileşen üzerindeki stresi minimize eder. Verimlilik ve güvenilirliğin ön planda olduğu şebekeye bağlı batarya uygulamalarını geliştirmek açısından bu yenilik büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, şebekeye bağlı batarya uygulamaları için yapay sinir ağı (YSA) tabanlı bir yükseltici evirici topolojisi geliştirilmiştir. İlk aşamada, verimlilik ve performansı artırmak amacıyla bir yükseltici konvertör tasarlanmıştır. Ardından, bu konvertöre bir evirici ve LC filtresi eklenmiştir. Son aşamada, sistemin dinamik ve adaptif kontrolünü sağlamak için YSA entegre edilmiştir. Yükseltici konvertör, düşük gerilimli batarya çıkışını daha yüksek bir gerilime dönüştürerek evirici girişine uygular. İnvertör ise DC gerilimini AC gerilimine çevirerek şebeke bağlantısını sağlar. LC filtresi, çıkış dalga formunu iyileştirir ve harmonik bozulmayı azaltır. YSA, sistemin performansını optimize etmek ve değişken yük koşullarına uyum sağlamak amacıyla kullanılmıştır. MATLAB/Simulink simülasyonları, önerilen sistemin önceki tekniklere göre daha verimli ve kararlı olduğunu göstermektedir. YSA tabanlı kontrol tekniği, evirici çıkışını ve sistem performansını artırmaktadır. Ayrıca, yükseltici evirici mimarisindeki YSA, değişken şebeke koşulları altında optimum performansı sağlamak için gerçek zamanlı izleme ve adaptif kontrol imkanı sunmaktadır. Bu adaptif kapasite, güç kaynağı güvenilirliğini ve sistemin dinamik yük değişimlerine karşı dayanıklılığını artırmaktadır. Araştırmalar, YSA'nın daha iyi ve verimli kontrol yöntemleriyle güç elektroniğinde devrim yaratabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, yapay sinir ağı tabanlı yükseltici evirici mimarisi, gelecekteki yenilenebilir enerji ve batarya yönetim sistemi entegrasyonu araştırmalarına önemli bir katkı sağlayacak potansiyele sahiptir.




















