Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • DSpace İçeriği
  • Analiz
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Gezer, Engin" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 3 / 3
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Kurak ve Yarı-Kurak Sahalarda Gerçekleştirilecek Ağaçlandırma Faaliyetlerinde Kullanılabilecek Prototip- Biokompozit Fidan Tüplerinin Üretimi ve Laboratuvar Şartlarında Bozunma Sürelerinin Tespiti
    (2017) Mengeloğlu, Fatih; Karakus, Kadir; Gezer, Engin; Dindaroğlu, Turgay; Altuntaş, Ertuğrul
    Kurak ve yarı kurak sahalarda agaçlandırma amaçlı kullanılabilecek tüplerin yapımında kullanılabilecek reçetelerin belirlenmesi amaçlanan bu projede farklı biyobozunur polimerler (polikaprolakton, polilaktik asit, polivinil alkol ve termoplastik nisasta) ve orman budama atıgı kullanılarak kompozitler üretilmistir. I. Etap üretimlerde polimeri olarak PCL ve PLA ayrı ayrı kullanılarak kompozitler üretilirken II. Etapta PCL ve PLA 1:1 oranında karıstırılarak kullanılmıstır. Ayrıca diger polimerler ve dolgu maddeleri de kompozitlerin üretiminde kullanılmıstır. I. Etap kompozitlerin laboratuvar sartlarında Konya ve Malatyadan getirilmis toprakta bozunma sürelerine baglı özellikleri belirlenmistir. II. Etap kompozitlerin bozunma sürelerine baglı özellikleri ise Malatyada arazi sartlarında belirlenmistir. Örnekler baslangıç, 6, 12 ve 18 ay sonunda test edilmistir. Ayrıca toprak testine maruz bırakılmamıs kompozitlerin mantar testleri gerçeklestirilmistir. PCL ve PLA esaslı kompozitlerin bozunma özelliklerini enfazla toprakta bekletme süresi saglamıs olup Malatya topragında meydana gelen bozunma Konya topragına kıyasla daha fazla olmustur. Bozunma degerleri kütle agırlık ve molekül agırlıgı degisiklikleriyle takip takip edilmistir. Bozunmaya baglı PCL ve PLA esaslı kompozitlerin çekme, egilme, darbe özelliklerinde düsüs meydana gelirken kopmada uzama ve sertlik degerlerin de sınırlı iyilesmeler görülmüstür. Mantar testleri sonucunda ise PCL ve PLA esaslı kompozitlerde esmer çürüklük mantarları sırasıyla %8 ve %10 agırlık kaybı saglarken beyaz çürüklük mantarlarında bu oran sırasıyla %2,5 ve %8 olmustur. II. Etap kapsamında PCL ve PLA (1:1) esaslı kompozitler üzerinde PVA/Nisasta oranı, OBA oranı ve toprakta kalma süresinin etkisi incelenmistir. II. etap kompozitlerin bozunma özellikleri üzerinde en büyük etki toprakta bekletme süresi tarafından gerçeklestirilmistir. Bozunmaya baglı olarak kompozitlerin mekanik ve fiziksel özelliklerinde genel olarak düsüs meydana gelmistir. II. Etapta üretilen kompozitlerin esmer çürüklük mantarından beyaz çürüklük mantarına kıyasla daha fazla etkilendigi bulunmustur. Örneklerde meydana gelen agırlık kayıpları ve direnç degerlerindeki azalmalar bu malzemelerin zamana baglı bozunma özellikleri açısından fidan tüpü kullanımında degerlendirilme potansiyelinin oldugu gösterilmistir. Bu dogrultuda yeni çalısmaların ugulayıcılarla isbirligi içerisinde gerçeklestirilmesinin proje sonuçlarının hayata geçirilmesine yardımcı olacagı düsünülmektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Odun Korumada Epoksitlendirilmiş Bitkisel Yağların Kullanılabilirliği ve Borun Yıkanmasına Etkisi
    (2018) Temiz, Ali; Gezer, Engin; Ertas, Murat
    Bu projede, epoksitlendirme islemiyle polimerize edilmis bitkisel yagların odun korumadaki etkinligi arastırılmıstır. Bu amaçla bezir ve soya yagında bulunan doymamıs çifte baglar hidrojen peroksitle epoksitlendirilerek reaktif hale getirilmistir. Sarıçam (Pinus sylvestris L.) diri odunu epoksitlendirme islemine tabi tutulan ve tutulmayan bitkisel yaglarla iki ayrı retensiyon aralıgında (Ret A, 80-140 kg/m3 ve Ret B, 170-270 kg/m3) emprenye edilmistir. Yaglara fungisit ve insektisit özellik kazandırmak amacıyla hem borik asitle ikincil emprenye hem de yag-borik asit emülsiyonları denenmistir. Borik asidin odundan yıkanmasının önlenmesi için polimerlestirilen yagların etkisi de arastırılmıstır. Emprenyeli ve kontrol örneklerinin fiziksel (su alma, boyutsal kararlılık), mekanik (egilme direnci, egilmede elastikiyet modülü, liflere paralel basınç direnci), biyolojik (Coniophora puteana, Trametes versicolor mantarları ve Hylotrupes bajulus böcegi), dıs ortam (renk, pürüzlülük), termal (TGA ve DSC), analitik (bor analizi, FTIR) ve morfolojik (SEM ve ısık mikroskopu) özellikleri incelenmistir. Epoksitlendirme islemi sonrası yagların iyot sayılarının düsmesi ve FTIR ölçümleri epoksitlendirme isleminin basarılı oldugunu göstermektedir. Kontrol örnegine kıyasla epoksitlendirme islemine tabi tutulan gruplarda 2 hafta sonunda %65 oranında su iticilik saglandıgı, boyutsal kararlılıgın %70 oranında arttıgı belirlenmistir. Bitkisel yaglara borik asit ilavesinin çürüklük mantarları ve böcek tahribatı açısından etkili oldugu ve yagların borik asidin yıkanmasını %47 oranında bazı gruplarda azalttıgı belirlenmistir. Yagların polimerlestirilmesinde kullanılan asetik asidin odunun bilesenlerine yaptıgı tahribat nedeniyle mekanik özellikleri olumsuz etkilenmistir. Yagların, çogunlukla yaz odunu traheidlerine yerlestigi SEM ile bulunmustur. TGA analiz sonuçlarına göre yaglara borik asit ilave edilmesiyle yagların yanmaya karsı dirençlerinin arttırıldıgı tespit edilmistir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Odun Plastik Kompozitlerinin Boyanabilme Özelliklerinin Belirlenmesi
    (2017) Ozdemir, Turgay; Gezer, Engin; Mengeloğlu, Fatih; Erdoğan, Merve Aras
    Odun plastik kompozitlerin (OPK) kullanım alanları ve kullanımı her geçen gün artmaktadır. İlk etapta OPK’ların dış ortamda kullanımlarına ömür boyu garanti verilerek satılmasına rağmen zaman içerisinde bu malzemelerle ilgili bazı şikâyetler gelmeye başlamıştır. Bu şikâyetlerden en önemlileri; yüksek odun oranına sahip olan OPK’ların yüzeylerinde görülen küf oluşumu ve bazı ürünlerde görülen küçük çatlaklar oluşmasıdır. Üretim şartları ve malzeme seçimleri ile ilgili bu problemler üretim reçeteleri içerisine farklı kimyasalların katılması ve/veya bazı dolgu maddesi miktarlarının azaltılması yoluyla çözümlenmeye çalışılmıştır. OPK’ların kullanımında karşılaşılan bir diğer önemli sorun ise malzemenin estetiği ile ilgili olan ve dış ortam koşullarında kullanımları esnasında ortaya çıkan renk değişimleridir. Renk değişimi sonrasında bu malzemelerin tekrar boyanabilmesi bu malzemelerin tercih edilmesinde önemli bir etken olabilecektir. Bu nedenle hangi tip boyaların bu amaçla kullanılabileceğinin belirlenmesi son derece önemlidir. Plastiklerin boyanabilme kabiliyetlerinin artırılması için örnek yüzeylerinde farklı ön işlemler işlemleri uygulanmış ve bu özellikleri belirli oranda iyileştirilebilmiştir. Bu konuda hangi tip boyama ve ön işlemler ile bu özelliklerin iyileştirileceğinin belirlenmesi son derece önemlidir. Ancak, OPK’ların boyanabilirliği ile ilgili yapılan uluslararası çalışmalar diğer özellikleri ile ilgili yapılan çalışmalara kıyasla oldukça sınırlıdır. Ülkemizde ise OPK’nın boyanma özellikleri üzerine Özdemir ve Mengeloğlu (2008) tarafından yapılan çalışmanın dışında herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. Bu projenin amacı, farklı boya türleri ve ön işlemler kullanılarak OPK’nın boyanabilme özelliklerinin belirlenmesidir. Bu amaçla en uygun boya (akrilik, poliüretan ve sentetik) ve ön şlem çeşidinin (zımparalama, asit muamelesi, UV, mikrodalga) belirlenmesi ve üretim reçeteleri ile bunlar arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. OPK malzemeler içerisinde pigment ihtiva eden ve etmeyenler olarak iki grup halinde üretilerek ve yüzeylerine farklı ön işlemler ve boyama yapılarak test örnekleri hazırlanmıştır. Boyanmış örnekler üzerinde kuru film kalınlığı, adhezyon, aşınma direnci ve renk değişimi ölçümleri yapılmıştır. Ön işlemler sonrasında ise temas açısı ölçer yardımıyla yüzey enerjileri, FTIR-ATR ile yüzeydeki kimyasal değişimler ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntüleri ile de morfolojileri belirlenmiştir. Sonuç olarak, ön işlem uygulamalarının yüzey pürüzlülüğünü etkilediği belirlenmiştir. Zımparalama ön işlemi yüzey pürüzlüğünü arttırırken, asit ve mikrodalga uygulaması yüzey pürüzlülüğünü düşürmüştür. FTIR ölçüm sonuçlarına göre zımparalama ön işlemi yüzey kimyasını değiştirmiştir. Ön işlemlerin aşınma ve aşınmada ağırlık kayıplarını etkilediği, yapışma direncinde ise zımparalama ön işlemi önemli derecede etkili olmuştur. Vernik türlerinde ise poliüretan ve akrilik vernikler daha iyi sonuçlar vermiştir

| Bursa Teknik Üniversitesi | Kütüphane | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Mimar Sinan Mahallesi Mimar, Sinan Bulvarı, Eflak Caddesi, No: 177, 16310, Yıldırım, Bursa, Türkiye
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez ayarları
  • Gizlilik politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri bildirim Gönder