Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • DSpace İçeriği
  • Analiz
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Koç, Engin" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 14 / 14
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Afrika'da Bölgesel Entegrasyona Yönelik Bir Örnek: Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu-ECOWAS
    (2023) Barry, Boubacar Houdy; Koç, Engin
    1975 yılında, esasen on beş üye devletin ekonomik entegrasyonunu teşvik etmek için bölgesel bir organizasyon olarak kurulan Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), bölgedeki siyasi olaylar, toplum alanındaki barış ve güvenliği baltalayan silahlı çatışmalara ve diğer politik krizlere çözüm bulmaktan sorumlu olmuştur. ECOWAS'ın kurulmasına yönelik ilk amacı ekonomik entegrasyon olsa da, bir bölgesel örgüt olarak, 48 yıllık deneyimi boyunca iç savaştan çeşitli askeri veya anayasal darbelere kadar çok sayıda siyasi krizle uğraşmak zorunda kalmıştır. Bu koşullar ECOWAS'ı 1990'larda güvenlik sorununu \"temel amaç\" olarak tamamen benimsemeye zorladı. Bu anlamda örgüt bölgesel diplomasi ve askeri müdahale yoluyla birçok krizde etkili bir şekilde rol oynamıştır. Bölge, Afrika Barış ve Güvenlik Mimarisi da dâhil olmak üzere, yaygın olarak bir öncü olarak kabul edilmektedir. 2000 yılından itibaren ECOWAS, Kapsamlı Afrika Tarımsal Kalkınma Programı tarafından kıta düzeyinde desteklenen tarım ve gıda güvenliğine bölgesel bir yaklaşımı teşvik etme konusundaki profilini artırdı. Bu çalışmada bölgesel entegrasyon tanıtımı ve uluslararası ilişkilerdeki rolü, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’nun tarihi ve kuruluşu, genel bilgileri, amaç ve vizyonu, ekonomi durumu, bölgedeki barışın sağlanmasında ve demokrasinin güçlendirilmesinde oynadığı rolü gibi alt başlıklar izah edilecektir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Analysis of the Domestic-Foreign Policy Followed by President Martin Van Buren’s Period in American Political History
    (Muş Alparslan Üniversitesi, 2021) Kaya, İbrahim; Koç, Engin
    Martin Van Buren is the first president, who was born in the independent United States and first non-British origin among the presidents at the sametime. Martin Van Buren, the eighth president of the White House, became a lawyer and his interest in politics began very early age. The political life of Van Buren, which started as a delegate in the provincial congress in 1800, was ended Free Soil in 1848, and with the campaign to prevent the spread of slavery. Van Buren, who served as governor, deputy, senator, foreign minister, vice president and eventually president in American politics, he has struggled with important events is in terms of American history such as the panic of 1837, the determination of America's borders, the issue of preventing the spread of slavery, the annexation of Texas, the integration of the natives into the central government. In this study, will be examined Martin Van Buren's early political life, the process of being elected president, domestic and foreign political developments that are vital for the United States during his presidency. In order to create a whole in this study, brief information about American Political History will be presented until Van Buren's presidency.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    BAE ve İran’ın Yemen’deki Jeopolitik Çıkarları: Vekalet Savaşları Üzerinden Güç Dengesi Arayışları ve Sokotra Adası Sorunu
    (2025) Koç, Engin; Aqarı, Taha Yahya Husseın Al
    Jeopolitik konumu nedeniyle, uzun yıllardır bölgesel ve küresel güç odaklarının ilgi odağı olan Yemen, bu aktörlerin Yemen üzerindeki çıkar çatışmalarından dolayı başarısız, güçsüz ve bölünmüş bir devlete dönüşmüştür. Yemen üzerinden bölgede nüfuzunu arttırmak isteyen dış güçler, yerel ve siyasi grupları vekil aktör olarak kullanarak ülke içinde kaos çıkarmada etkili olmuşlardır. Ortaya çıkan kaosta İran, Suudi Arabistan ve BAE gibi devletler yerel aktörleri kullanarak dolaylı ve doğrudan müdahalelerle Yemen’e ait toprakları ve stratejik adaları işgal etmişlerdir. Yemen’de devam eden işgal ve savaş, halk ve devlet için varoluşsal bir tehlike arz etmektedir. İran, Kuzey Yemen'de faaliyet gösteren Husileri desteklerken, BAE'nin desteklediği Güney Geçiş Konseyi ise güneyde bağımsız bir yapı kurmaya çalışmaktadır. İran ve BAE için Yemen’deki savaşın devamı, kendi çıkarlarını garanti altına almak ve etki alanlarını arttırmak için önemli bir fırsattır. İran’ın ABD ve Suudi Arabistan’a karşı yorucu olan bu savaşı uzatma çabaları, BAE'nin Yemen'in güneyindeki limanları ve Sokotra gibi adaları kontrol etme arzusu ve Afrika Boynuzu'na yaptığı yatırımlar, her iki devletin bölgedeki askeri ve ekonomik gücünü artırma isteklerini göstermektedir. Sonuç olarak, Yemen'in mevcut durumu, yalnızca bölgesel güçlerin çıkar çatışmalarının bir yansıması olmakla kalmayıp, aynı zamanda küresel güçlerin de etki alanlarını genişletme çabalarının bir sahası olmuştur.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    FLACTUATING RELATIONS BETWEEN IRAN AND THE IRAQI KURDISTAN REGIONAL GOVERNMENT SINCE 1958
    (Igdir University, 2021) Koç, Engin
    Bu makale, İran ve Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti (IKBY) arasındaki inişli çıkışlı ilişkileri incelemektedir. İranlı siyasetçiler ve Iraklı Kürtler, uzun yıllar Bağdat üzerinden inşa edilen pragmatik ilişkilere sahipti. Bununla birlikte, General Abdulkerim Kasım darbesine kadar ayrılıkçı Kürt hareketleri hem İran hem de Irak tarafından ortak tehdit olarak algılandı. 1958 Irak darbesinden sonra Kürtler her iki devlet tarafından birbirlerini zayıflatmak amacıyla sürekli kullanıldı. İran ve Iraklı Kürtler arasındaki ilişkiler 1991 yılındaki I. Körfez Savaşı'ndan günümüze dramatik bir şekilde değişti. 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgal etmesinden sonrası İran'ın etkisi sadece Bağdat'ta değil aynı zamanda da Erbil'de de arttı. Bununla beraber, IKBY'nin bağımsızlık referandumuna gitme kararından sonra İran, IKBY'ye baskı yaparak Erbil'i Türkiye, Irak ve Suriye ile birlikte izole etmeye çalıştı. Tahran, kendi sınırlarındaki İran Kürdistan Demokrat Partisi ve PJAK gibi Kürt bölücü gruplardan algıladığı tehdit nedeniyle bağımsız bir Kürt devleti görmek istememektedir. Bu çalışma, İran ve Irak Kürtleri arasında çatışma ve işbirliği nedenlerini analiz etmekle birlikte, 1979 İran Devrimi, DAEŞ terörünün bölgede güçlenmesi ve 2017 bağımsızlık referandumunun ilişkileri nasıl etkilediğini irdelemektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Hindistan ve Pakistan İlişkileri: Bölgesel Rekabetin Nükleer Silahlanma Stratejilerine Etkileri
    (2021) Koç, Engin
    Bu makalede Hindistan ve Pakistan’ın nükleer faaliyetleri ve politikaları değerlendirilecektir. Hindistan ve Pakistan nükleer teknoloji geliştirme konusunda ve bu teknoloji yardımı ile silah elde etmede birbirlerinden farklı nedenlere sahiptir. Hindistan, 1964 yılında Çin’in nükleer patlama gerçekleştirmesinden sonra nükleer silah sahibi olmak için çalışmalarını başlattı. Pakistan ise, Hindistan’ın 1974 yılında nükleer silah elde etmesi sonrası kendi güvenliğini korumak ve nükleer denge oluşturmak için nükleer silah çalışmalarını başlattı. Taraflar, bölgesel güç dengesinde varlığını ve istikrarını koruması için Çin, Rusya ve ABD gibi bölge dışı ülkeler ile askeri ve ekonomik ilişkilerini geliştirdi. Bu da Hindistan-Pakistan uyuşmazlığını ve Keşmir sorununun uluslararası bir probleme dönüşmesine sebep oldu. Bu sorunlar üzerinden bölgesel tansiyonun giderek yükselmesi ve meselenin nükleer bir çatışmaya dönüşmesi ihtimalinin olması her iki taraf açısından katlanılamaz büyük ekonomik ve askeri maliyetleri ortaya çıkardı. Bu çalışmada, Hindistan ve Pakistan’ın neden nükleer silah elde etmek istediklerini. Nasıl nükleer silah elde ettiklerini. Nükleer silah elde ettikten sonra iç politikada, bölgesel politikada ve küresel politikada ne gibi sonuçlar ortaya çıkardığı analiz edilmiştir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    İDEOLOJİK HASIMDAN STRATEJİK MÜTTEFİKE SOĞUK SAVAŞ SONRASI ULUSLARARASI SİSTEMDE SUUDİ ARABİSTAN-ÇİN İLİŞKİLERİNİN ANALİZİ
    (2025) Toktaş, Besra; Koç, Engin
    Bu çalışma Ortadoğu’da bölgesel güç olmaya çalışan petrol zengini Suudi Arabistan ile uluslararası politikada giderek yükselen bir küresel güç haline gelen Çin’in, Soğuk Savaş sonrası ilişkilerini ele alacak ve iki devlet arasındaki ilişkiler Neo-Realist Perspektif ve Güney-Güney İşbirliği bağlamda analiz edilecektir. Özellikle 1970’li yıllarda dünya düzeninde meydana gelen radikal değişimler ve bunu takiben 2000’li yıllarda ortaya çıkan siyasal ve yapısal krizler, Çin ve Suudi Arabistan ilişkilerini önemli ölçüde etkilemiştir. Çin’in 1990 sonrasında artan enerji ihtiyacı, petrol ithalatına bağımlı bir ülke haline gelmesine neden olmuş ve bu durum Çin-Suudi Arabistan ilişkilerini şekillendirmede önemli bir faktör olmuştur. 11 Eylül 2001 saldırıları ve ABD’nin bölgedeki sert politikaları ve İran’ın Körfez’de artan etkisi ile birlikte Çin, sadece ekonomik bir paydaş değil aynı zamanda stratejik bir aktör olarak da bölge ülkeleri tarafından algılanmaya başlanmıştır. Çin’i iç işlerine karışmayan ve güvenilir bir ortak olarak değerlendiren Riyad farklı alanlarda da ilişkileri güçlendirmiştir. Bu alanların başında ise siyasi ilişkiler gelmektedir. Bu anlamda, gerek uluslararası politika gerekse bölge politikalar açısından önemli bir dönüm noktası olan Arap Baharı iki ülke ilişkileri açısından oldukça önemli bir dönem olmaktadır. Bu çalışmada, 1990 sonrası giderek artan Çin-Suudi Arabistan ilişkileri, Soğuk Savaş sonrası uluslararası politika, 11 Eylül saldırılarının iki ülke ilişkilerine etkisi, Arap Baharı, halk hareketleri ve bölgede ortaya çıkan yeni siyasal dinamikler, Neorealist bağlamda analiz edilecektir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    İran ve Suudi Arabistan İlişkilerindeki Çatışma Dinamikleri: Bölgesel Güç Mücadelesinin Kimlik Perspektifinden İncelenmesi
    (2023) Çapar, Gökhan; Koç, Engin
    Bu araştırma makalesinin amacı, İran ve Suudi Arabistan ilişkileri örneğiyle dış politika tutum ve eylemlerini kimlik açısından değerlendirmektir. Bu çerçevede çalışmamız, Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkileri ve dolayısıyla birbirlerine yönelik politik tutumları kimliksel farklılıkların şekillendirdiği, bunun da aralarında kaçınılmaz bir bölgesel mücadeleye yol açtığı varsayımına dayanmaktadır. Bu açıdan varsayımımızı desteklemek için öncelikle kuramsal çerçeve ele alınmıştır. Ardından bu aktörler arasındaki çatışma dinamikleri ve bunların bölgesel etkileri, bir vaka çalışması olarak ortaya konulmuştur. Dolayısıyla bu olay çalışması, İran ve Suudi Arabistan'ın bölgesel mücadelelerinde inançsal farklılıklarını kullanarak birbirlerine karşı üstünlük elde etmeye çalıştığını ileri sürmektedir. Çünkü İran ve Suudi Arabistan toplumlarının etnik ve mezhepsel açıdan karmaşık yapıları, devletlerini siyasi coğrafya kaygıları açısından etkilemektedir. Bu çerçevede bölgesel güç mücadelesi yürüten İran ve Suudi Arabistan’ın ilişkilerindeki çatışma dinamikleri, kimliksel nedenlerle açıklanmıştır. Buna göre onların birbiriyle çatışan inançsal kimliklerini dış politika tercihlerine yansıtmaları, birbirlerini tehdit olarak algılamalarına yol açmaktadır. Bu algı hem aralarındaki bölgesel güç mücadelesinin içeriğini ve çatışma dinamiklerini hem de kimin vekil ve bölge dışı müttefik olup olmayacağını da somutlaştırmıştır. Nitel araştırma yöntemleriyle yazılan bu çalışmada, uluslararası ilişkiler disiplinine katkıda bulunabilmek amacıyla özgün bir dış politika tanımı yapılmıştır. Bu tanım çerçevesinde çalışmanın içeriği tarihsel ve betimleyici bakış açısıyla ele alınmıştır. Ardından güncel sorunlar da dikkate alınarak kimlik perspektifinden Suudi Arabistan ve İran’ın dış politika tutumlarının geleceğine ilişkin sonuçlar ortaya konulmuştur.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    İran ve Suudi Arabistan Rekabetinin İsrail ve Filistin Sorunu Üzerinden Analizi
    (2020) Koç, Engin
    İran ve Suudi Arabistan, Ortadoğu bölge politikasında Filistin Meselesi ve diğerbirçok meseleye yönelik farklı bakış açısına sahiptir. Ortadoğu’da İsrail’in varlığıve bazı bölge devletlerinin İsrail ile ilişkileri büyük tartışmalara yol açmıştır. Birkısım devletler, İsrail’i bölgesel bir aktör olarak tanımlarken diğer devletler ise,meşru bir devlet olarak dahi kabul etmemişlerdir. 1979 İran Devrimi’ne kadar İranve Suudi Arabistan’ın ABD liderliğinde müttefik olması ikili ilişkilerin istikrarlıdevam etmesine katkı sağlamıştı. İran Devrimi sonrası yeni rejimin öncelikli hedefiİsrail ile ilişkileri sonlandırmak olmuş ve bu anlamda Filistin sorunu İran tarafındanOrtadoğu’daki nüfuzunun yayılması için kullanılmıştır. İran ve Suudi Arabistanilişkilerinin gittikçe karmaşıklaşarak devam ettiği son kırk yılda İsrail’e yönelikyaklaşım ve Filistin sorununa bakış farklılıkları ikili ilişkilerin analizinde önemli birveri olmaktadır. Bu çalışmada İran ve Suudi Arabistan arasındaki istikrarsız ilişkilerİsrail ve Filistin sorunu üzerinden incelenmiştir. Çalışmanın temel argümanı, İranve Suudi Arabistan’ın İsrail ve Filistin sorunu üzerinden sürdürdükleri rekabetinnormatif ve ahlaki gerekçelerin yanında bölgesel güç ve nüfuz elde etme gibigerçekçi yaklaşımlar ile ilgili olduğudur.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    KONSTRUKTİVİST BAĞLAMDA DEVRİM ÖNCESİ VE SONRASI İRAN’DA DEVLET VE DIŞ POLİTİKA OLUŞUMUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER
    (Türk Akademisi Siyasi Sosyal Stratejik Araştırmalar Vakfı, 2020) Koç, Engin
    Bu çalışmada devrim öncesi ve sonrası İran’da devlet, devlet kimliği ve devletin ana akım yönelimleri konstrüktivist teori bağlamında analiz edilecektir. Öncelikle Kaçarların son döneminde İran devlet ve bürokrasisinin içerisinde bulunduğu trajik durumun Şah dönemine olan etkisi, Şah döneminde devlet yapılanması, iç ve dış politik yönelimlerinin İran devrimine ve sonrasındaki sürece etkisi irdelenecektir. Çalışmanın amacı, modern İran devletinin değişim sürecindeki kırılımları tespit etmek ve bunların devlet kimliğinin değişimi açısından ne gibi sonuçlar doğurduğunu incelemektir
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Makale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
    (2021) Koç, Engin
    1871 yılından günümüze Alman dış politikasında yaşanan temel dönüşüm noktalarının incelendiği bu çalışma,Avrupa‟nın en kalabalık, en zengin ve siyaseten en etkili ülkesinin siyasal dönüşümünde etkili olan unsurları elealmaktadır. Avrupa siyasi ve ekonomi tarihi açısından mümtaz bir yeri olan Almanya‟nın ulus inşası, I. ve II.Dünya Savaşlarındaki temel politik hedefleri, Soğuk Savaş dönemi ve sonrasında sergilemiş olduğu dış politikayönelimleri bu çalışmanın en önemli konusu olmaktadır. Çalışma, Alman siyasi tarihi bağlamında teorik biranalizden ziyade ortaya çıkan majör sosyal değişimlerin dış politika üzerindeki sonuçlarını ele almak ve Almandış politikasına genel bir bakış açısı sunmak amacıyla kaleme alınmıştır. Bununla birlikte, çalışmada II. DünyaSavaşı öncesi ve sonrası Almanya‟nın uluslararası politikadaki sahiplendiği siyasi roller analiz edilmiştir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Rusya’nın Ortadoğu’da Taktiksel Hamleleri: Rusya ve Suudi Arabistan İlişkileri
    (2020) Koç, Engin
    Bu çalışma Rusya?nın Ortadoğu?da taktiksel ilişkiler kurma çabasını Putin dönemi Rusya-Suudi Arabistan ilişkileri üzerinden incelemektedir. Soğuk Savaş dönemi Sovyetler Birliği-Suudi Arabistan ilişkileri oldukça kırılgan ve düşük düzeyli bir şekilde devam etmiştir. Bu kırılganlıkta, tarafların dönemin bölgesel ve küresel siyasetin dinamiğinden kaynaklanan ideolojik, güvenlik ve ekonomi politikalarında aldığı kararlar belirleyici olmuştur. Rusya, İran ve Suriye ile stratejik ve derin ilişkilere, Suudi Arabistan ise, Amerika ile stratejik ve uzun bir geçmişe dayanan ilişkilere sahiptir. Bu ilişkiler, Rusya ve Suudi Arabistan?ın tarafların ortak iş birliği alanlarını oldukça sınırlamış ve uzun soluklu stratejik bağlar kurmalarına engel olmuştur. Bununla beraber Irak?ın işgali ve Suudi Arabistan?ın Amerikan yaptırımlarına maruz kalması tarafları birbirine yakınlaştırmıştır. 2010 yılı sonrası ise, Rusya-Suudi Arabistan ilişkilerinde Ortadoğu?da yaşanan bazı gelişmelerin belirleyici etkisi olmuştur. Suriye Savaşının devam etmesi, ABD?nin İran ile imzaladığı nükleer anlaşmanın Suudi Arabistan tarafından tedirginlikle karşılanması, Rusya?nın Amerikan yaptırımlarına maruz kalması ilişkilerin derinleşmesinde önemli rol oynayan faktörlerdir. Riyad ile rekabet halinde olan İran ve Türkiye gibi diğer bölge ülkelerinin Rusya ile giderek derinleşen ilişkileri, Suudi Arabistan ve Rusya?nın taktiksel anlamda yakınlaşmasını kolaylaştırmıştır. Bu çalışmada Rusya ve Suudi Arabistan ilişkilerinde Putin dönemi dinamik ve statik unsurlarla birlikte, ikili ilişkilerin seyrini etkileyen faktörler irdelenecektir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    TÜRKİYE VE KÖRFEZ İŞBİRLİĞİ KONSEYİ (KİK) ÜYESİ ÜLKELERİN FİLİSTİN MESELESİNE YAKLAŞIMLARI: NEOKLASİK REALİZM BAĞLAMINDA BİR DEĞERLENDİRME
    (İstanbul Medeniyet Üniversitesi, 2025) Yüşen, Necmeddin; Koç, Engin
    Bu çalışma, Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin Filistin meselesine yönelik yaklaşımlarını, benzerliklerini ve farklılıklarını incelemektedir. Türkiye, İsrail’i diplomatik olarak tanıyan ilk Müslüman ülke olmasına rağmen, Filistin meselesine tarihsel olarak güçlü bir destek vermiştir. Bu destekler, özellikle AK Parti iktidarı döneminde çok boyutlu bir şekilde artmış ve Türkiye, Kudüs’ün İslam dünyası için taşıdığı önemi dini, tarihsel ve kültürel bağlar çerçevesinde ön plana çıkarmıştır. Öte yandan, Körfez ülkeleri Filistin meselesine yönelik birçok temel konuda ortak politikalar benimsemekle birlikte, aralarında belirgin görüş ayrılıkları mevcuttur. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile normalleşme sürecine girerken, Suudi Arabistan ve Umman, İsrail ile diplomatik ilişkilerini temkinli bir şekilde ilerletmektedir. Kuveyt ve Katar ise, İsrail ile mevcut statükoyu koruma eğiliminde olup, İsrail karşıtı Filistinli gruplara destek vermeye devam etmektedir. Bu makale, neoklasik realizm perspektifinden Türkiye ve KİK ülkelerinin Filistin meselesindeki politika farklılıklarını analiz ederek hangi ülkelerin benzer veya farklı politikalar izlediğini değerlendirecek ve bu farklılıkların nedenlerini inceleyecektir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Uluslararası Politika’da İran-Çin İlişkilerini Kolaylaştıran ve Sınırlandıran Faktörler
    (2025) Koç, Engin; Çetin, İbrahim
    İran, devrimden bu yana ABD’nin ambargolarına maruz kalmış bir ülkedir. Bu ambargolar ile ekonomisi zayıflamış ve kırılgan bir hale gelmiştir. Ayrıca, ülkenin enerji sektörü ve altyapısı için finansman ihtiyacı oldukça fazladır. Rusya ile ilişkilerinde tarihsel tehdit ve Rusya’nın bazen ABD ile yakınlaşabilmek için İran’ı dikkate almayan tutumları İran perspektifinde Çin’i önemli müttefik konumuna getirmiştir. Son yıllarda, Avrasya’nın iki büyük gücü olan İran ve Çin arasında, devrimin ilk yıllarında soğuk olan ilişkiler sonraki yıllarda kapsamlı stratejik ortaklığa evrilmiştir. Bu çalışmanın amacı, İran İslam Devrimi sonrası İran-Çin ilişkilerinin nasıl ve neden geliştiğini neorealist bağlamda irdelemektir. Ayrıca, çalışmada İran (İran İslam Cumhuriyeti) ile Çin (Çin Halk Cumhuriyeti) ilişkilerini kolaylaştıran ve sınırlandıran faktörler irdelenmiştir. Neorealizm, ülkelerin dış politikalarını güvenlik, güç, güç dengesi, ulusal çıkarlar ve ittifaklar bakımından ele almaktadır. İran ile Çin’in ilişkilerinin de güvenlik endişeleri, stratejik hedefler, güç dengesi ve ekonomik çıkarlar yönünde gelişmeye devam ettiği tespit edilmiştir. İki ülke ilişkilerini kolaylaştıran faktörler olarak, stratejik hedefler, güvenlik alanındaki endişeler ve dengeleme arayışı, ekonomik bağlar öne çıkmaktadır. Çin, Kuşak Yol Girişimi kapsamında, İran’a siyasi, ekonomik, askeri ve finansal bakımdan destek verirken, İran, zengin petrol ve doğal gaz rezervleri ile Çin enerji güvenliğine ve dolayısıyla ekonomik kalkınmasına destek vermektedir. Çalışmada, İran’a uygulanan uluslararası yaptırımlar, bölgesel rekabetler, her iki ülkenin ABD ile ilişkilerinin kötüleşme potansiyeli ve İran kamuoyunun tepkileri ise iki ülke ilişkilerini sınırlandıran faktörler olarak ortaya çıkmaktadır. İran-Çin ilişkilerinde neorealizmin test edildiği bu makale, iki ülke arasındaki ilişkinin gelişimini öğrenme ve geleceğini tahmin etmede literatüre katkı sunmayı amaçlamıştır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Uluslararası Politika’da İran-Çin İlişkilerini Kolaylaştıran ve Sınırlandıran Faktörler
    (2025) Koç, Engin; Çetin, İbrahim
    İran, devrimden bu yana ABD’nin ambargolarına maruz kalmış bir ülkedir. Bu ambargolar ile ekonomisi zayıflamış ve kırılgan bir hale gelmiştir. Ayrıca, ülkenin enerji sektörü ve altyapısı için finansman ihtiyacı oldukça fazladır. Rusya ile ilişkilerinde tarihsel tehdit ve Rusya’nın bazen ABD ile yakınlaşabilmek için İran’ı dikkate almayan tutumları İran perspektifinde Çin’i önemli müttefik konumuna getirmiştir. Son yıllarda, Avrasya’nın iki büyük gücü olan İran ve Çin arasında, devrimin ilk yıllarında soğuk olan ilişkiler sonraki yıllarda kapsamlı stratejik ortaklığa evrilmiştir. Bu çalışmanın amacı, İran İslam Devrimi sonrası İran-Çin ilişkilerinin nasıl ve neden geliştiğini neorealist bağlamda irdelemektir. Ayrıca, çalışmada İran (İran İslam Cumhuriyeti) ile Çin (Çin Halk Cumhuriyeti) ilişkilerini kolaylaştıran ve sınırlandıran faktörler irdelenmiştir. Neorealizm, ülkelerin dış politikalarını güvenlik, güç, güç dengesi, ulusal çıkarlar ve ittifaklar bakımından ele almaktadır. İran ile Çin’in ilişkilerinin de güvenlik endişeleri, stratejik hedefler, güç dengesi ve ekonomik çıkarlar yönünde gelişmeye devam ettiği tespit edilmiştir. İki ülke ilişkilerini kolaylaştıran faktörler olarak, stratejik hedefler, güvenlik alanındaki endişeler ve dengeleme arayışı, ekonomik bağlar öne çıkmaktadır. Çin, Kuşak Yol Girişimi kapsamında, İran’a siyasi, ekonomik, askeri ve finansal bakımdan destek verirken, İran, zengin petrol ve doğal gaz rezervleri ile Çin enerji güvenliğine ve dolayısıyla ekonomik kalkınmasına destek vermektedir. Çalışmada, İran’a uygulanan uluslararası yaptırımlar, bölgesel rekabetler, her iki ülkenin ABD ile ilişkilerinin kötüleşme potansiyeli ve İran kamuoyunun tepkileri ise iki ülke ilişkilerini sınırlandıran faktörler olarak ortaya çıkmaktadır. İran-Çin ilişkilerinde neorealizmin test edildiği bu makale, iki ülke arasındaki ilişkinin gelişimini öğrenme ve geleceğini tahmin etmede literatüre katkı sunmayı amaçlamıştır.

| Bursa Teknik Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Mimar Sinan Mahallesi Mimar, Sinan Bulvarı, Eflak Caddesi, No: 177, 16310, Yıldırım, Bursa, Türkiye
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez ayarları
  • Gizlilik politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri bildirim Gönder