Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • DSpace İçeriği
  • Analiz
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Mert, Melek Kaymaz" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 16 / 16
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Acceptable women of Müfide Ferit: A blend of nationalism and feminism
    (Alexandru Ioan Cuza Univ Iasi Fac Philosophy & Social-Political Sciences, 2025) Mert, Melek Kaymaz
    From the Second Constitutional Monarchy to the early years of the Republic, M & uuml;fide Ferit Tek was one of the significant woman writers. Her feminism is a fusion of nationalism and feminism, which is quite different even if she is cited among feminist writers. Her conception of feminism differed from that of many of her counterparts and from what is understood now. Her works presented a strong, patriotic, self-reliant woman who was loyal to her own principles and stood on her own two feet as the ideal of an acceptable lady. This article is particularly interested in the feminist views of M & uuml;fide Ferit. The purpose of this study is to examine how M & uuml;fide Ferit Tek contributed to the history of feminism in Turkey by fusing nationalism and feminism from the late Ottoman era to the Republic. M & uuml;fide Ferit, a significant woman author of the late Ottoman and early Republic period, approached feminism from a unique angle and made a clear contrast between women who were acceptable and those who were not in her writings.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Avrupa ve Türkiye’den Örnekleriyle Kadın Dostu Kentler
    (Yusuf ERTUĞRAL, 2021) Mert, Melek Kaymaz
    Kadınlar, bir kentte yaşayan ve o kentin en az yarısını oluşturan bireyler olarak geçmişte ve günümüzde erkekler ile eşit haklara sahip olamamışlar, yaşadıkları kente ait verilmesi gereken önemli kararlarda yeterli derecede söz sahibi olamamışlardır. Bu gerçekten hareketle ortaya atılan ‘Kadın dostu kent (Women friendly city) kavramı, kadınların yaşadıkları bu sorunların çözülmesi ve eşit haklar elde edebilmeleri için ortaya atılmış bir kavramdır. Kadınların yerel yönetimler içerisinde yeterince aktif yer alabilmeleri, önemli karar alma süreçlerine dâhil olabilmeleri, kentlerin planlanmasında kendileri lehine kararlar alınması ve bu kararların titizlikle uygulanması kadınlar adına yaşam alanı oluşturulması için oldukça gereklidir. Bu çalışmanın amacı, ’kadın dostu kent ’kavramının ortaya çıkışını ve tarihsel süreçleri inceleyerek, Avrupa’da ve Türkiye’de örnek olarak gösterilebilecek şehirlerdeki iyi uygulamaları ortaya koymaktır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Ebeveynlerin Yabancı Dil Öğretmeni Seçimlerinin Toplumsal Cinsiyet Açısından Bir Değerlendirilmesi
    (Sakarya University, 2025) Mert, Melek Kaymaz; Ketancı, Pınar
    Ebeveynler çocuklarının ilk rol modelleridir ve çocukların cinsiyet algılarını etkileme potansiyeline sahiptirler. Bu çalışmanın amacı ebeveynlerin cinsiyet eşitliği algılarını araştırmak ve cinsiyet algılarının çocuklarının yabancı dil öğretmeni seçimlerini etkileyip etkilemediğini görmektir. Karma yöntem araştırma deseni benimsenen araştırmaya örneklem olarak seçilen 189 ebeveyn (110 anne, 79 baba) katılmıştır. Cinsiyet rolleri ve yaşam değerlerine ilişkin görüşlerini ölçmek için bazı sosyodemografik sorular kullanıldı. Nicel veriler “Cinsiyet Eşitliği Ölçeği” aracılığıyla toplanmış, tanımlayıcı istatistikler ve Mann-Whitney U testi kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca açık uçlu sorular aracılığıyla nitel veriler toplanmış ve Tematik Analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, ebeveynlerin cinsiyet eşitliğine inandığını ve bu doğrultuda yabancı dil öğretmeninin mesleki niteliklerinin ve kişilik özelliklerinin cinsiyetten daha fazla ön plana çıktığını gösterdi. Katılımcıların çoğunluğu cinsiyete eşitlikçi bir yaklaşım sergilerken, %15,9'u cinsiyetçi ve ayrımcı bir tutum sergiledi. Araştırmanın bulguları ebeveynlerin cinsiyet rollerini nasıl algıladıklarına ışık tutması açısından son derece önemlidir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Farklı Liberal Anlayışların Devleti Konumlandırışı Üzerine Bir Karşılaştırma
    (Ozan ÖRMECİ, 2022) Mert, Melek Kaymaz
    Tarihte Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler disiplini içerisinde ortaya çıkan ilk teorilerden biri olan Liberalizm, diğer ana akım teorilerinden devletin konumuna olan bakış açısı ile ayrılmıştır. Zaman içerisinde ortaya çıkan farklı liberal görüşler, devleti konumlandırmak konusunda da farklılaşmışlardır. İlk olarak devletlerarası ilişkileri anlamak ve düzenlemek hedefi güden Klasik Liberalizm teorisi, devleti bireylerin yaşamına müdahale etmemesi gereken bir varlık olarak görürken, ekonomide serbest ticarete ve bireylerin özel mülkiyet hakkına büyük önem atfeden Ekonomik Liberalizm, devletin ekonomiye olan müdahalesinin yanlışlığını vurgulamıştır. Bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasının anayasal düzen ve demokrasi ile mümkün olduğunu savunan Cumhuriyetçi Liberalizm, devleti bütün bu değerlerin koruyucusu olarak görmüştür. 1980 sonrası ortaya çıkan neoliberal görüş, serbest piyasa ekonomisinin en önemli destekçisi olarak, piyasaya devlet müdahalesinin en az seviyede olması gerektiği üzerinde durmaktadır. Diğer bir liberal görüş olan Sosyal Liberalizm ise oldukça farklı bir yaklaşım takınmış ve devletin piyasada ve toplumsal hayatta olumlu yönde otoritesini kullanması gerektiğini vurgulamıştır. Bunların dışında ortay çıkan Chicago Okulu ve Virginia Okulu gibi liberal görüşler sınırlı bir devlet anlayışını vurgularken, Liberteryenizm, Anarko-kapitalizm ve Agorizm gibi liberal görüşler devletin varlığını ya minimal düzeyde kabul eder, ya da tamamen devletsiz bir toplum önerir. Betimleyici ve karşılaştırmalı bir yöntemin kullanıldığı bu çalışmanın amacı, en eski Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler teorilerinden biri olan Liberalizm’in, zaman içerisinde ortaya çıkan farklı türlerini inceleyerek, bu farklı anlayışların devlete olan bakışını ortaya koymaktır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    II. Meşrutiyet ’ten Cumhuriyet’in İlanına Kadar İstanbul’da Kamusal Alanda Kadınlar
    (2023) Mert, Melek Kaymaz; Gençal, Emine Kaymaz
    1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanı ile Osmanlı İmparatorluğu’nda birçok değişim ve dönüşüm gerçekleşmiştir. Bu dönüşüm, kadınları da içine alacak şekilde yayılmış, daha önce görülmemiş birçok gelişmenin önünü açmıştır. İttihat ve Terakki Fırkasının, kadınları modernleşmenin ve Batılılaşmanın bir aracı olarak gören bakış açısı, kadınların toplumsal yaşamdaki varlığını geçmişe nazaran kolaylaştırmıştır. Bu bağlamda İstanbul’un kadınların kamusal alanda varlığı konusundaki önemi büyük olmuştur. II. Meşrutiyet döneminden Cumhuriyet’in ilanına İstanbul’da kadınlar dernekler kurmuş ve dergiler çıkarmıştır. İstanbul’da yeni açılan okullarda kız çocuklarının okuyabilmeleri, meslek sahibi olabilmeleri için yeni fırsatlar doğmuştur. Ayrıca İstanbul sınırları içerisinde kadınlar iş gücüne katılmışlar, memuriyet hayatına geçmişlerdir İmparatorluğun başkenti olan İstanbul adeta kadınların kamusal alandaki görünürlüğünün de başkenti haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar İstanbul’un kadın tarihindeki yerini ve önemini anlatmaktır. Bu bağlamda 1908-1923 yılları arasında İstanbul’da kadınların kurdukları dernekler, çıkardıkları dergiler, kadınlar adına yürütülen eğitim faaliyetleri ve iş gücüne katılımları; arşiv belgeleri ışığında incelenecektir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Infrahumanization and Dehumanization of Women in Turkish Comedy Films as an Element of Comedy
    (Univ Pittsburgh, Univ Library System, 2025) Mert, Melek Kaymaz; Turedi, Humeyra
    This article's goal is to use the ideas of infrahumanization and dehumanization to describe how women are portrayed in Turkish comedies. Dehumanization is the process of describing a person with animalistic or robotic traits. Like dehumanization, infrahumanization is the belief that one's own group has more complex emotions than others, while members of the other group merely have animal-like innate feelings. Turkish women were portrayed as less human in this context, and this study explores whether this impression exists. The narrative analysis method was used to study popular comedy films shot between 1970 and 1979 to arrive at the answer to the query. Twenty Turkish comedy films were analyzed, and it was shown that both dehumanization and infrahumanization occurred.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Looking at Post-Colonial Feminism: A Reading through the Views of Maria Mies
    (2024) Mert, Melek Kaymaz
    Post-colonial feminism was born as a reaction to Western feminism. Feminist movements created by Western ways of thinking did not address the problems of non-Western women. Therefore, in countries freed from colonialism, a new feminist movement emerged that addressed the problems of non-Western women. This movement, called postcolonial feminism, addresses the problems experienced by women in postcolonial societies from different perspectives, not in a Western and uniform way. Postcolonial feminism criticizes the patriarchal system to which women are subjected in former colonial countries, along with global capitalism, which brings about gender-based labor exploitation, and in this context, it differs from Western feminism. Although Maria Mies was a Western woman, she focused on the problems of \"other\" women and looked for the source of the problem not only in patriarchy, but also in global capitalism and labor exploitation. The purpose of this study is to look at postcolonial feminism through her feminist approach.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Looking at the Policies of National Identity Construction in the Democratic Party Era
    (2024) Mert, Melek Kaymaz; Bolaman, Nergiz Başeğmez
    Identity is a concept that describes the characteristics of an individual. Nations, as well as individuals, have identities. When the ruling parties accede, they try to build a national identity in line with their own views and identities of nations are tried to be shaped by governments. When the Democratic Party came to power, it tried to build an identity within its own views and organized its educational and social activities within this framework. The aim of this study is to reveal what kind of identity was tried to be built by examining the educational and social activities during the Democratic Party era. In the study, the important educational and social activities of the period were examined, and the necessary literature was scanned. In this context, it is evaluated that they tried to build an identity that was respectful to religious values, conservative and familiar with Western culture.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    MİLLİYETÇİLİĞİN TÜRK SOLU ÜZERİNE ETKİLERİ: TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ ÖRNEĞİ
    (Hüzeyfe Süleyman ARSLAN, 2022) Mert, Melek Kaymaz
    Günümüzde milliyetçilik kavramı genellikle sağ ideolojilerle bağdaştırılırken, solculuk ise milliyet duygusundan yoksun evrensel bir vatandaşlık anlayışına inanan ve daha çok sınıfsal ayrımlar üzerinde konumlanan bir görüş olarak düşünülmektedir. Türk solunun geçirdiği tarihi evrelere bakıldığında, bazı radikal sol düşünce biçimleri hariç, milliyetçi fikirlerin sol ideolojiyle bir arada olduğu görülmektedir. Türk solu tarihsel süreç içerisinde çoğunlukla sömürge karşıtı görüşleri üzerinden milliyetçiliğe vurgu yapmıştır. Atatürk ve Cumhuriyet’in kurucu kadrosunun milliyetçi ve tam bağımsız Türkiye düşünceleri ve söylemleri, Türk solu üzerinde her daim büyük etkiye sahip olmuştur. 1961 yılında kendini ezilen işçi sınıfının bir temsilcisi olarak tanımlayan bir parti olarak kurulan Türkiye İşçi Partisi solcu bir çizgiye sahip olmuş, TBMM’ye milletvekili seçtirebilmiş tek sosyalist parti olarak dikkati çekmiştir. Ancak Türkiye İşçi Partisi’nin kuruluşu, geçirdiği evreler ve parti üyelerinin söylemlerine bakıldığında milliyetçi görüşle ne kadar bağdaştığı açıktır. Bu çalışmanın amacı milliyetçi görüşün Türk solu üzerindeki etkisini Türkiye İşçi Partisi üzerinden okumaktır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN SON YILLARINDAKİ TÜRK KİMLİĞİ İNŞASININ SOSYAL İNŞACILIK TEORİSİ BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
    (Cahit AYDEMİR, 2022) Mert, Melek Kaymaz
    Sosyal inşacılık, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde ana akım teorilere bir eleştiri olarak ortaya atılmış teorilerden biridir. Aktörler ve yapılar arasındaki sosyal ilişkinin her daim var olduğunu ve kimliğin böyle şekillendiğini, aktörler tarafından paylaşılan fikirlerin siyasi ve sosyal yapının bir belirleyicisi olduğu görüşüne sahip olarak sosyal inşacılık, sistemlerin kendiliğinden olan değil, inşa edilen sosyal yapılar olduğuna inanır. Bu noktada birçok kimlik siyasi aktörler tarafından çeşitli yollarla inşa edilmiştir. Ümmet temelli bir imparatorluk olan Osmanlı İmparatorluğu’nda devletin kimliği yüzyıllar boyunca din üzerinden inşa edilmiştir çünkü çok ulusluluk ortak payda olarak dini temel almayı gerektirmiştir. 19.yüzyılda dünyada yayılan milliyetçilik akımlarının etkisi ile kimlikler daha çok milliyetler üzerinden tanımlanır olmuştur. Bu noktada İmparatorluğu bir arada tutarak dağılmasını önlemek amacıyla farklı görüşler ortaya atılmıştır. Osmanlıcılık ve İslamcılık kolektif bir kimlik yaratmak konusunda başarısız olunca, Osmanlı’da da çoğunluğu oluşturan Türk tebaa devleti daha çok Türk kimliği üzerinden tanımlamış, ileri gelen devlet adamları devletin kurtuluşunu bunda bulmuş ve Türk kimliğini yeniden inşa etmeye çalışmışlardır. Bu anlamda Türkçülük Osmanlı’nın son dönemlerine damga vuran bir düşünce akımı olarak toplumsal ve kolektif kimliği Türk kimliği üzerinden tanımlayan bir düşünce akımı olmuştur. Bu akım, daha sonra yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ideolojisini de oldukça etkilemiş ve özellikle Türk dili ve tarihi üzerine yapılan çalışmalara temel oluşturmuştur. Bu çalışmanın amacı, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerindeki Türk kimliği inşasını sosyal inşacılık teorisi üzerinden değerlendirmek, bu bağlamda örnek olabilecek olayları ortaya koymaktır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Postcolonial Feminist Theory: The Case of India
    (Bidge Yayınları, 2022) Mert, Melek Kaymaz; Ünsal, Zeynep Ece
    Feminism is a theory which emerged in the West as a result of the gender inequality women exposed and the inequal rights when compared to men. First, women struggled for their political rights and then their expectations changed and the perception of feminism has changed over the years. As the Western feminism has only protected the White women and ignored the differences among women. Third world countries, which were the colony of the Western countries for years, tried to reconstruct their own culture and their localness, interpreted feminism in a different way. The standardized woman which is accepted by the West ignores the ‘other women’ and degrades the problems of them only into the gender inequality. Postcolonial feminism emerged as a reaction to the standard feminist ideas. It desired to be a voice for the other women who are not Western and different from others. In this regard, India is the country where feminism has been interpreted in a different way. India is a country where the postcolonial feminist ideas were born. The aim of this article is to analyze the feminism and status of women in the Indian society in the context of postcolonial feminism by using the literature review method.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    The first advantage was the potential of being a woman: the women photographers of the late ottoman and their legacy in Turkish Republic
    (Routledge Journals, Taylor & Francis Ltd, 2025) Mert, Melek Kaymaz
    Many changes to the status of women from all backgrounds occurred during the late Ottoman era. Before this period, women were largely excluded from the public sphere and professional life. However, with the developments of the late Ottoman period, they began to participate in these areas. Although uncommon, photography was one of the professions pursued by women. This study explores how and why photography emerged as a profession for Ottoman women during this transformative period and examines its role in enhancing their visibility in the public sphere. It also investigates the impact of this phenomenon on the early years of the Turkish Republic.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    The Political Representation of Women:The Case of New Zeland
    (Politik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi, 2022) Mert, Melek Kaymaz; Ünsal, Zeynep Ece
    In today’s perceptive, political representation is considered as the participation of the citizens in the administration through the representatives elected by themselves in the elections. In the contemporary world, it is expected that every segment of the society will be represented equally within such a representation mechanism. However, not all segments of the society are equally represented in politics and other important decision-making mechanisms and this fact indicates an unequal form of representation. The low number of women in political mechanisms in almost every country today is a very important example in this regard. The underrepresentation of women in politics all over the world has been an ongoing problem for years as an incomplete understanding of democracy and representation. This problem has continued from the first years of political activities to the present day. However, although their number is small, some countries can be shown as good examples in this regard. As one of these good examples, New Zealand stands out as a country with a very high female representation in politics in the world today. The aim of this study is to reveal the developments in this issue from the time women gained their political rights in New Zealand to the present in the light of literature review and statistical data.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    TRADITIONAL AND POST MODERN POLITICAL REPRESENTATION: A COMPARISON
    (Bursa Teknik Üniversitesi, 2020) Mert, Melek Kaymaz
    Political representation is a very broad concept. The issue of how and by whom citizens will be governed have been discussed and many different representation models have been suggested. The representative have sometimes been accepted as a symbol, sometimes a reflector of the community he represents. It is also seemed as a subsidiarity. With all of these traditional views, new models of political representation have been offered in the global world politics and the concept has been a versatile issue. The aim of this study is to probe the concept of political representation and compare the traditional and post-modern models by a descriptive approach. In this sense, the changing nature of the representation has been proved and contributed to the literature
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Türk Sinemasında Toplumsal Cinsiyet Gerçeğine Farklı Bir Bakış: Değişmek Zorunda Olan Kadınlar
    (TOKÜAD-Toplum ve Kültür Araştırmaları Derneği, 2022) Mert, Melek Kaymaz
    Toplumsal cinsiyet kavramı bireye doğuştan getirdiği cinsiyeti üzerinden toplumun yüklediği roller ve kimliklerdir. Bu roller bireye toplum tarafından dayatılır ve sosyal yaşam içerisinde bireylerin bu çerçevede davranması beklenir. Dolayısıyla toplumsal cinsiyet rolleri bireylere öğretilmiş olur. Bu bağlamda aileler, okullar ve kitle iletişim araçları önemli rol oynar. Kitle iletişim araçları çağımızda oldukça yaygın ve etkin oldukları için toplumsal cinsiyet rollerinin ve beklentilerinin bireylere aktarımı konusunda da oldukça etkin bir role sahip olduğu bir gerçektir. Kitle iletişim araçlarından biri olan sinema da kadınların temsili konusunda problemler söz konusudur. Türkiye’de toplumsal cinsiyet kavramı hakkındaki bilincin ve farkındalığın yeterince yüksek olmadığı, kadınların ve yönetmenlerin kadın sorunları çok fazla değinmediği dönemlerde kadınlar toplumsal yaşamda ve sinemada arka plana itilmiştir. Türk sinemasında özellikle 1968 ile 1980 yılları arasında çekilen filmlerde kadınların temsil edilme biçimi toplumsal cinsiyet temelli olmuştur ve bu temsiliyet, daha çok, kadınların değerini, onların statüleri, doğdukları yerler, giyim, kuşamları ve uğramak zorunda oldukları değişimler üzerinden tanımlamıştır. Bu bağlamda, Türk sinemasında 1968 ile 80 arası çekilmiş hemen hemen bütün filmlerde kadınların kabul görmek için değişmek zorunda oldukları yaklaşımı görülmektedir. Bu çalışmada bu anlayışla çekilmiş filmlere örnek olarak Feride, Kezban Paris’te, Dağdan İnme ve Güllü filmlerinin toplumsal cinsiyet temelinde incelenmesine yer verilmiştir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Türkiye ve Ermenistan İlişkilerinin AB ve ABD Açısından Önemi: 90’lı Yıllar Açısından Bir Değerlendirme
    (Sosyal Bilimler Araştırmaları Derneği, 2021) Mert, Melek Kaymaz
    Türkiye ve Ermenistan imparatorluklar devrini kapatan I. Dünya savaşının ortaya çıkardığı iki ülkedir. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde yaşanan isyan ve teşkilatlanma hareketleri nedeniyle devletin tehcir kararı vermesi üzerine sorunlar yaşamış iki halktır. Her ne kadar savaşın ağır koşulları ve Ermeni çetelerinin Anadolu’daki örgütlenmeleri nedeni ile bu kadar verilmiş olsa da iki halk Osmanlı Devleti içerisinde yüzyıllarca barış içerisinde yaşamıştır. Bu iki devlet tarihi ve derin husumetleri olmadıkları halde, savaş koşulları ve dönemin milliyetçilik akımları dolayısıyla içeriden ve dışarıdan çıkar odaklarınca desteklenen bazı grup ve insanların kurguladıkları bir oyun nedeniyle karşı karşıya gelmişlerdir. Söz konusu tehcir kararı önüne geçilemeyen ve önlem alınamayan gelişmelerin bir sonucudur. Diğer taraftan savaş sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılarak yerine Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakması ve Ermenistan’ın varlığını Sovyetler Birliği içerisinde devam ettirmesi ile bu sorunun ‘kontrolü ’Ermeni diasporasının eline geçmiş, Sovyetlerin idare ettiği Ermenistan bu sorunun içinde bir figüran haline gelmiştir. İki ülke arasındaki sorunlar bölgesel ve büyük güçlerin çıkar çatışmalarına sahne olmuştur. Şüphesiz bugün hala büyüyen Çin tehdidine ve eski günlerine dönmeye çalışan Rusya’ya karşı AB ve ABD plan ve projelerine uygun olarak bölgede güçlü bir Türkiye istemektedirler. Bu çalışmanın amacı özellikle 1990’lı yıllarda AB ve ABD’nin Türkiye ve Ermenistan ilişkilerine olan etkilerini ortaya koymaktır. Çalışma süreci tüm yönleriyle açıklamış kaynak tarama yöntemiyle süreç üzerinde kısa bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışma sonunda AB ve ABD’nin Türkiye- Ermenistan ilişkilerine olan etkilerini kontrol edebilmek için, enerji, istikrar ve Çin’in ve Rusya’nın dengelenmesi politikaları ile birlikte Türkiye’nin dünya konjonktürüne uygun uzun vadeli politikalar geliştirmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

| Bursa Teknik Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Mimar Sinan Mahallesi Mimar, Sinan Bulvarı, Eflak Caddesi, No: 177, 16310, Yıldırım, Bursa, Türkiye
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez ayarları
  • Gizlilik politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri bildirim Gönder