Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • DSpace İçeriği
  • Analiz
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Cakirca, Burak" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    BATI’NIN DEĞER SORUNUNA BİR ÖRNEK OLARAK GAZZE
    (2024) Cakirca, Burak
    Filistin meselesi uzun bir tarihsel sürecin ürünüdür. Aktörler, politikalar, çıkarlar değişse de, Filistinlilerin çektikleri acılar değişmemektedir. Kendi topraklarında mülteci konumuna düşürülmelerinin yanında, İsrail’in uyguladığı hukuksuz politikalar günden düne artarak devam etmektedir. 7 Ekim’de HAMAS’ın beklenmedik taarruzu karşısında acziyete düşerek dünya kamuoyunda itibarı sarsılan İsrail, her zaman olduğu gibi orantısız ve hukuksuz biçimde güç kullanmış ve bütün imkanlarıyla Gazze’yi bombalamaya başlamıştır. Hastane, okul, ibadethane ayırımı yapmadan saldırılar gerçekleştiren İsrail amacını Gazze’yi yerle bir etmek olarak açıklamıştır. Çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan on binlerce insan hayatını kaybetmiş ve Gazze şehri yaşanamaz bir hale gelmiştir. Batı, insan hakları ve özgürlükler konusunda eşsiz olduğu iddiasıyla kendisini tanımlar ve sahip olduğu değerlerin evrensel olması gerektiği temelinde ilerler. Söz konusu evrensel değerler merkeze alındığında Batı’nın İsrail’in yaptıklarına karşı çıkması beklenmiştir. Oysa Batı İsrail’in saldırılarını kendisini savunma hakkı merkezinde değerlendirmiştir. Medya başta olmak üzere birçok yalan haberle İsrail’in yanında durup onun politikalarını aklamaya hizmet etmiştir. Liberal değerler başta olmak üzere insan hakları ve hukukun Gazzeli Filistinliler için geçerli olmadığı Aksa Tufanı Harekatı sonrasında bir kez daha görülmüştür. Filistin’e destek açıklamasında bulunanlar adeta aforoz edilmişlerdir. Sanat, spor, eğitim dünyasında pek çok kişi ya işinden olmuş ya da düşüncelerinden ötürü baskıya maruz kalmışlardır. Bu bağlamda ifade özgürlüğü Batı’nın önemsediği bir değer olmaktan uzak bir karşılığa denk düşmüştür. Bu çerçevede bu çalışma, Batılı değerlerin Gazze’de neden yok sayıldığını sormaktadır. Bu durumun sebebinin süreklilik arz edecek biçimde Batı’nın ötekisi olarak Filistini konumlamasından kaynaklandığı ileri sürülecektir. Çalışma boyunca, Batı’nın değer sorunu olarak ifade edilen tutarsızlıkların Gazze’de yaşananlara dair örneklerine yer verilecektir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    ÇOK KUTUPLU ULUSLARARASI SİSTEMDE STRATEJİK OTONOMİ KAVRAMI VE ÖNEMİ
    (2025) Cakirca, Burak
    Uluslararası siyaset sahnesinde yaşanan gelişmeler, uluslararası sistemin yapısının ne olduğu konusunda tartışmaların ortaya çıkmasına yol açmıştır. 2.Dünya Savaşı ile birlikte ABD hegemonyasında kurulan liberal uluslararası sistemin, Soğuk Savaş’ın bitişiyle birlikte mutlak zafer kazandığı ve uluslararası sistemin tek kutuplu bir hali ifade ettiği kabul edilmektedir. Ancak tarihsel süreç içerisinde yaşanan gelişmeler ve yeni yükselen güçlerin varlığı, uluslararası sistemin çok kutuplu bir yapıya karşılık geldiği kabulünü ortaya çıkarmıştır. Özellikle Koronavirüs pandemisi ve Ukrayna-Rusya savaşında liberal uluslararası sistemin yapıtaşlarından olan uluslararası örgütler etkisiz kalmıştır. Bu durum çok kutupluluğun da tescili olacak biçimde ulus-devletlerin yeniden uluslararası siyasetin temel aktörleri haline gelmesine yol açmıştır. Diğer yandan çok kutupluluk kendi kendine yardım ilkesini de bir zorunluluk haline dönüştürmüştür. Stratejik otonomi kavramı devletlerin bağımlılıklarını gidermek ve en uygun seçeneği belirleyebilmek için dengeleme davranışı olarak tanımlanabilir. Bu noktada bu çalışma, stratejik otonomi kavramının çok kutuplu uluslararası sistemde devletlerin dış politika tercihlerinde uygun bir davranış olup olmadığı sorusunu merkeze almaktadır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    İnsani Diplomasinin Somut Bir Örneği Olarak Tahıl Koridoru Anlaşması ve Yükselen Bir İnsani Diplomasi Aktörü Olarak Türkiye
    (2024) Cakirca, Burak
    Günümüzde dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen sorun küresel ölçekte ve tüm insanlığı etkileyen sonuçlara yol açabilmektedir. İnsani diplomasi, problemlerin nasıl çözülebileceği üzerine uluslararası siyasette söz sahibi olmak isteyen ülkelerin sahiplendiği bir siyasi düzlemi ifade etmektedir. Türkiye özellikle 2010’lu yıllarla birlikte başlayan süreç içerisinde dış politikasını insani diplomasi temelinde var etmeye çalışan bir ülke görünümündedir. Rusya-Ukrayna çatışması, pek çok insani krize sebep olmuştur. Türkiye öncülüğünde ortaya çıkan ve Karadeniz tahılının ihtiyaç sahibi ülkelere sevkini ve bu sayede gıda tedariğini sağlamayı amaçlayan Tahıl Koridoru Anlaşması insani diplomasinin somut bir örneği olarak görülmektedir. Türkiye’nin söz konusu anlaşma ile yükselen bir insani diplomasi aktörü olarak nitelenip nitelenemeyeceği sorunsallaştırılacaktır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    The Black Sea Grain Initiative as a Concrete Example of Humanitarian Diplomacy and Turkiyeas a Rising Humanitarian Diplomacy Actor
    (Eskisehir Osmangazi Univ, Fac Education, 2024) Cakirca, Burak
    Today, a problem occurring in any part of the world can lead to consequences on a global scale and affect all of humanity. Humanitarian diplomacy refers to a political plan adopted by countries that want to have a say in international politics on how problems can be solved.T & uuml;rkiyeappears to be a nation that attempts to ground its foreign policy in humanitarian diplomacy, particularly in the context of the 2010s process.The Russia-Ukraine conflict has caused many humanitarian crises.Considered a tangible example of humanitarian diplomacy, the Black Sea Grain Initiative was forged under the direction of T & uuml;rkiyewith the intention of guaranteeing the supply of food by facilitating the transportation of Black Sea grain to underserved nations. With this accord, it will be questioned if T & uuml;rkiyecan be considered a developing actor in humanitarian diplomacy
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Türk Siyasetinde Etik Siyasetçi Örneği Olarak Adnan Kahveci
    (2024) Cakirca, Burak
    Siyaset kavramı devletin yönetme aygıtı olarak iktidarı ele geçirme amacı çerçevesinde bir güç mücadelesi olarak anlaşılsa da, devletin toplumsallık unsuru çerçevesinde ortak iyi ve daha adil bir yönetimi hedefleyen bir kapsama da sahiptir. Bu çerçevede siyaset her ne kadar etkisi tartışmalı bir konu olsa da etik unsurlardan ayrıştırılamayan mücadele sahasıdır. Siyasette etik, siyasetçi ve devlet adamlarının, kamusal yetkilerini kullanarak kendi şahsi menfaatlerini gözetmemelerini esas alır. Doğru ve iyi davranışın siyaset sahnesindeki karşılıklarının ne olduğu bu tartışmanın odağını oluşturur. Adnan Kahveci, yaşadığı dönemde ve sonrasında müstesna bir siyasi kişilik olarak anılmış bir siyaset adamıdır. İzlediği siyaset, dürüst tavrı, çalışkanlığı, şeffaflık vurgusu onu öne çıkaran özelliklerdir. Turgut Özal dönemi siyasetinin mimarlarından olarak tanımlanan Kahveci’nin siyaset anlayışının siyasi kişiliğinin bir sonucu olduğu ve bu anlayışın özünde halkın iyiliği hedefine odaklandığı görülmektedir. Bu bağlamda bu çalışma Adnan Kahveci’nin siyasi anlayışının temiz bir yaklaşımı ifade ettiği kabulünden hareketle, Türk siyasetinde etik bir siyasetçi örneği olarak görülüp görülemeyeceğini sorunsallaştırmaktadır.

| Bursa Teknik Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Mimar Sinan Mahallesi Mimar, Sinan Bulvarı, Eflak Caddesi, No: 177, 16310, Yıldırım, Bursa, Türkiye
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez ayarları
  • Gizlilik politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri bildirim Gönder