Ağaç ve Orman Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Bursa kentinin 1979-2021 yılları arasında kentsel açık yeşil alan değişiminin irdelenmesi(Bursa Technical University, 2022) Şirvan, Bahar; Akın, AnilÇalışmanın amacı, Bursa kentinin uydu görüntüleri aracılığıyla, obje tabanlı sınıflandırmayla kentsel açık yeşil alanların belirlenmesi ve yeşil alanların değişiminin irdelenmesidir. Çalışma sınırları Bursa kenti merkez ilçeleri olan Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Gürsu ve Kestel ilçelerini kapsamaktadır. Kentin açık yeşil alan analizi yapılırken 1979 Corona, 2013 RapidEye ve 2021 Sentinel uydu verileri kullanılmıştır. Uydu verileriyle eCognition yazılımında arazi örtüsü sınıflandırma haritaları oluşturulmuştur. Kent içi açık yeşil alan başlığı altında meydanlar, mahalle parkları, çocuk parkları, spor alanları, semt parkları, kent parkları, mesire alanları, bölge parkları, milli parklar, spor tesis alanları ve yol kenarları refüjleri sınıflandırılmıştır. Kentsel alanlara ait sınıflandırma haritaları açık yeşil alan haritalarını oluşturmak için altlık olarak kullanılmıştır. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yazılımında 1979, 2013 ve 2021 yıllarına ait açık yeşil alan haritaları oluşturulmuştur. Sınıflandırılmış haritalar kullanılarak 1979 ve 2021 yılları arazi örtüsü değişim matrisi tablosu oluşturulmuştur. Haritalar ve değişim matrisi tablosu ile açık yeşil alanların değişim analizi yapılmıştır. 42 yıllık süreçte orman alanlarında 16.22 hektarlık alan artışı, açık yeşil alanlarda ise 34.50 hektarlık alan artış tespit edilmiştir.Öğe Spartium junceum L. (Katırtırnağı)’un küresel iklim değişimi etkisi altındaki potansiyel yayılış alanlarının modellenmesi(Bursa Technical University, 2023) Uzun, Almira; Örücü, Ömer K.İklimin canlılar üzerindeki yaşamsal etkileri ve bu etkilerin sebepleri yaşamın varlığı boyunca bilinmekte ve araştırılmaya devam etmektedir. İklim değişikliğinin bitkiler üzerinde de birçok farklı etkisi bulunmakta ve çoğu zaman da bu etkiler olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu çalışmada, parlak sarı çiçekleri ile dikkat çeken ve özellikle toprak tutma kabiliyeti olan Spartium junceum L. (Katırtırnağı)’un günümüz yayılış alanı ve gelecekte iklim değişikliği etkisi altında potansiyel yayılış alanları MaxEnt algoritması ile modellenmiştir. Modelde, örnek noktalar ve biyoklimatik değişkenlerle birlikte IPSL CM6A-LR iklim değişikliği modelindeki SSP2 4.5 ve SSP5 8.5 senaryolarının 2041-2060 (~2050) ve 2081-2100 (~2090) periyotları kullanılmıştır. Çalışmada oluşturulan model sonuçlarına göre Katırtırnağı’nın günümüzdeki tahmini potansiyel uygun ve çok uygun yayılış alanlarının 52270 km2 olduğu tahmin edilmiştir. IPSL CM6A-LR iklim değişimi modeline göre ise gelecekte yayılış alanlarında büyük oranda azalmalar yaşanayacağı ve SSP5 8.5 senaryosu 2081-2100 periyotlarında çok uygun yayılış alanlarının sadece 17 km2 olarak kalacağı, yani birçok açıdan ekonomik ve ekolojik değere sahip bu türün neslinin ülkemiz koşullarında tehlikeye gireceği görülmektedir.Öğe Effects of heat treatment on elastic constants of Cedar (Cedrus libani) wood(Bursa Technical University, 2024) Güntekin, ErgünThe aim of this study was to evaluate the effects of heat treatment on the elastic constants of Cedar (Cedrus liba-ni) wood. Heat under atmospheric pressure at three different temperatures (150, 180 and 210 °C) and three differ-ent time levels (2, 5 and 8 hours) was applied to Cedar wood specimens and its Modulus of elasticity (EL, ER, ET) shear modulus (GLR, GLT, GRT) and Poisson’s ratios (?LR, ?LT, ?RL, ?RT, ?TL, ?TR) were evaluated by compression tests conducted on 20 x 20 x 60 mm samples using bi-axial extensometer. It was observed that the modulus of elastici-ty, shear modulus, and compression strength of the tested specimens were significantly affected by the temperature and time parameters of the heat treatment. Treatment of heat for low temperatures and short periods yielded some increase in modulus of elasticity but an increase in time and temperature resulted in a significant decrease. Heat treatment has a devastating influence on the shear modulus. Poisson’s ratios were less sensitive to the heat treat-ment. Heat treatment significantly alters the modulus of elasticity, shear modulus and compression strength of Cedar wood.Öğe Sürekli ıslatma-kurutma döngülerinin ön yaşlandırılmış ve yağla kaplanmış üvez (Sorbus torminalis) odunu üzerindeki etkileri(Bursa Technical University, 2024) Şahin, Halil Turgut; Özkan, UğurAtmosferik dış şartlarda yaşlandırma işlemine tabii tutulmuş Üvez odunları (Sorbus torminalis), yağ esaslı yüzey işlem maddesi (Tik yağı) ile işleme tabi tutulmuştur. Daha sonra damıtılmış saf su (A) ve yüzme havuz suyu (B) ile sürekli ıslatma-kurutmaya tabii tutularak yaşlandırma işlemleri üç döngü olacak şekilde uygulanmıştır. İşlem koşullarının ve suda yaşlandırma türlerinin renk değişkenlerini bir dereceye kadar etkilediği görülmektedir. En yüksek parlaklık (?L*), kırmızılık (?a*) ve sarılık (?b*) değerlerinde meydana gelen farklıklar, yüzme havuz suyu ile muamele edilmiş üçüncü döngü prosedüründe yaşlandırılmış numunelerde ölçülmüştür. Toplam renk değişimleri için de benzer sonuçlar gözlemlenmiş, havuz yüzme suyunun renk değerleri üzerinde, benzer koşullarda damıtılmış suya göre daha yüksek oranda renk değiştirme etkisine sahip olduğu, kurutma-ıslatma döngüsünün arttırılmasının ise genellikle renk bozulmasını daha da artırdığı anlaşılmıştır. En yüksek renk değişimi değeri ?EB3: 10.49 (metrik) ile havuz suyu ile üçüncü döngüde elde edilirken, bunu ikinci döngüde ?EB2: 9.42 (metrik) değeri ve ilk döngüde ise ?EB1: 1.71 (metrik) değeri ile takip etmiştir. Örneklerin renklerinde meydana gelen değişiklikler, uygulanan yüzey işlem maddesinin yaşlanması sonucu oluşan kimyasal reaksiyonlarla ilişkili olduğu değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, tüm yaşlandırma işlemine tabi tutulan numunelerin parlaklık değerleri, su türünden bağımsız olarak kontrol örneğinden daha düşük olarak belirlenmiştir. Yüzme havuzu yaşlandırmalarında numunelerin en düşük parlaklık değeri 1.2 GU ile üçüncü döngüde belirlenmiştir. Ayrıca yüzey sertliği (Shore D) üzerindeki en çarpıcı etkinin ilk döngüden sonra bulunması dikkat çekicidir ki en düşük sertlik değerleri ise 38 (metrik) ve 33 (metrik) olarak sırası ile yüzme havuzunda ve damıtılmış saf su ile işlem görmüş numunelerde bulunmuştur.Öğe İklim değişikliği ekseninde antroposen peyzajlar, Maslow hiyerarşisi ve hedonizm(Bursa Technical University, 2022) Mirici, Merve Ersoy; Han, KübraPeyzajlar, Dünya’nın oluşumundan bu yana sürekli olarak evrim ve değişim göstermektedir. Peyzaj, Türkiye’de ölçeği itibari ile sıklıkla kentsel sistemlerde açık yeşil alanlar ile ilişkilendirilmektedir. Ancak evrimsel ekoloji ve sistem ekolojisi basamaklarına göre heterojen ekosistemlerin bir araya gelerek oluşturduğu peyzajlar çok geniş bölgeleri kapsayan ölçeğe sahiptir. Bu ölçek Avrupa Peyzaj Sözleşmesi (APS)’nde de geçen kır, kent, turizm, sanayi, bozulan alanlar olmak üzere belirgin ve köklü peyzaj dönüşümlerine neden olan antropojen etki ve peyzajlar arasındaki devingen yapıyı oluşturmaktadır. Antropojen etkinin kökenini oluşturan tarımsal devrimi kompanse eden biyosfer, 21. yüzyılda sanayi devriminin oluşturduğu yükü telafi edemeyen bir iklim krizi ile karşı karşıyadır. Ülkelerin bir araya gelerek ortaya koydukları emisyon taahhütleri ‘iklim eylemlerinin politik nafileliği’ altında ezilmektedir. Bunun kökeninde ise demir kanunu olarak geçen ve ülkelerin emisyon azaltımları nedeni ile ekonomik büyümelerinden feragat edememe ikileminin bulunduğunu söylemek mümkündür. Ekonomik yapı, karbon medeniyetlerinin oluşturduğu tüketim alışkanlıkları ile şekillenmektedir. Özellikle karbon temelli ekonomik analizlerde öngörülemeyen ve toplumsal esneklik ile ifade edilen pek çok araştırma konusu insan davranışları ve tüketim alışkanlıklarının değişkenliğine bağlıdır. Buna paralel bir şekilde ekonomik kalkınmasını tamamlayan ülkelerin iklim krizine aldıkları önlemler ve söylemler ile gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerin iklim eylemleri arasında göz ardı edilemeyecek değişkenlikler söz konusudur. Bu nedenle bu çalışmanın amacı, karbon medeniyetlerini oluşturan toplumsal yapının iklim krizi, Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisi ve hedonizm bağlamında irdelenmesidir. Dolayısı ile hem insan ölçeğinde iyi yaşamı (well-being) barındıran peyzajların yönetilmesinde hem de küresel iklim değişikliği bağlamında insan davranışlarının kökenine inmek, iklim krizini bireysel ve kitlesel olarak yönetebilmenin önünü açan bir eğilim sergilemektedir.Öğe Analysis of cross laminated timbers with finite element method(Bursa Technical University, 2024) Karatay, Halil; Güntekin, Ergün; Uysal, MesutThe bending behavior of cross-laminated timber (CLT) under the imposed load was examined using the Finite Element Method (FEM) in the study. For this reason, the bending properties of CLTs made of Uludağ fir and black pine wood in the literature were used and compared with the study results. Specimens were modeled using ANSYS finite element software, taking into account the orthotropic material properties of the wood and the gluing used in lamination. While the load-deformation curve of the CLT made of Uludağ fir wood moved away from the linear region after imposing a load of 700 N, it moved away from the linear region after 1400 N for the CLT made of black pine wood. While the deformation under 800 N was 10.50 mm in CLTs made of Uludağ Fir wood, it was 13.85 mm in those of black pine wood. Besides, the load-deformation curves obtained from numerical analyses were compatible with the load-deformation curves in the data where the experimental results were shown. The results come into prominence in terms of the use of wood species - cut from native trees - in the wood construction industry by simulating them in a computerized environment using the orthotropic properties of black pine and Uludağ fir wood.Öğe The effect of weathering aging on the color and roughness values of wood material impregnated with phase change materials with increased UV resistance(Bursa Technical University, 2023) Can, AhmetThis study aimed to increase the resistance of hybrid poplar (Populus x euroamericana) wood to UV rays that it may be exposed to in above-ground areas. For this reason, poplar wood samples were impregnated using lauric acid (C12H24O2), myristic acid (C14H28O2), and shellac polymer. The samples obtained were subjected to 400 hours of accelerated aging. The total color change (?E) of the samples was evaluated at 100, 200, and 400 hours after starting the test. In these examples, there was an increase in ?L* values of the variations without shellac (control, MA1, MA2, LA1, LA2) in the first 100 hours of the test period and a decrease in later times (200-400 hours). In contrast, the ?a* and ?b* values in the first 100 hours while there was a negative trend, an increase was observed in the positive direction at 200 and 400 hours. While an increased total color change (?E*) occurred in the early stages of the accelerated aging test, the color change decreased later. At the end of the 400 hours accelerated aging test, a total color change of 13.65 in the control samples and 14.54 in the shellac polymer was obtained. In contrast a lower total color change was obtained in the other variations. The minimum total color change of 2.95 was obtained in the MA2Sh group.Öğe Mikrodalga ışınlama ve santrifüj teknolojisi kullanılarak kağıt geri dönüşümü atıksu arıtımı üzerine karşılaştırmalı bir çalışma(Bursa Technical University, 2023) Özkan, Uğur; Şahin, Halil TurgutBu çalışmada, MW ışınlamasının ofis kağıtlarının geri dönüşümünden elde edilen atık su üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Atıksu numuneleri MW fırınında MW ışınlamasından sonra 1.0 dakika ila 15.0 dakika arasındaki sürelerde santrifüj işlemine tabi tutulmuştur. Santrifüjün atıksu numunelerinin rengi üzerindeki etkisi belirlenmiştir. Arıtma koşullarından bağımsız olarak önemli bir pH değişikliği bulunmamıştır. MW ışınlamasının elektriksel iletkenlik (EC) ve Toplam Çözünmüş Katı (TDS) üzerinde etkisi olduğu görülmektedir. 1.0 dakika sadece santrifüjlenmiş örnek (A1) için 177 ppm, ışınlanmış MW ve 15.0 dakika için 241 ppm aralığında bulunmuştur. Tüm atık su numunelerinin ya sadece santrifüjlendiğini (A grubu) ya da MW ışınlandığını ve sonra santrifüjlendiğini (B grubu), kontrolden daha düşük ORP değerleri gösterdiğine dikkat etmek önemlidir. En yüksek ORP değeri 309 mV kontrolde bulunmuştur ancak en düşük değer 251 mV ile 1.0 dakika santrifüjlenmiş MW ışınlanmış numune (B1) numunesi için bulunmuştur. En düşük bulanıklık değerleri, en uzun santrifüjleme (15.0 dakika) ile hem kontrol hem de MW ışınlanmış numunelerde görülmüştür. 15.0 dakika koşullarında sadece santrifüjlenmiş (A15) için 28 NTU ve MW ışınlanmış ve daha sonra santrifüjlenmiş numuneler için 10 NTU (B15) olarak ölçülmüştür. 143 NTU' nun en yüksek bulanıklık azalması, 1.0 dakikalık santrifüj koşullarında bir numunede bulunmuştur. Bulanıklık azalmaları ile santrifüj süresi arasında pozitif bir ilişki vardır ancak kağıt geri dönüşüm atıksuyu MW arıtmaları, daha az santrifüj süresi ile bulanıklık değerlerinin etkilerini daha da azaltır.Öğe Phlomis pungens Willd. var. pungens'in uçucu bileşenlerinin belirlenmesi(Bursa Teknik Üniversitesi, 2020) Sarıkaya, Ayşe GülLamiaceae familyası uçucu ve aromatik yağ içermelerinden dolayı gıda, farmakoloji ve parfümeri sanayinde önem taşıyan bir familyadır. Familyanın en fazla tür sayısına sahip önemli cinslerinden biri olan Phlomis cinsinin antibakteriyal, antiseptik ve antimikrobiyal, deterrent özellikleri vardır. Konya Seydişehir- Bozkır mevkiinden toplanan Phlomis pungens Willd. var. pungens'e ait yaprak ve çiçek örnekleri çalışmamızın materyalini oluşturmaktadır. Gaz kromatografisi/kütle spektrometresi (GC/MS) ile kombine edilmiş Tepe Boşluğu-Katı Faz Mikro Ekstraksiyon (HS-SPME) tekniği ile Phlomis pungens var. pungens'in uçucu bileşenlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmaya göre 42 farklı bileşen tespit edilmiş ve (E)-2-Hexenal (%13,99), .?.-Pinene (%20,58), (E)-?-Farnesene (13,23), Germacrene-D (%17,97) ana bileşenler olarak bulunmuştur.Öğe Effect of air pollution on element profile and radioactive compounds in six tree species(Bursa Teknik Üniversitesi, 2021) Turfan, Nezahat; Kurnaz, Aslı; Sarıyıldız, TemelVariation in macro and micronutrients and radioactivities (238U, 232Th, 137Cs, and 40K) due to air pollution was studied using six tree species: maple (Acer negundo), cypress (Cupressus arizonica) ash-tree (Fraxinus excelsior), pine (Pinus nigra), plane tree (Platanus orientalis), and poplar (Populus nigra). Tree leaf samples were collected in 2016 and 2017 from a rural area (control site) and urban area (polluted site) with high population, heavy traffic, and small industrial activity. The results showed that for the 2016 and 2017, mean Mg, S and K concentration was higher at the polluted sites than at the control sites for the most tree species, except ash-tree for Mg, ash-tree and plane tree for S and maple tree for K respectively. Mean P concentration was lower at the polluted sites for maple, pine, plane tree and poplar trees, while it was higher for cypress and ash trees. Mean Ca concentration at the polluted sites was lower for maple, cypress, pine and plane tree leaves, but higher for ash tree and populous tree species. Most micronutrients were generally higher at the polluted sites compared to the control sites for all tree species. Only, Co concentration was lower for ash tree and pine tree species, and Mn concentration was lower for poplar tree at the polluted site compared to the control site. The activity concentration of trees was recorded as 40K > 232Th > 238U >137Cs in 2016, while they were noted as 40K>238U>232Th>137Cs in 2017. The plane tree had the lowest activity concentration for both years. Taking all data into an account, the order of trees at the polluted sites was determined as poplar > ash tree > maple > pine > plane tree = cypress for 2016, while this order was recorded as poplar > cypress = maple > ash tree > pine = plane tree for 2017. It can be concluded that poplar, ash tree, and maple could be recommended for future biomonitoring research in order to improve air quality in urban areas.Öğe Debarking time analysis of Anatolian black pine (Pinus nigra Arn.) with two different equipments(Bursa Technical University, 2024) Parlak, Salih; Aykın, Özgenur; Gökdemir, FurkanThe production function of forests is extremely important for sustainable forestry management. The Anatolian black pine (Pinus nigra Arn.), which has a high market value and added value, is one of the important primary species in terms of wood raw material. The reduction of costs can be achieved by transitioning from labor-intensive production to technology-intensive production through the use of machinery and equipment. The use of machinery and equipment in tasks such as tree cutting, pruning, bark peeling, and transportation can enable cost reduction and acce-lerate the production process. Debarking in coniferous species, a mandatory task in log production, is a time-consuming process. In this study, it was aimed to determine the debarking times of Anatolian black pine with different equipment. For this purpose, debarking work-time analysis was carried out on Anatolian black pine logs of different diameters using the time measurement technique with the stopwatch resetting method. The study was carried out in compartments 427 and 451 located within the borders of Ankara Forest Management Directorate, Aydos Forest Management Directorate. As a result of the study, the debarking times with the equipment attached to the the chain-saw and axe were determined and their effectiveness was demonstrated. It has been determined that the debarking apparatus is more useful, practical and 2,8 timesmore efficient with a higher peeling capacity in a shorter time than the axe. In this regard, it has been concluded that the use of debarking apparatus in Anatolian black pine provides advantages in terms of labor, efficiency and time.Öğe Dünyada ve Türkiye’de kent ormancılığının ortaya çıkışı ve gelişimi(Bursa Teknik Üniversitesi, 2021) Köse, MuratDünyada olduğu gibi ülkemizde de gerek teknolojideki gelişmeler, gerekse hızlı nüfus artışı ve kentleşmeye bağlı olarak, özellikle metropollerde yoğun iş temposu ve monotonlaşma insanların doğal alanlara ve özellikle ormanlık alanlara olan talebini artırmıştır. Bu çalışmada, gelişmiş ülkelerde ve Ülkemizde kent ormanı/ormancılığı kavramının, Dünyada ve Türkiye’de kent ormancılığının ortaya çıkışının, Türkiye’de kurulan kent ormanlarının, Türkiye’de kent ormanlarının yasal durumu ve yönetiminin, Ülkemizde kent ormanı/ormancılığı ile ilgili ortaya çıkan sorunlar ve önerilerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Konuların incelenmesi ve Değerlendirilmesinde kent ormanı/ormancılığı ile ilgili her türlü literatürden, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) gibi kuruluşlar tarafından tutulan kayıtsal verilerden ve Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) 2007’den beri düzenli olarak her yıl yayınladığı “Ormancılık İstatistikleri"nden faydalanılmıştır. Ülkemizde 2003 yılından itibaren ortaya konulan “kent ormanı” projesi ile hızlı bir şekilde birçok il veya ilçe merkezinde kent ormanları kurulmaya başlanmıştır. Ülkemizde kurulan kent ormanı sayısı 2016 yılında toplam 10.550,0 ha alanda 145 adete ulaşmışmış olup, 2019 yılında bu sayı 134’e düşmüştür. Ülkemizde 16 yıllık süreçte bu kadar fazla kent ormanının kurulmuş olmasının olumlu yanları olduğu kadar olumsuz tarafları da bulunmaktadır. Kent halkının rekreasyonel ihtiyaçlarının karşılanması ve yaşam standardının yükseltilmesi kent ormanı kurmanın olumlu tarafı olarak değerlendirilebilir. Bu alanlarda doğal yapıya uymayan yapı ve tesislerin yapılması kent ormanı veya kent ormancılığı anlayışına ters düşmektedir. Diğer taraftan gelişmiş ülkelerin kent ormanı tanımları dikkate alındığında, OGM tarafından bir sahanın kent ormanı ilan edilerek “tabela kent ormanı” kurulmuş olması, bu sahanın diğer kent içi ve civarındaki orman mesire yerlerinden ve yeşil alanlardan ayrı tutulmasını sağlamamaktadır. Aslında kent içi veya civarında yer alan diğer orman mesire yerleri ve yeşil alanlar kent ormancılığına hizmet etmektedir ve kent ormanı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.Öğe Ankara’da (Türkiye) nesli tehlike altındaki bazı bitkiler ile koleksiyon ve sergileme bahçesi kurulması(Bursa Technical University, 2024) Yılmaz, Merve; İdman, Dudu Özlem Mavi; Seyman, Yasemin; Demirdöğen, Merve; Yildirim, Ayşenur Hazel; Aktaş, Rasim; Dilaver, ZühalBu çalışma kapsamında Ankara ili, Ayaş, Beypazarı ve Nallıhan ilçelerinde yayılış gösteren 12 taksonun Türkiye Milli Botanik Bahçesi Müdürlüğü’nde kurulan koleksiyon bahçesinde ex-situ korumanın sağlan-ması ve farkındalığın arttırılması faaliyetleri yürütülmüştür. Achillea ketenoglui H. Duman, Aethionema dumanii Vural & Adigüzel, Aethionema turcica H.Duman & Aytaç, Astragalus densifolius subsp. ayash-ensis Aytaç & Ekim, Astragalus beypazaricus Podlech & Aytaç, Astragalus yildirimlii Aytaç & Ekici, Asyneuma linifolium subsp. nallihanicum Kit Tan & Yıldız, Campanula damboldtiana P.H.Davis & Sorg-er, Cytisus acutangulus Jaub. & Spach, Salsola grandis Vural & Adıgüzel, Salvia aytachii Vural & Adigü-zel, Verbascum gypsicola Vural & Aydoğdutaksonları üzerinde daha önce yapılan çalışmalarda, arazi gözlemleri ile yaşam formları ve habitat istekleri gibi genel özellikleri tespit edilmiştir. Bu çalışmada ise taksonlara ait özellikler kullanılarak, Coğrafi Bilgi Sistemleri aracılığıyla analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu analizler doğrultusunda Türkiye Milli Botanik Bahçesi Müdürlüğü sınırlarında Endemik Bitki-ler Koleksiyon Bahçesi kurulması için en uygun yer seçilmiştir. Çalışılan taksonlardan çoğaltımı sağlanan 7 taksonun adaptasyonu sağlanmış ve habitat toprakları ile oluşturulan koleksiyon bahçesinde koruma altına alınmıştır. Böylece botanik bahçelerinin misyonlarından biri olan nesli tehlike altındaki taksonların korunması faaliyetleri adına önemli bir örnek çalışma ortaya konulmuştur. Ayaş, Beypazarı ve Nallıhan ilçelerinde toplantılar düzenlenerek ex-situ koruma faaliyetleri konusunda farkındalık oluşturulmasına katkı sağlanmıştır.Öğe Sustainability and the furniture industry(Bursa Technical University, 2024) Candan, Zeki; Tunçel, Sabit; Serbest, AdnanThe concept of sustainability has come into prominence topic in recent years. Due to its reliance on natural resources, the furniture industry has significant environmental implications. The sustainable wood industry incorporates eco-friendly approaches in various aspects. The sustainable management of our forests ensures the preservation of forest ecosystems and the continuity of biodiversity. By harvesting timber from forests and implementing practices such as rehabilitation, natural resources could be evaluated while leaving behind healthy forests for future generations through reforestation efforts. Moreover, certification systems established in the furniture industry are also critical in sustainability. Internationally recognized certification systems support sustainable forest management. Certification programs such as the Forest Stewardship Council (FSC) establish internationally valid standards for forest management. Such certifications ensure the traceability of wood and wood-based products and guarantee their origin. Therefore, they contribute to the traceability of forest products and the preservation of natural habitats. In addition, the sustainable approach in the furniture industry also focuses on energy and water efficiency. The efficient use of energy and water in production processes not only reduces costs for businesses but also minimizes their environmental impact. Furthermore, recycling and waste management are vital elements of the sustainable furniture industry. Proper recycling and reuse of waste materials will not only ensure the efficient use of limited natural resources but also reduce environmental impacts. From a social and economic perspective, the sustainable furniture industry not only provides environmental benefits but also offers social and economic advantages. The use of wood and wood-based products helps reduce carbon footprint and contributes to combating climate change. Additionally, the furniture industry contributes to the green economy, promoting the widespread adoption of sustainability. Implementing sustainability in the furniture industry presents a vital opportunity to create an environmentally friendly sector and preserve natural resources. Therefore, industry stake holders and local and central governments must raise more awareness on this issue and develop policies to promote sustainability.Öğe Depreme dirençli kentler: Bursa ili Yıldırım ilçesi örneği(Bursa Technical University, 2023) Şener, Büşra; Akın, AnilBu çalışma, kentsel dirençlilik ve afet dirençliliği kavramlarını tanımlamayı ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS)’ni kullanarak depreme dirençli kentler oluşturmayı amaçlamıştır. Çalışmada kent planlama çalışmalarının CBS ile entegre bir şekilde yürütülmesiyle, deprem ve diğer afetlere karşı dirençli kentler oluşturulmanın ve olası afetlerde meydana gelebilecek kayıpları önlemenin ya da minimum seviyeye indirmenin önemi vurgulanmaktadır. CBS’ye dayalı sistemlerin bu konudaki katkılarını gösterebilmek amacıyla, Bursa’nın ilk yerleşim yerlerinden olan, çok fazla göç alan, birçok fay hattının üzerinde ve yakınında konumlanan ve plansız ve çarpık kentleşme yapısına sahip Yıldırım ilçesi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Yıldırım ilçesinin jeolojik, demografik, yapısal ve çevresel özelliklerine göre depreme olan dirençliliği analiz edilerek yüksek ya da düşük dirence sahip bölgeleri tespit edilmiştir.Öğe Determination of criteria with AHP and ANP methods for the evaluation of occupational health and safety practices in forest fires: The Case of Turkey(Bursa Technical University, 2024) Tezcan, Burcu; Eren, TamerIn this study, it was aimed to determine the most important criteria in occupational health and safety in forest fires occurring in Turkey using Multi-Criteria Decision Making (MCDM) methods. Training and health control activities, occupational accident statistics, risk assessment statistics, and occupational health and safety activities were determined as the main criteria. The sub-criteria are the number of employees affected by forest fires, occupational accident frequency rate, occupati-onal accident severity rate, determination of forest fire risks, determination of fire exit points, analyzing the spread of fire, OHS control, corrective actions, preventive actions, hazardous envi-ronment determinations, occupational health and safety training, periodic health checks, drills of emergency scenarios, effective communication between teams and providing appropriate equipment to fire fighting teams. In total, 4 main criteria and 15 sub-criteria were evaluated by 8 experts using Analytic Hierarchy Process (AHP) and Analytic Network Process (ANP) methods. These experts work at the General Directorate of Forestry. According to the results obtained from the two methods, OHS training ranks first. In addition, the evaluation of occupational health and safety (OHS) performance in forest fires will shed light on OHS experts, General Directorate of Forestry (OGM) Managers, and future studies.Öğe Marmara florasında doğal olarak yetişen bitki türlerinin peyzaj mimarlığında kullanımı “dört mevsim çiçekli bitkisel tasarım projesi örneği’’(Bursa Teknik Üniversitesi, 2022) Aksoy, Onur; Erken, KamilMarmara bölgesi bitki çeşitliliği bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Köprü niteliği taşıyan bölge, yaklaşık 67.000 kilometrekarelik bir yüz ölçüme sahip olup Türkiye'nin %8,5'ine denk gelmektedir. Bu çalışmada, Marmara bölgesinde yayılış gösteren 42 familyaya ait 124 türün mevsimlere göre çiçeklenme durumları incelenmiş, ekolojik ve dört mevsim çiçekli bir bahçe oluşturabilmek için bitki seçimi yapılmıştır. Bitki seçimi yapılırken, çiçeklenme aralığı uzun ve kış mevsiminde çiçekli türlerin seçimine öncelik verilmiştir. Çalışma sonucunda Marmara bölgesinde seçilmiş bir alan üzerinde bitkisel tasarım önerisi geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı 12 ay boyunca çiçekli ekolojik bir bahçe kullanımı için bitki türü önerilmesini sağlamaktır. Ayrıca bu çalışma doğal bitkilerin bitkisel tasarım çalışmalarında büyük potansiyele sahip olduğunu göstermiştir. Bitkisel tasarım çalışmalarında sonbahar ve kış mevsiminde park alanlarında çiçekli olarak görülebilecek bitki sayısının az olmasına rağmen, doğal bitki türleri kullanılarak bu mevsimlerde de çiçekli bahçelerin tasarlanabileceğini ortaya koymuştur. Çalışmada en fazla takson içeren familyalar; Liliaceae (15 takson) ve Amaryllidaceae (12 takson) şeklindedir. Marmara bölgesinde dört mevsim çiçekli bahçeler için önerilen bitki listesinde, ocak ayında 7 adet, şubat ayında 18 adet, mart ayında 20 adet, ekim ayında 7 adet, kasım ayında 4 adet, aralık ayında 1 adet çiçekli tür yer almaktadır.Öğe Information on some non-wood forest production, import and export situations in Türkiye(Bursa Technical University, 2024) Balcı, Bekircan; Köse, MuratThis study, which discussed non-wood forest products, which are one of the benefits that forests provide to society, has been prepared to introduce the products that are important in terms of export and support to rural development and to reveal their economic benefits. To achieve this goal, data and literature provided by the General Directorate of Forestry and the Turkish Statistical Institute were used. Export and import values of bay leaf, thyme, chestnut, carob, lavender, sage and rosemary products were discussed in a nine-year period (2015-2023) and presented on a chart and supported by literature. The most produced non-wood forest product in the nine-year period was bay leaf with 269,044 tons. Although bay leaf has come to the fore in terms of production, the product that generated the most income from export was thyme. Between 2015 and 2023, 3,926,061,000 Turkish Liras of income were obtained from thyme exports. In order to increase the benefits obtained from non-wood forest products, it is necessary to implement the action plans prepared, increase the support and incentives provided, complete the inventory of non-wood forest products and integrate them into forest management plans. In addition, exporting these products as processed products rather than raw products is important in terms of both generating income and creating added value.Öğe Andız pekmezi ve Antalya Akseki yöresi Juniperus drupacea Labill. kozalak uçucu yağının kimyasal karakterizasyonu(Bursa Technical University, 2024) Yaşa, Belkıs; Angın, Naile; Ertaş, Muratİğne yapraklı ağaç ve çalı formunda olan Cupressacea familyası sahip olduğu 32 cins ile geniş bir ailedir. Bu familyaya ait çok yıllık Juniperus cinsi bitkilerin kozalak ve yaprak yapıları ile birbirinden ayrılabilen farklı türleri mevcuttur. Juniperus drupacea Labill. türü Doğu Akdeniz bitkisidir ve yöresel olarak “andız” ismiyle bilinmektedir. Bu çalışmada, Akdeniz Bölgesi Antalya-Akseki’den toplanmış kozalaklardan mikro dalga destekli ekstraksiyon ile uçucu yağ elde edilmesi ve kozalak uçucu yağının gaz kromatografisi (GC)- kütle spektrometresi (MS) analizi ile karakterize edilmesi ve tıbbi kullanım yönüyle fitokimyasal bileşen içeriğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Analiz sonucunda ?-pinen (%23,27), ?-mirsen (%17,3), ?-sedrol (%7,43), D-limonen (%7,41), germakren D (%5,04), karyofilen (%3,52) en önemli bileşenler olarak tespit edilmiştir. Bu altı ana bileşen, kozalak uçucu yağının fitokimyasal içeriğinin %62’sini temsil etmek-tedir. Juniperus drupacea Labill. türünden geleneksel yolla üretilen pekmez, yapılışı ve kullanımı günümü-ze kadar sürdürülen solunum yolları rahatsızlıklarında ve bazı enfeksiyonlarda etkili, besin değeri yüksek fonksiyonel bir gıda ürünüdür. Anadolu’da geniş bir coğrafyada beslenme ve sağlık amacıyla drog olarak kullanıldığı bilinmektedir.Öğe Using GIS-based multi-criteria decision support system for developing storm damage risk map(Bursa Technical University, 2023) Taş, İnanç; Akay, Abdullah EminWinter storm damages have crucial effect on different tree species and cause significant losses in many regions in Turkey. In a winter storm, trees can break or be thrown if stem and root plates overturn. The most important factors affecting the severity of damage caused by storms on forest trees are tree species, tree age (stage), crown closure, topographic features (elevation, slope), and climate parameters (wind, precipitation). Coniferous species are more susceptible to storms than deciduous species. The storm damage impact on trees increases with tree age and the density of the stand. Although the storm damage is lower at low altitudes (<150 m), the damage increases up to a certain altitude (1000 m) and decreases again at higher elevations. The highest risk of storm damage is in the middle (20-30%) slope groups, while the damage is lower in the low and steep slope groups. Wind speed and direction are climate parameters affecting forest tree storm damage. Pre-storm precipitation causes the soil to loosen and especially contributes to the formation of storm overturns. In order to prevent or minimize storm damage, it is of great importance to develop storm damage maps based on the factors that impact the storm damage. In this study, a storm damage risk map was produced using a GIS-based multi-criteria (Analytical Hierarchy Process-AHP) decision support system considering, tree species, tree age, crown closure, elevation, slope, wind speed and direction, and precipitation. The study implemented in Karadag Forest Enterprise Chief in Karacabey province of Bursa. The results indicated that the most effective risk factor was wind speed and wind direction, followed by the slope.












