Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • DSpace İçeriği
  • Analiz
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Kaya, Seda" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 6 / 6
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    ETNO-SEMBOLİST KURAMA BİR ÖRNEK: FUAT KÖPRÜLÜ’NÜN ETNİK KÖKEN ANLATISI
    (2020) Kaya, Seda
    Erken Cumhuriyet döneminde, ulus-inşa projesinin en önemli ayağı tarih yazıcılığı çalışmalarıydı. Kuşkusuz bu alanda en önce akla gelen isimlerden biri de Fuat Köprülü ve onun milliyetçi tarih yazımına araştırmalarıyla sunduğu katkılarıydı. Mevcut dönemde meydana getirilen tarih kitaplarında Türklerin primitif dönemlerine vurgu yaparak tarihsel mit, milli ruh gibi vurgularla oluşturmaya çalıştığı tarihsel anlatısı içerisinde, John Armstrong ile başlayıp Anthony Smith ile devam eden etno-sembolcü yaklaşımın izlerini görmek mümkündür. Bu çalışma, Fuat Köprülü’nün milliyetçi yaklaşımını etno-sembolcü teorinin yaklaşımlarını kıyaslayarak aralarındaki benzerliği anlatmayı hedeflemektedir. Ayrıca aralarındaki benzerliklerden yola çıkarak, Köprülü milliyetçiliğinin etno-sembolist sınıflandırma içerisinde dahil edilebilecek önemli bir örnek olduğu iddiasındadır. Bu çalışmanın odak noktası tarihin ve etnik kökenin buluşma noktasını etno-sembolist açıdan değerlendirirken, Fuat Köprülü milliyetçiliğinin nasıl bir örnek teşkil ettiği üzerine bir tartışma açmaktır. Son olarak bu çalışma, Köprülü milliyetçi yaklaşımını Etno-sembolizm üzerinden açıklamak niyetinde olmadığından dolayı anakronistik bir hata içermemektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    ETNO-SEMBOLİST KURAMA BİR ÖRNEK: FUAT KÖPRÜLÜ’NÜN MİLLİYETÇİ PERSPEKTİFİ
    (Kilis 7 Aralık Üniversitesi, 2020) Kaya, Seda
    Erken Cumhuriyet döneminde, ulus-inşa projesinin en önemli ayağı tarih yazıcılığı çalışmalarıydı.  Kuşkusuz bu alanda en önce akla gelen isimlerden biri de Fuat Köprülü ve onun milliyetçi tarih yazımına araştırmalarıyla sunduğu katkılarıydı. Mevcut dönemde meydana getirilen tarih kitaplarında Türklerin primitif dönemlerine vurgu yaparak tarihsel mit, milli ruh gibi vurgularla oluşturmaya çalıştığı tarihsel anlatısı içerisinde, John Armstrong ile başlayıp Anthony Smith ile devam eden etno-sembolcü yaklaşımın izlerini görmek mümkündür. Bu çalışma, Fuat Köprülü’nün milliyetçi yaklaşımını etno-sembolcü teorinin yaklaşımlarını kıyaslayarak aralarındaki benzerliği anlatmayı hedeflemektedir. Ayrıca aralarındaki benzerliklerden yola çıkarak, Köprülü milliyetçiliğinin etno-sembolist sınıflandırma içerisinde dahil edilebilecek önemli bir örnek olduğu iddiasındadır. Bu çalışmanın odak noktası tarihin ve etnik kökenin buluşma noktasını etno-sembolist açıdan değerlendirirken, Fuat Köprülü milliyetçiliğinin nasıl bir örnek teşkil ettiği üzerine bir tartışma açmaktır. Son olarak bu çalışma, Köprülü milliyetçi yaklaşımını Etno-sembolizm üzerinden açıklamak niyetinde olmadığından dolayı anakronistik bir hata içermemektedir
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Gürcü Rüyası Partisi: “Yabancı Ajan” Yasa Tasarısının AB ile İlişkiler Kapsamında Değerlendirilmesi
    (2025) Kaya, Seda
    Küresel düzenin “soğuk” büyük güçlerinden olan SSCB 1991’de resmen dağıldığında siyaset bilimi akademisi, post komünist devletlerde başlayan demokratikleşme sürecinin heyecanıyla liberal siyasetin zaferini ilan ettiler. Gerçekten de o günden bugüne, komünist kurumsal geleneklerden kâğıt üzerinde bir kopuş yaşandığı ve bunun önemli ölçüde AB etkisi ile gerçekleştiği kabul edilebilir. Hatta kâğıt üzerindeki siyasi dönüşümün demokratikleşen devletlerin toplumlarında da bir ölçüde destek bulduğu tartışılmazdır. Ancak gelinen son noktada Polonya ve Macaristan’ın önemli örneklerini oluşturduğu bir “demokraside geriye gidiş” diğer bir ifadeyle “demokratik erozyon” süreci 2010’lu yıllardan bugüne akademiyi meşgul etmektedir. Gürcistan soğuk savaş döneminin o iki kutuplu küresel dengesini, iç siyasetinde hala yaşatmak zorunda olan, bir ölçüde Batı yanlısı ancak Rusya’dan tamamen kopması oldukça zor görünen bir devlet olması açısından hem demokratikleşme hem de demokratik erozyon sürecinin önemli bir diğer örneğidir. Nisan 2024 sonunda iktidar partisi olan Gürcü Rüyası Partisi’nin “yabancı ajan” ismini verdiği ve temelde ülkedeki yabancı fon kaynaklı sivil toplum kuruluşlarını kontrol etmeyi amaçlayan yasa tasarısı ise, daha yakın zamanda AB adaylık statüsü kazanan Gürcistan için demokratik bir sorgulamayı yaratacaktır. Bu kapsamda ekonomik ve politik alanlarda AB ile yakınlaşan Gürcistan’ın, Osetya ve Abhazya topluluklarını her fırsatta Gürcistan’ın egemenliği aleyhine kışkırtan Rusya’ya yakınlaşacağı öngörüsü, Rusya ile çok yakın bir zamanda sıcak çatışmaya giren Gürcistan için uzun vadeli bir çıkarım olacaktır. Ancak daha kısa vadede özellikle bu yasa tasarısının AB ile ilişkilerde birtakım açmazları doğuracağı öngörülebilir. Bu çalışma, “yabancı ajan” yasa tasarısının Gürcistan’ın Rusya ve AB arasındaki siyasetinin yeni pusulasının Rusya olup olmayacağını ve AB ile ilişkilerinin bu kapsamdaki seyrini tartışmaya açacaktır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    OSMANLI TAŞRA ÖRGÜTLENMESİ VE BU ÖRGÜTLERİN ORTAKLIKÇI DEMOKRASİ SİSTEM İLE BENZERLİKLERİ
    (İstanbul Medeniyet Üniversitesi, 2019) Kaya, Seda
    Batı dünyasında “hak ve özgürlük talepleri”, “parlamentoculuk hareketleri (demokrasi)” temelinde devrimler yaşanırken, Osmanlı İmparatorluğu da 19. yüzyılda, imparatorluğun yapısına uyacak birtakım yenileşme girişimlerinde bulunmuştu. Literatürde Tanzimat dönemi olarak adlandırılan ve geniş radikal reformların yapıldığı bu dönemde, en heyecan verici deneyim taşra örgütlenmelerindeki meclislerin varlığı ve meclis üyelerinin seçildiği sistemin yapısıydı. Makalede, Türk demokrasi tarihinin kristalleşmesine de zemin hazırlayan bu deneyimi açıklarken, 20. Yüzyılın ABD’li siyaset bilimcisi Arend Lijphart’ın literatüre kazandırdığı Ortaklıkçı demokrasi sisteminin Osmanlı’da “meşveret sistemi” yapısı altında kurulmuş olan taşra idare meclisleriyle benzerlikleri açıklanmaya çalışılacaktır. Son olarak çalışmamız, 20. yüzyıldaki bir teoriyi 19. yüzyıldaki bir siyasi deneyim üzerinden açıklamayı değil, farklı yüzyıllarda farklı coğrafyalarda doğup farklı isimlerle adlandırılmış benzer iki sistemi araştırmayı amaç edinmiştir, dolayısıyla anakronik bir hataya düştüğümüz düşünülmemelidir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    SOFİYYE RİCALİ VE KADIZADELİLER TARTIŞMASININ TOPLUMA YANSIMASI: EVLİYA ÇELEBİ ÖRNEĞİ
    (Bursa Teknik Üniversitesi, 2019) Kaya, Seda
    Osmanlı İmparatorluğu için XVII. Yüzyıl, karakteristik bir kargaşa yüzyılıdır. Döneme karakteristik rengini veren olay,gelecek yüzyıllarda ortaya çıkacak siyasi ve dini hareketlerin şekillenmesinin önünü açan, dinî, sosyal ve siyasi sonuçları olan selefi özellik taşıyan vaaz hareketidir. Hareket, tarikat ehline karşı gerçekleşen katı muhalif iddialardan meydana gelmektedir. Osmanlı ilim ve fikir zihniyetinin dayandığı iki kurumu, tekke ve medreseyi  karşı karşıya getiren bu kavga, elbette insanların zihinlerinde de bir tercih meselesine dönüşmüştür. Bu çalışmada hedeflenen, ilgili tartışmayı incelemek, toplumda ve sarayda yarattığı bölünmeyi  tanıtmak ve bir Osmanlı örneği olarak Evliya Çelebi’nin bölünmenin neresinde olduğunu yorumlamaktır. Literatüre dair araştırmalar Evliya Çelebi’nin taraf olmamaya çalıştığını gösterse de, 1655-1656 yılları arasında üç defa Bitlis’te bulunan seyyahın orada Kadızadeliler fırkasından geçinen birine yönelik tenkidini anlattığı bir anekdot seyyahın görüşlerini yansıtmaktadır. Ayrıca araştırmalarımız bize Evliya Çelebi’nin sahip olduğu Osmanlı aydın kimliğini değerlendirme ve bu mücadeledeki tarafını onun zihniyetinin tahlilini yaparak yorumlama fırsatını sunmuştur
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    TÜRK SİYASİ HAYATININ KURUMSALCI YAKLAŞIMLAR AÇISINDAN İNCELENMESİ
    (2023) Kaya, Seda
    Yeni bir siyasi düzen kurulacağı zaman en çok ihtiyaç duyulan araçlardan biri kurumlardır. Türkiye için bu sürecin karşılığı Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesiyle beraber başlamıştır. Kurumsalcı açıdan incelendiğinde ise, Türkiye siyasetinde kurumlar üzerinden ufak değişimlerle bir sürekliliğin hakim olduğunu görmek mümkündür. Mevcut kurumsal değişimler sonrası siyasi pratiğin ne yönde şekillendiğini inceleyen bu çalışma kurumsalcı perspektif ile Türk siyasi hayatını inceleyen akademisyenlerin çalışmalarından yola çıkarak önemli kurumlara yönelik bir derleme içermektedir. Türk siyasal hayatının kurumsal açıdan ilerleyişini çeşitli çalışmaları derleyerek özetlemeyi hedefleyen bu çalışma, bu alanda belirli yerleri tutan akademisyenlerin görüşlerine, Türk siyasi işleyişinde neleri öne çıkardıklarına ve kurumları açıklama biçimlerine öncelik veren bir derleme niteliğindedir. Çalışmaya dahil edilen araştırmacıların seçilen eserleri incelenerek kurumsalcı teorinin neresinde durdukları çözülmeye çalışılacaktır. Çalışma öncelikle kurumsalcı teorinin kısa bir anlatısına yer verecek daha sonra ise akademisyenlerin Türk siyasal hayatında öncelediği kurumsal araçlar olarak anayasaları ve buna bağlı olan yasama yürütme ve yargı organlarının değişim durumlarını açıklayacaktır.

| Bursa Teknik Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Mimar Sinan Mahallesi Mimar, Sinan Bulvarı, Eflak Caddesi, No: 177, 16310, Yıldırım, Bursa, Türkiye
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez ayarları
  • Gizlilik politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri bildirim Gönder