Yazar "Parlak, Salih" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 20 / 37
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Annual germination cycle of salep orchid (Anacamptis sancta L.) and adaptation to outdoor conditions(Julius Kuhn Inst - Jki, 2024) Parlak, Salih; Erken, KamilOrchids have an important place in plant biodiversity. Although many orchid species are endangered, millions of tubers are removed and destroyed every year. Anacamptis sancta is one of the most widespread and most collected species. Since orchid seeds do not have endosperms, their reproduction rate in nature is low. It can be germinated asymbiotically in the laboratory environment, but the critical stage in this process is the acclimatisation of the plants from the in vitro growing media to the outdoor conditions. Seedlings that cannot establish mycorrhizal relationships in the transferred growing media die. Studies on acclimatisation of salep orchids to the outdoor environment are quite limited. In this study, the germination cycle of Anacamptis sancta was determined by sowing seeds in monthly intervals into asymbiotic growing media, and adaptation studies were carried out by transferring the seedlings to different growing environments. Starting from May, seeds were sown on modified Knudson C (KC) medium between the 15th and 20th of each month. The seedlings, which reached the transplant size after approximately five months, were transplanted to three different growing media consisting of peat, peat/perlite (3/1) and soil. In this study, which was repeated every month, 300 seedlings were transplanted into each growing media in three replicates, and a total of 900 seedlings were transplanted into three growing media. As a result, germination percentages in all months were higher than the reported studies. Besides, for the first-time direct transfer of orchid transplantation from laboratory to field was carried out and statistically the most successful results in outdoor adaptation were obtained from the seedlings transferred to the peat in August.Öğe Anıt Ağaçların Restorasyon ve Rehabilitasyonunda Kullanılan Alet-Ekipman, Makina ve Teçhizatlar(2024) Parlak, SalihSanayileşme ve iklim değişikliğine bağlı olarak her geçen gün canlı türleri yok olmakta veya nesli tehlike altına girmektedir. Bu yok olma hassas ve kırılgan ekosistemlerde daha hızlı ve şiddetli seyretmektedir. Kent ağaçları şehrin estetik unsurlarındandır. Fakat bu ağaçlar doğal yetişme ortamlarından farklı olarak, şehir ortamının getirdiği insan yoğunluğu, hava kirliliği, hastalık ve zararlılar, yetişme ortamlarının kısıtlanması, altyapı çalışmaları, bakım ve budama hataları gibi çevresel ve insan etkilerinden dolayı daha fazla baskı ve stres altındadır. Bu baskılar ağaçların sağlığını etkilemekte ve ömürleri beklenen süreden daha kısa olmaktadır. Etkilenme ağaç türlerine göre hassasiyet ve değişiklik gösterse de genel kabul gören husus, yaşlanmayla birlikte şiddetin arttığı yönündedir. Bu bakımdan şehir ortamında var olan yaşlı ağaçlarda özel bakım tedbirlerinin alınması, ömürlerinin uzatılması bakımından gereklidir. Özel bakım ve koruma tedbirleri gerektiren ağaçların başında şehirlerimizin yaşayan simgeleri olan anıt ağaçlar gelmektedir. Yüzyıllardır ayakta kalan, geçmiş ve gelecek kuşaklar arasında adeta canlı köprü görevi olan bu ağaçların bakım ve korumalarının gerektiği gibi yapılması, şehirde yaşayan insanların tarihi sorumluluğudur. Gelecek nesillere miras bırakılabilmesi için bu ağaçların gerekli rehabilitasyon ve restorasyon çalışmaları bir cerrah titizliğiyle yapılmalıdır. Bu çalışma, var olan bilgi eksikliğini gidermek ve anıt ağaçların restorasyon ve rehabilitasyonunda kullanılacak makine, teçhizat, alet ve sarf malzemeleri ile bunların kullanım amaçlarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Öğe Bursa Şehrinde Açık ve Yeşil Alanlardaki Ağaçların Rüzgâr Hasarı ve Çözüm Önerileri(2025) Erken, Kamıl; Parlak, SalihCoğrafi konumu nedeniyle Bursa başta olmak üzere birçok kentte, lodos ve diğer güçlü rüzgârlar ağaçların kırılmasına ve devrilmesine neden olmaktadır. Bu durum can ve mal kaybına yol açmaktadır. Ağaçlarda fiziksel ve fizyolojik zararlarının yanı sıra, bu olaylar teknik ekipleri ve belediyeleri yasal süreçlerle uğraştırmaktadır. Ancak, bu tür olaylar doğal afet olarak kabul edilse de etkili önlemler alındığında zararlar azaltılabilir. Ağaçların ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktörler, sağlam kök sistemleri ve güçlü gövdeleridir. Ancak, kök yapısını etkileyen faktörler ve kalın dallarda oluşan sorunlar kırılmalara ve devrilmelere neden olmaktadır. Toprak koşulları, yüzeysel kök oluşumu, kök sisteminde çürümeler, hatalı budamalar, fiziksel müdahalelere bağlı çürümeler ve dengesiz taç gelişimi en sık karşılaşılan kırılma ve devrilme nedenleridir. Bu çalışma Bursa’da yaşanan güçlü lodos afeti sonrasında meydana gelen ağaç kırılmalarını ve devrilmelerini incelemekte ve sebeplerini araştırmaktadır. Çalışma sonucunda, özellikle altyapı çalışmaları için yapılan toprak kazıları, dikim, sulama ve budama gibi hataların peyzaj alanlarında ciddi sonuçlara yol açtığı belirlenmiştir. Bu olayların insan yaşamını riske attığı göz önüne alındığında, daha az zararın meydana gelmesi için alınması gereken önlemler belirlenmiştir. Doğru konuma dikim, ekoloji için doğru ağaç türünün seçilmesi, yeterli kök gelişim alanı, doğru budama, sağlıklı gelişim için yeterli bakım rüzgâr hasarını azaltmak için alınacak kritik önlemlerdir.Öğe Bursa-Karacabey subasar ormanlarının kavak ve fıstıkçamı plantasyonlarına dönüştürülmesinin toprak karbon ve azot stoklarına etkisinin araştırılması(Bursa Teknik Üniversitesi, 2020) Sarıyıldız, Temel; Parlak, Salih; Tanı, Mert(TOK) ve toplam azot (TA) miktar ve stokları üzerine olan etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, çalışmada birbirine komşu olan ve ortalama 10 yaşındaki kavak ve 25 yaşındaki fıstıkçamı ağaçlandırma sahalarından her bir tür için 2 şer adet olmak üzere toplamda 4 adet örnek alanda çalışılmıştır. Toprak örnekleri 3 farklı derinlik kademesinden (0-10 cm, 10-20 cm ve 20-30 cm) alınmıştır. Alınan toprak özelliklerinin pH, organik madde, elektriksel iletkenlik, hacim ağırlığı, tekstür, karbon ve azot miktarları belirlenmiştir. Örnek alanların organik karbon ve toplam azot stokları hacim ağırlığı, toprak kütlesi, karbon ve azot miktarı değerleri kullanılarak hesaplanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, kavak ve fıstıkçamı ağaçlandırma sahalarının kumlu killi balçık tekstüründe, hafif bazik karakterli, organik madde bakımından yüksek değerler içeren, kavak ve fıstıkçamı için önerilen toprak özelliklerini taşıdığı tespit edilmiştir. Toprak organik karbon ve azot miktar ve stokları bakımından ise, kavak alanları fıstıkçamı alanlarından daha yüksek değerlere sahip olmuştur. Tüm toprak derinlik kademesi (0-30 cm) dikkate alındığında, kavak alanlarının TOK ve TA stoku 109 Mg ha-1 ve 8.97 Mg ha-1 iken fıstıkçamı alanlarından 68.1 Mg ha-1 ve 7.38 Mg ha-1 olarak bulunmuştur. Bu değerler, Türkiye için bildirilen yapraklı ve iğne yapraklı türlerin stokladığı ortalama değerlerle karşılaştırıldığında ortalama değerlere yakın ve biraz üzerinde iken, komşu subasar ormanlarının organik karbon ve azot stoklarının ise sadece beşte biri oranındadır. Çalışma sonuçları, Türkiye karbon ve azot depolama alanları bakımından değerlendirildiğinde, geçmişte muhtemelen subasar ormanlardan dönüştürülerek oluşturulan bu alanların tekrar subasar orman özelliğinde devam ettirilmesi için gerekli planlamaların yapılması veya en azından subasar ormanlardan yeni alanların dönüşümüne izin verilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Öğe Çam kozalak emici böceği (Leptoglossus occidentalis Heidemann)’nin karaçam ve sarıçam tohumlarının doluluk ve çimlenmesine etkisi(Bursa Teknik Üniversitesi, 2021) Kalkan, Mehmet; Arık, Gülşen; Çiçekçi, Gaye; Yılmaz, Mustafa; Parlak, SalihKaraçam (Pinus nigra Arnold) ve Sarıçam (Pinus sylvestris L.) Türkiye’de geniş yayılış gösteren çam türlerindendir. Her iki türde de bol miktarda dolu tohum bulunması özellikle doğal gençleştirme çalışmaları için temel gerekliliktir. Son yıllarda çam kozalak emici böceği (Leptoglossus occidentalis Heidemann)’nin ibreli ağaç türlerinin kozalaklarını delerek tohumlarına zarar verdiği kaydedilmektedir. İğne şeklindeki ağız yapısıyla kozalak dokusuna iğnesini batırmakta, tohum içerisine sindirim enzimi salgılayarak sıvı hale getirdiği embriyoları sindirim sistemine çekerek beslenmektedir. Bu çalışmada 9 farklı karaçam orijini (Ayvacık, Keles, Akpınar-İzmir, Kayalı-Kırklareli, Kırklareli, Bayındır, Akhisar, Çukurören-Gediz, Gölcük) ve 3 farklı sarıçam orijininden (Dodurga, Erzincan, Akdağmadeni) elde edilen tohumlar üzerinde söz konusu böceğin etkisi ve doluluk oranı incelenmiştir. Çalışma kapsamında her orijinden rastgele seçilen 300 (3*100) tohum kırılarak dolu-boş-böcekli oranları tespit edilmiştir. Karaçam dolu tohum oranı 9 farklı orijinin ortalaması olarak %72.3, böcekli tohum oranı %24.6 ve boş tohum oranı %3.1 olarak tespit edilmiştir. 3 farklı orijinin ortalaması olarak sarıçam dolu tohum oranı %91.3, böcekli tohum oranı %6, boş tohum oranı ise %2.7 olarak belirlenmiştir. Her iki türde de böcek zararı bakımından orijinler arasında belirgin farklılık görülmektedir. Çimlenme testleri sonucuna göre karaçamda 9 farklı orijinin ortalama çimlenme yüzdesi %13.9, sarıçamda 3 farklı orijinin ortalama çimlenme yüzdesi %33.3 olarak tespit edilmiştir. Zararlının ülkemizde bulunan diğer ibreli türlerin tohumları üzerindeki etkisi araştırılmalıdır.Öğe Cost analysis of EFRICAD equipment use in weed control in forest nurseries([TR] Orman Genel Müdürlüğü, 2019) Göksu, Emre; Parlak, Salih; Boza, ZülfüIn the forest nurseries with a large area, the effective weed control necessitates the use of modern mechanization techniques. In this study, we aimed at fighting against the weeds in seedbeds easily and quickly and in a more economical and effective way with the development of EFRICAD (Aegean Forestry Research Institute Computer Aided Design). There is no such a trailer type-seedbed spraying equipment that is used in the forest nurseries today. In this context, the EFRICAD equipment was tested in the Muradiye (Manisa) Forest Nursery, and cost analysis was performed and by comparing the cost of existing control methods, the economic returns of the equipment were calculated. Results of the plot application in a 50-decare (da) area in the nursery production program showed that the costs calculated in nursery for weed control on 1+0 year old bare-root seedlings, were 11.94 times higher in General Directorate of Forestry (GDF) unit prices and 12.56 times higher in local market conditions than the use of EFRICAD equipment. As a result, we suggest that using EFRICAD equipment on seedling beds in the forest nurseries for weed control will provide more efficient and productive results.Öğe Datça (Phoenix theophrasti Greuter) ve Gölköy (Phoenix theophrasti Greuter subsp. Golkoyana Boydak) hurmalarının bazı tohum özellikleri(Bursa Teknik Üniversitesi, 2020) Parlak, Salih; Yiğit, MehtapBu makalede Avrupa Kıtasının tek palmiye türü olan Datça (Phoenix theophrasti Greuter) ve bu hurma türünün alt türü olduğu bilimsel olarak kabul edilen Gölköy (Phoenix theophrasti Greuter subsp. Golkoyana Boydak) hurmalarının tohumlarının bazı özellikleri karşılaştırılmıştır. 2018 yılında toplanan tohumların etli meyve kısımları çıkarılarak +4 0C de buzdolabında polietilen torba içerisinde muhafaza edilmiştir. Her iki türüm tohumlarının 1000 dane ağırlıkları, tohum nem içerikleri ve en boy ölçümleri yapılmıştır. Ölçülen değerlerin istatistiki değerlendirilmesi yapılmıştır. Tohumların bin dane ağırlıkları, nem oranları ve kalınlıklarında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Tohumların görünüş özellikleri yanında boyutsal özelliklerinin ve bin dane ağırlıklarının farklı olması Gölköy hurmasının, Datça hurmasın bir alt türü olduğunu destekler niteliktedir.Öğe Debarking time analysis of Anatolian black pine (Pinus nigra Arn.) with two different equipments(Bursa Technical University, 2024) Parlak, Salih; Aykın, Özgenur; Gökdemir, FurkanThe production function of forests is extremely important for sustainable forestry management. The Anatolian black pine (Pinus nigra Arn.), which has a high market value and added value, is one of the important primary species in terms of wood raw material. The reduction of costs can be achieved by transitioning from labor-intensive production to technology-intensive production through the use of machinery and equipment. The use of machinery and equipment in tasks such as tree cutting, pruning, bark peeling, and transportation can enable cost reduction and acce-lerate the production process. Debarking in coniferous species, a mandatory task in log production, is a time-consuming process. In this study, it was aimed to determine the debarking times of Anatolian black pine with different equipment. For this purpose, debarking work-time analysis was carried out on Anatolian black pine logs of different diameters using the time measurement technique with the stopwatch resetting method. The study was carried out in compartments 427 and 451 located within the borders of Ankara Forest Management Directorate, Aydos Forest Management Directorate. As a result of the study, the debarking times with the equipment attached to the the chain-saw and axe were determined and their effectiveness was demonstrated. It has been determined that the debarking apparatus is more useful, practical and 2,8 timesmore efficient with a higher peeling capacity in a shorter time than the axe. In this regard, it has been concluded that the use of debarking apparatus in Anatolian black pine provides advantages in terms of labor, efficiency and time.Öğe Determining empty seed formation and germination rates induced by Leptoglossus occidentalis (Heidemann) in coniferous species in Turkish forests(Springer Heidelberg, 2024) Parlak, Salih; Yilmaz, Mustafa; Akay, Abdullah Emin; Sarikaya, Oguzhan; Acici, Oezden; Can, Hacer; Kalkan, MehmetIn recent years, low germination rates have been a problem in the seeds of various coniferous species in Turkey, particularly Turkish red pine (Pinus brutia) and black pine (Pinus nigra), which are commonly used species for afforestation activities. The increase in low germination rates corresponds to the spread of Leptoglossus occidentalis (Heidemann) in coniferous forests, suggesting an investigation of the potential correlation between the spread of this insect and the empty seed formation and germination rates. This study aimed to investigate the main causes of empty seeds and low germination rates induced by L. occidentalis in coniferous species in Turkey. Sample cones were collected from various coniferous species, including fir (Abies spp.), stone pine (Pinus pinea), Turkish red pine (Pinus brutia), spruce (Picea orientalis), cedar (Cedrus libani), maritime pine (Pinus pinaster), black pine (Pinus nigra), and Scots pine (Pinus sylvestris), based on their geographical distribution. The seeds were extracted, and the 1000-seed weights were determined for each species, followed by germination tests conducted under controlled conditions. Statistical analysis revealed significant variations in germination rates between species. Among the eight species examined, Scots pine (Pinus sylvestris) had the highest germination rate of 37.9%, while fir (Abies spp) had the lowest rate of 0.4%. Further analysis showed variations in germination rates based on aspects, with generally higher rates observed in sunny aspects. The results indicated that L. occidentalis caused a significant decrease in seed germination ranging from 60 to 99% in coniferous species and reductions in 1000-seed weights ranging from 19 to 81% among the species, except for Scots pine. The findings highlight widespread germination issues in the seeds of most coniferous trees in Turkey. It was found that L. occidentalis significantly contributes to the formation of empty seeds and lower germination rates in coniferous forests. Therefore, developing strategies to protect and conserve seed resources is essential to mitigate negative impacts on forest resources.Öğe Effects of altitude and slope aspect on soil organik carbon, total nitrogen and soil nutrient concentrations and stocks in Uludağ Fir (Abies nordmanniana subsp. bornmülleriana Mattf.) stands(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2022) Sarıyıldız, Temel; Savacı, Gamze; Parlak, Salih; Gencal, BurhanIn order to find out how topographic altitude and slope aspect affect forest floor litter, soil properties, soil organic carbon (SOC), total nitrogen (TN) and other soil nutrient (C, N Ca, Mg, P, K, S, Fe, Mn, Na, Cu, Zn, Cl, Ni ve Co) concentrations and stocks of Bursa Uludağ fir, a study was conducted in the Uludağ National Park. For this purpose, forest floor litter and soil samples were taken from five altitude zones (A1: 1400–1500 masl, A2: 1500-1600 masl, A3: 1600–1700 masl, A4: 1700-1800 masl and A5: 1800-1900 masl) under north (N) and south (S) aspects at four soil depths (D1: 0–10 cm, D2: 10–20 cm, D3: 20-30 cm and D4: 30-40 cm). In general, it was seen that soil organic carbon and total nitrogen concentration and stock of Uludağ fir increased with increasing altitude, and at each altitude zone they were higher on K aspect than on S aspect. For example, SOC stock increased with altitude from 162 tons to 182 tons per hectare on N aspect and from 116 tons to 176 tons on S aspect. SOC stock was 19.7% higher on the K aspect than on the S aspect. Similarly, TN stock increased from 9.77 tons to 10.9 tons per hectare on the N aspect, and from 7.64 tons to 10.1 tons on the S aspect. On the otherhand, mean concentrations and stocks of Ca, Mg and K decresed with increasing altitude, while K and S tended to have an increase and then a decrease with the altitude. A similar trend was also noted for the micronutrients. However, in general, at each elevation zone, macro and micro nutrients were higher on northern aspect than on southern aspect. It is concluded that the amount of litter and soil properties (especially bulk density) that varied with altitude and aspect of Uludağ fir, as well as litter decomposition due to microclimate may be responsible for the variation of the concentration and stocks of soil organic carbon, total nitrogen and other macro and micro nutrient elements.Öğe Effects of seed treatments on the germination of Golkoy palm (Phoenix theophrasti Greuter subsp. golkoyana Boydak)(2023) Parlak, SalihDatça palm (Phoenix theophrasti Greuter) is the only palm taxa in the European continent. Its subspecies, Golkoy palm (Phoenix theophrasti Greuter subsp. golkoyana Boydak) was recorded only in Turkey. This subspecies, which spreads in sensitive ecosystems, needs to be carefully protected. Although there are three natural populations of Datça palm in Turkey, there is only one population of Gölköy palm. This population is under threat due to factors such as tourism, pollution, urbanization, use of groundwater and forest fires. In this respect, the continuity of the species should be ensured by taking in-situ and ex-situ protection measures immediately. One of the ex-situ conservation measures involves the propagation of the species from seed. Cold-wet stratification is applied to remove dormancy in Gölköy palm seeds. In this study, GA3, ultrasound and vacuum applications at different times were applied to remove dormancy in seeds and shorten germination time. At the end of the study that lasted for 10 weeks, it was determined that GA3, vacuum and ultrasonic applications increased the germination rate of the seeds and shortened the germination period. While the highest germination rate was reached in the seeds treated with GA3, (91.4%), the germination rate was 88.3% and 88.6%, respectively, in 60 and 120 min ultrasound applications. The germination rate of the seeds in which vacuum was applied for 60 and 120 minutes was found to be 29.9% and 48%, respectively. The lowest germination was 6.3% in the control group seeds.Öğe Effects of Thinning on Litterfall Production and Leaf Litter Decomposition Rates of Karacabey Forested Wetlands, Bursa, Turkiye(2023) Sarıyıldız, Temel; Parlak, Salih; Gonultas, Oktay; Savacı, GamzeThe contribution of litterfall (dead leaves, twigs, etc., fallen to the ground) and forest floor (organic residues such as leaves, twigs, etc., in various stages of decomposition, on the top of the mineral soil) is fundamental in both forest ecosystem sustainability and soil greenhouse gases (GHG) exchange system with the atmosphere. A focus on forested wetlands is particularly important, as these systems account for a disproportionate amount of global carbon flux relative to their spatial coverage, and the decomposition of leaf litter is a major contributor. In this study, we aimed to investigate the effects of two different thinning treatments (low thinning-canopy closure 41-70% and intense thinning-canopy closure 10-40%) on litterfall, forest floor litter and leaf litter decomposition rates of alder (Alnus glutinosa) stands in Karacabey forested wetlands. The litterfall was monthly collected using open litterfall traps for 2 years from 2021 to 2022. The forest floor litter was also sampled 50 x 50 cm2 quadrates of 5 points in research plots of 20×20 m. The differences in leaf litter decomposition rates between the low and intense thinning stands were investigated using the litterbag method in the field for 18 months. The results indicated that the intense thinning significantly reduced the total litterfall production (7.24 ± 0.384 Mg ha-1) and the forest floor litter (2.78 ± 0.41 Mg ha-1) compared to the low thinning stand (10.8 ± 0.527 Mg ha-1 and (4.38 ± 0.82 Mg ha-1 respectively). Lower leaf litter decomposition rates were also seen in the intense thinning stands than in the lower thinning stands. At the end of the 18 months, the leaf litter mass loss was 83.6% in the intense thinning stands compared to the lower thinning stands (88.3%).Öğe Endemik Taksonların Korunması ve Tür Koruma Eylem Planları(Bursa Teknik Üniversitesi, 2022) Erken, Kamil; Parlak, Salih; Yılmaz, MustafaEndemik taksonlar insanlığın dünya mirasıdır. Birçok varlık değerleri yanında potansiyel kültür değeri ve genetik kaynak değeri taşımaktadırlar. Bulundukları coğrafyada, kendi habitatlarında ulusal politika ve çıkarların ötesinde, uluslararası sözleşmeler gereği korunmak zorundadırlar. Türkiye’de 2022 yılı Mayıs ayı sonu itibarıyla 3275 adet endemik, 428 adet lokal endemik ve 4 adet nesli tükenmiş takson olmak üzere 13404 takson kaydı bulunmaktadır. IUCN 2022 kriterlerine göre endemik türlerimizin yaklaşık 117’si “Çok tehlikede” (CR), 155’i “Tehlikede” (EN) kategorisinde yer almaktadır. Biyoçeşitlilik ve endemizm oranı açısından tüm Avrupa kıtasına eşdeğer varlıklara sahip olan Türkiye’de bu değerlerin korunması ve sürdürülebilir kullanımı konusunda gerekli çalışmaların yapılması zorunludur. Ülkelerin gelişmişlik ve refah düzeyleri ile paralel ilerleyen bu çalışmaların Türkiye için yeterli düzeyde ve sistematik olarak yapıldığını ve hedeflere ulaşıldığını söylemek çok gerçekçi değildir. 2007 yılında uygulamaya konulan “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı” çerçevesine bu taksonların bir plan çerçevesinde tespiti, planlaması, izlenmesi ve korunması çalışmaları başlatılmış olmasına rağmen, çalışmalarda yeterince hızlı ilerleme kaydedilememiştir. Bu çalışmada, Türkiye tohumlu bitkiler endemik taksonlarının korunması konularında yapılan uygulamalar incelenmiş, uygulama süreçlerinde, tespit edilen aksaklıklar ve çözüm önerileri ortaya konulmuştur.Öğe Himantoglossum robertianum (Loisel.) P.Delforge’un Asimbiyotik Tohum Çimlendirilmesinde Sıcaklığın Etkisi(Kastamonu Üniversitesi, 2022) Parlak, SalihÇalışmanın amacı: Uluslararası sözleşmeler tarafından korunmasına rağmen, her yıl doğadan milyonlarca orkide yumrusu sökülmekte ve doğal yayılış alanları yok edilmektedir. Bu türlerden biri olan Himantoglossum robertianum, aşırı toplama nedeniyle yok olma tehdidi altındadır ve korunması için önlemler alınmalıdır. Ex-situ korumanın sağlanması için türlerin asimbiyotik ortamda çoğaltılması zorunludur. H. robertianum'da optimum çimlenme sıcaklığı ile ilgili bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, türün asimbiyotik koşullarda doku kültürü ortamında ve farklı sıcaklıklarda çimlenme koşullarını belirlemektir. Çalışma alanı: Çalışma Bursa Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Silvikültür Laboratuvarlarında gerçekleştirilmiştir. Materyal ve yöntem: Çalışmada H. robertianum tohumları kullanılmıştır. Tohumlar dört farklı sıcaklıkta beş tekerrürlü olarak çimlendirilmiştir. Çimlendirme ortamı olarak Sığma-Phytamax P-6668 kullanılmış ve karanlık koşullarda 275 gün süreyle yürütülmüştür. Temel sonuçlar: En yüksek çimlenme 20°C’de %23.8 olarak gerçekleşirken, 10°C'de çimlenme elde edilememiştir. İlk 18 haftada 25°C'de çimlenme hızı yüksek iken daha sonra 20°C'de çimlenme hızlanmıştır. Araştırma vurguları: Bu sonuçlar, H. robertainum tohumlarının çimlenmesinde sıcaklığın önemli bir faktör olduğunu göstermektedirÖğe Impact of Temperature Inversion on the Distribution Shifts of Turkish Red Pine (Pinus brutia Ten.) and Black Pine (Pinus nigra Arnold.) in the Karıncalı Region, Bursa-Orhaneli(Croatian Forest Research Inst, 2025) Yilmaz, Mustafa; Parlak, Salih; Erken, Kamil; Kalkan, MehmetTopographic diversity leads to climate and vegetation differences over short distances. A significant example of these differences is temperature inversion, where cold air accumulates in hollows and concave areas, resulting in lower temperatures in lower zones and affecting the distribution limits of plant species. In this study conducted in the Kar & imath;ncal & imath; region of Orhaneli, Bursa, the effect of temperature inversion on the natural distribution of Turkish red pine (Pinus brutia Ten.) and black pine (Pinus nigra Arnold.) stands was investigated. Measurements made with temperature sensors placed between 500-600 m altitude for two years showed that although black pine is generally distributed at higher altitudes, it is located below the red pine zones due to temperature inversion. Especially in the lower zones, recorded low temperatures have revealed the cold adaptation advantage of black pine. Temperature inversion affects the distribution limits of plant species, reshaping ecosystem structure and interspecies competition. This highlights the necessity of considering temperature inversion areas in forestry activities. In reforestation projects to be carried out in areas where inversion conditions are effective, the selection of cold-resistant species is of vital importance for the success of the applications.Öğe Kompozit yayların kökeni ve gelişim aşamaları(Bursa Technical University, 2023) Parlak, Salihİnsanlık, varoluşundan bu yana avlanma veya korunma amaçlı farklı aletler kullanmış ve sürekli geliştirmeye ihtiyaç duymuştur. İlk dönemlerde elle fırlatılan basit silahlardan sonra, uzak mesafeye daha etkili atış yapabilmek için farklı savaş aletleri geliştirilmiştir. Bu savaş aletlerinden biri de hem savaşların yönünü değiştiren hem de gelişmiş bir silah olan yaylar olmuştur. Başlangıçta sadece ahşabın esneme özelliğinden faydalanılarak yapılan basit yaylar, yerini zamanla yapımı daha fazla ustalık ve beceri gerektiren kompozit yaylara bırakmıştır. Ok ve yay insanın avlanma ya da savaşlarda en etkili kullandığı silahlardan biri olmuştur. Bu makalede yayın kullanılmaya başlamasından günümüze kadar geçirdiği tarihi aşamalar, özellikle kompozit yayın ortaya çıkışı ve gelişim aşamaları incelenmiştir.Öğe Leptoglossus occidentalis (Heidemann)’in mücadelesinde termal toplanma tuzağının etkinliği(2025) Parlak, Salih; Sarıkaya, Oguzhan; Hızal, Erdem; Selek, Fazıl; Özçankaya, İkbal Meltem; Yıldız, Yafes; Acıcı, OzdenLeptoglossus occidentalis (Heidemann) iğne yapraklı ağaç türlerinin tohumlarına zarar veren istilacı bir türdür ve etkili bir mücadele yöntemi henüz ortaya konulmamıştır. Zararlıya karşı etkili bir mücadele yöntemi geliştirmenin amaçlandığı bu araştırma, en fazla zarar yaptığı fıstık çamında ve Bergama- Kozak Havzası’nda yürütülmüştür. Erginlerin kışlamak için sıcak yerleri tercih ettiği gözlendiğinden havzanın farklı dört noktasında güneş enerjisi ile beslemeli infrared tuzaklar yerleştirilmiştir. Bu tuzaklarda üç yıl süreyle sıcaklık değişimleri ölçülmüş ve tuzağa gelen ergin tespitleri yapılmıştır. İnfrared ve kontrol tuzakları arasında oluşan sıcaklık farklarının, erginlerin toplanmasındaki etkisi t testi ile karşılaştırlmıştır. İstatistiki olarak fark çıkmamasına rağmen, toplam üç yıllık süre sonunda infrared ısıtıcılı tuzaklarda ergin sayısının kontrole göre %32 fazla olduğu belirlenmiştir. Yıllara göre popülasyonda keskin dalgalanmaların olduğu, 2019 ve 2021 yıllarında tuzağa giren ergin sayısı fazla olmasına rağmen, 2020 yılındaki erginlerin hem tuzaklarda hem de böceğin kışladığı yerlerde çok az olduğu belirlenmiştir.Öğe Orman ağaçlarında görülen büyüme anormalileri ve faydalanma imkânları: (Bursa Orman Bölge Müdürlüğü örneği)(2023) Parlak, Salih; Erdönmez, GizemOdun üretimi ve ormanların bakımı, sürdürülebilirlik ve silvikültürel ihtiyaçlar dikkate alınarak, yapılmaktadır. Kaliteli tomruk üretimi için ise idare süresi sonuna kadar bu amaca yönelik müdahaleler yapılmaktadır. Bu amaç dışında kalan anormal oluşumlar ve büyüme şekilleri bakımlar esnasında elimine edilmekte ve doğal şekilleriyle sanayiye ulaşamamaktadır. Oysa mobilya sanayisinde ekonomik değeri oldukça yüksek birçok mobilya ve dekoratif eşya, anormal büyümeler gösteren ağaçlardan elde edilebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, ormanlarımızdaki bazı ağaç türlerinde meydana gelen anormal oluşumları belirlemek, bu tür ağaç malzeme işleyen sektörü inceleyerek ekonomiye sağlayacağı katkıyı ortaya koymak ve farkındalık oluşturmaktır. Bu amaçla Bursa ve İnegöl Orman İşletme Müdürlükleri ve Uludağ Milli Parkında yapılan çalışmada büyüme anormalileri gösteren ağaçlar türler bazında örneklenmiştir. Bursa ve İnegöl Orman İşletme Müdürlüklerinde (OİM) satışa sunulan emval türleri incelenmiştir. Ayrıca bu tür masif ağaç işleyen işletmelerle yapılan anket çalışmaları ile sektörün durumu değerlendirilmiştir. Masif ağacın işlenmesi sonucu meydana gelen tasarım ürünler araştırılarak maliyet ve satış ortalamaları mukayese edilmiştir. Çalışma sonucunda büyüme anormalilerinin ağaç türlerine göre farklılaştığı ve en fazla anormalliğin çınarda, en az karaçamda olduğu görülmüştür. Bu oluşumların sektörce değerlendirildiğinde katma değeri çok yüksek ürünlere dönüştürülebileceği belirlenmiştir.Öğe Ormanlarda sıcaklık ve vejetasyon terselmesi(Bursa Teknik Üniversitesi, 2021) Yılmaz, Mustafa; Parlak, Salih; Erken, KamilDoğada topoğrafyadaki değişkenliğin etkisi ile kısa mesafelerde iklim ve vejetasyonda farklılıklar meydana gelmektedir. Bu topoklimatik olaylardan biri de sıcaklık ve vejetasyon terselmesidir. Sıcaklık terselmesi, çukur, yayvan içbükey araziler ve etrafı yüksek vadilerde alt yükseltide sıcaklığın daha düşük olarak gerçekleşmesidir. Sıcaklık terselmesi gerçekleşen alanlara daha üst kuşakların bitkileri yerleşmekte ve aynı alanda vejetasyonda da terselme ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de sıcaklık ve vejetasyon terselmesi doğada ve ormanlarda sıkça karşılaşılan bir durumdur. Sıcaklık terselmesi özellikle soğuk ve serin, bulutsuz kış günlerinde yaygındır. Sıcaklık terselme alanları çok farklı boyut ve şekillerde olabilmektedir. Don çukuru, don cebi, don yatağı, don çanağı, yayvan arazi, küvet arazi, içbükey arazi, depresyon (çöküntü alanı), soğuk hava havuzu, soğuk hava gölü, soğuk hava oluğu, soğuk hava kanalı, soğuk hava akımı sahaları sıcaklık terselme alanlarını ifadede en çok kullanılan terimlerdir. Sıcaklık terselme alanlarının büyüklüğü onlarca metrekareden yüzlerce hektara, derinliği ise birkaç metreden yüzlerce metreye kadar değişebilmektedir. Ormanlardaki sıcaklık terselmesi meşcere kuruluşunu, ağaçların dağılışını, büyümesini ve formlarını yakından etkilemektedir. Ormaniçi açıklık olarak ortaya çıkan terselme alanları biyolojik çeşitlilik ve yaban hayvanları için kritik önemdedir. Başta ağaçlandırma çalışmaları olmak üzere ormancılık faaliyetlerinde sıcaklık ve vejetasyon terselmesi önemle dikkate alınmalıdır.Öğe Plant, tuber and seed properties of Himantoglossum robertianum (Loisel.) P. Delforge and Orchis italica Poiret([TR] Orman Genel Müdürlüğü, 2022) Parlak, SalihAlthough orchids are the most rich family of the plant kingdom, they make up the most destroyed group. Due to human impact, environmental factors, tourism and settlement, ornamental plants or food collection, the spread areas are getting narrower and endangered every day. Two of these endangered species due to their use in the food industry are Himantoglossum robertianum (Loisel.) P. Delforge and Orchis italica Poiret. Both of these sahlep orchids taxa are preferred by collectors in terms of their tuber size and the glucomannan contains and are heavily destroyed. Excessive destruction brings some pollination and fertilization problems. Orchid seeds do not have an endosperm and need a symbiotic relationship to germinate. To germinate in an asymbiotic environment, it is necessary to apply the seeds that break dormancy and keep them in a special medium and environment. The structure of the seed coat is important in eliminating the germination barrier in asymbiotic production. In this study tuber and seed morphological and physiological properties of both species were determined. Morphological features such as plant height, tuber weight and dimensions, seed sizes, seed weight, the number of seeds in 1 g, and physiological features such as seed moisture, shell structure and fullness of seeds were determined. The causes of empty seed formation are interpreted in light of the literature.












