Yazar "Çetin, İbrahim" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe 'Bir kuşak bir yol projesi' ve 'Kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması' bağlamında İran-Çin ilişkilerinin, neoklasik realizm çerçevesinden değerlendirilmesi(Bursa Teknik Üniversitesi, 2022) Çetin, İbrahim; Koç, EnginAraştırma, özellikle son yirmi yılda ekonomisinin hızlı büyüme hızları ile tüm dünyanın dikkatini çeken Çin'in, ABD (Amerika Birleşik Devletleri) ve BMGK (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi) yaptırımları ile mücadele eden İran ile olan ilişkilerini BKBYP (Bir Kuşak Bir Yol Projesi) ve 25 yıllık KSOA (Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması) bağlamında incelemek amacıyla planlanmıştır. Teorik yaklaşım olarak ise hem uluslararası etkileri hemde yerel etkileri inceleyebilmek için neoklasik realizm seçilmiştir. Araştırmada, BKBYP ve KSOA'nın içeriği, Çin ve İran açısından anlamı, bu ülkeleri bu girişim ve anlaşmaya götüren nedenler ve BKBYP ve KSOA' nın bu iki ülkeye ve uluslararası sisteme etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmada, giriş bölümünden sonra ikinci bölümde teorik yaklaşım ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Çin ve İran dış politikalarının genel esasları ile Çin-İran ilişkileri tarihsel ve belli konular üzerinden ele alınmıştır. Dördüncü bölümde BKBYP , beşinci bölümde KSOA incelenmiştir. Altıncı bölümde, BKBYP ve KSOA neoklasik realizm açısından ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Son bölümde ise, genel bir değerlendirme yapılmıştır. Çin'in BKBYP'ni başlatmasına neden olan başlıca faktörlerin, Çin'in artan enerji gereksinimi, enerji güvenliği ve artan üretimin pazarlanacağı yeni pazar arayışı olduğu anlaşılmaktadır. İran açısından değerlendirildiğinde, BKBYP İran için gereksinim duyulan enerji ve ulaşım altyapı yatırımları için yegane finans kaynağı anlamına gelmektedir. Ayrıca İran, Çin ile olan bağlantılarını uluslararası yalnızlıktan çıkmak içinde kullanmak istemektedir. Araştırmada, BKBYP ve KSOA'nın Çin'e faydasının İran'dan daha fazla olacağı, İran'ın ise ''Doğuya Bakış'' vizyonu çerçevesinde böyle bir anlaşmaya gitmesinden başka çaresinin olmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca Çin'in uluslararası sistemle karşı karşıya gelmeden bu anlaşmayı uygulamaya çalışacağı, İran'ın ise anlaşma ile ABD'yi dengelemek için Çin'i yanına almaya çalıştığı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, KSOA'nın geleceğinin, Çin'in ABD ile ve İran'ın ABD ile olan ilişkilerine sıkı sıkıya bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu araştırma ile, neoklasik realizm BKBYP ve KSOA bağlamında incelenmiş, uluslararası sistem ve güç dengesinin, Çin ve İran'ın ekonomik ihtiyaçları ile etkileşerek BKBYP ve iki ülke arasında yapılan KSOA gibi dış politika çıktılarına dönüştüğü sonucuna varılmıştır.Öğe İran'ın Azerbaycan'a yönelik dış politikası ve yumuşak güç politikalarının konstrüktivist bakış açısıyla değerlendirilmesi(Bursa Teknik Üniversitesi, 2025) Çetin, İbrahim; Koç, EnginAraştırma, İran'ın Azerbaycan'a yönelik icra ettiği dış politikasını ''ilkeler ve uygulamalar'', yumuşak güç politikalarını ise ''amaçlar ve araçlar'' bağlamında betimlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bunun yanında, İran'ın Azerbaycan'a yönelik dış politikası ve yumuşak güç politikaları, ilkeler ve normlara önem veren konstrüktivist (inşacı) bakış açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca, İran'ın Azerbaycan'a yönelik dış politikası ile uyguladığı yumuşak güç politikalarının etkileşimi incelenmiştir. Araştırmanın zaman aralığı olarak Azerbaycan'ın 1991 yılındaki bağımsızlığından sonraki dönem esas alınmıştır. İran'ın Azerbaycan dış politikası, İran ve Azerbaycan ilişkilerindeki çatışma ve işbirliği alanları üzerinden incelenmiştir. İran'ın Azerbaycan'daki dini gruplara destek vererek rejim ihracı yapmayı amaçlaması ve Güney Azerbaycan sorunu temel çatışma alanları olarak belirlenmiştir. Ayrıca, İran'ın Dağlık Karabağ meselesindeki değişken yaklaşımları ve Azerbaycan'ın İsrail ile olan ilişkileri de gerginliklere neden olmuştur. Buna rağmen, ekonomik alanda işbirliği, enerji projeleri ve ulaşım koridorları gibi unsurlar, ilişkilerde dengeleyici bir rol oynamıştır. İran, Azerbaycan'da yumuşak gücünü ve dini normları kullanarak ulusal çıkarlarını tanıtmayı, bölgesel etkisini artırmayı ve uluslararası alanda olumlu bir imaj oluşturmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, kültür merkezleri, eğitim programları, dini kurumlar ve medya kuruluşlarının önemli roller üstlendiği belirlenmiştir. Araştırma, konstrüktivizm bakış açısıyla, İran ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerin, sadece maddi unsurlarla değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve ideolojik faktörlerle de şekillendiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, kimliklerin, normların ve söylemlerin rolü incelenmiştir. Araştırmada, İran'ın Şii temelli devlet kimliği, Azerbaycan'ın ise milliyetçi ve laik devlet kimliği, iki ülke ilişkilerini ve çıkarlarını etkileyen en önemli unsurlar olarak öne çıkmıştır. Farklı devlet kimlikleri nedeniyle farklılaşan çıkarlar ise bu ülkelerin dış politikalarını şekillendirmiştir. Araştırmamızda, iki ülke ilişkilerinde etkili olan normlar yanında çatışan normlar da incelenmiştir. Çatışan normların başında Milli Bağımsızlık ve Milli Egemenlik normları gelmektedir. Azerbaycan'da bağımsızlıktan sonra gelişen laiklik ve milliyetçilik normları, İran'ın din ve mezhebi önceleyen temel normları ile çatışmaktadır. Bu nedenle, Azerbaycan, İran'ın dış politikasının ve yumuşak güç politikalarının uygulanmasında milli bağımsızlığının ve milli egemenliğinin ihlal edildiği algısına kapılmaktadır. Diğer bir çatışma konusu olan norm ise bölgede güçlü bir aktör ve lider olma arzusuna bağlı bölgesel nüfus arttırma normudur. İran'ın bu arzusu, Azerbaycan devletinde tedirginlik yaratmakta ve Türkiye ve Batı ülkeleri ile ilişkilerini daha da güçlendirmesine yol açmaktadır. Uluslararası normlara uyum konusu da İran'ın çifte standart uyguladığı diğer bir alan olarak değerlendirilmektedir. İran, dış politikasında uluslararası normlara uymak yerine kendi çıkarları doğrultusunda bir politika benimsemektedir. Ülkelerin iç işlerine karışmamak konusu bu normların başında gelmektedir. İran, bu normu direniş ekseni ve rejim ihracı gibi anayasasından kaynaklanan nedenlerle çiğnemekte sakınca görmemektedir. İran'ın yumuşak güç stratejileri, Azerbaycan'daki laik ve milliyetçi eğilimler, bölgesel rekabetler ve kimlik politikaları gibi çeşitli faktörler tarafından şekillenmektedir. Araştırma bulgularından biri de, İran ve Azerbaycan'ın devlet kimliği oluşumlarında ve dolayısıyla dış politika uygulamalarında İran Azerbaycan'ı (Güney Azerbaycan) konusunun son derece belirleyici olduğudur. Son bulgu olarak, İran'ın Şii İslam ve devrimci devlet kimliğinin yansıması olan Azerbaycan'a yönelik dış politika uygulamalarının, İran'ın Azerbaycan'da mevcut olan ve dini, tarihi ve kültürel bağlardan kaynaklanan yumuşak güç potansiyelini azalttığı kanaatine varılmıştır.Öğe Soğuk Savaş Sonrası İran-Rusya İlişkileri: Teşvik Edici Ve Sınırlandırıcı Faktörler(2024) Çetin, İbrahim; Akçapa, MevlütBu araştırmanın konusu, soğuk savaşın bitiminden sonra inişli çıkışlı bir seyir izleyen İran Rusya ilişkilerinin İran devriminden sonraki söylemle “küçük şeytan’’ kavramından, Suriye ve Ukrayna savaşlarında ifade edilen “stratejik ortak’’ söylemine nasıl ve neden evrildiğini incelemektir. Ayrıca, İran-Rusya ilişkilerini teşvik eden ve sınırlayan faktörler ortaya konmaya çalışılacaktır. Araştırma, veri toplamak için literatür taraması yöntemini kullanırken, analiz için nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizinin bir alt kolu olan süreç analizi kullanılmıştır. Neorealizm bakış açısıyla olayların incelenmesi, olayların devlet, sistem, güç ve güç dengesi yönlerinden analizini kolaylaştırmıştır. Araştırmanın sonucunda, İran ile Rusya’yı yakınlaştıran temel nedenin ABD ve müttefiklerinden oluşan blokun etkisini Ortadoğu ve Kafkasya’da siyasi ve askeri yönden dengelemek olduğu; ambargoların bu yakınlaşmayı hızlandırdığı kanaatine varılmıştır. Rusya’nın BMGK’deki veto hakkı, nükleer enerji alanındaki işbirlikleri ve silah ticaretleri de ilişkilerin önünü açan nedenler olarak tespit edilmiştir. İki ülke arasındaki ilişkileri sınırlayan nedenler ise; her iki ülkenin ABD ve müttefikleri ile olan ilişkileri, ticari faaliyetlerin sadece nükleer teknoloji ve silah ticareti ile sınırlı olması olarak belirlenmiştir. Ayrıca, halklar arasındaki etkileşimin azlığının da ortaklığın derinleşmesini sınırlayan önemli bir faktör olduğu değerlendirilmiştir.Araştırmanın sonucunda, İran ile Rusya’yı yakınlaştıran temel nedenin ABD ve müttefiklerinden oluşan blokun etkisini Ortadoğu ve Kafkasya’da siyasi ve askeri yönden dengelemek olduğu; ambargoların bu yakınlaşmayı hızlandırdığı kanaatine varılmıştır. Rusya’nın BMGK’deki veto hakkı, nükleer enerji alanındaki işbirlikleri ve silah ticaretleri de ilişkilerin önünü açan nedenler olarak tespit edilmiştir. İki ülke arasındaki ilişkileri sınırlayan nedenler ise; her iki ülkenin ABD ve müttefikleri ile olan ilişkileri, ticari faaliyetlerin sadece nükleer teknoloji ve silah ticareti ile sınırlı olması olarak belirlenmiştir. Ayrıca, halklar arasındaki etkileşimin azlığının da ortaklığın derinleşmesini sınırlayan önemli bir faktör olduğu değerlendirilmiştir.Öğe Uluslararası Politika’da İran-Çin İlişkilerini Kolaylaştıran ve Sınırlandıran Faktörler(2025) Koç, Engin; Çetin, İbrahimİran, devrimden bu yana ABD’nin ambargolarına maruz kalmış bir ülkedir. Bu ambargolar ile ekonomisi zayıflamış ve kırılgan bir hale gelmiştir. Ayrıca, ülkenin enerji sektörü ve altyapısı için finansman ihtiyacı oldukça fazladır. Rusya ile ilişkilerinde tarihsel tehdit ve Rusya’nın bazen ABD ile yakınlaşabilmek için İran’ı dikkate almayan tutumları İran perspektifinde Çin’i önemli müttefik konumuna getirmiştir. Son yıllarda, Avrasya’nın iki büyük gücü olan İran ve Çin arasında, devrimin ilk yıllarında soğuk olan ilişkiler sonraki yıllarda kapsamlı stratejik ortaklığa evrilmiştir. Bu çalışmanın amacı, İran İslam Devrimi sonrası İran-Çin ilişkilerinin nasıl ve neden geliştiğini neorealist bağlamda irdelemektir. Ayrıca, çalışmada İran (İran İslam Cumhuriyeti) ile Çin (Çin Halk Cumhuriyeti) ilişkilerini kolaylaştıran ve sınırlandıran faktörler irdelenmiştir. Neorealizm, ülkelerin dış politikalarını güvenlik, güç, güç dengesi, ulusal çıkarlar ve ittifaklar bakımından ele almaktadır. İran ile Çin’in ilişkilerinin de güvenlik endişeleri, stratejik hedefler, güç dengesi ve ekonomik çıkarlar yönünde gelişmeye devam ettiği tespit edilmiştir. İki ülke ilişkilerini kolaylaştıran faktörler olarak, stratejik hedefler, güvenlik alanındaki endişeler ve dengeleme arayışı, ekonomik bağlar öne çıkmaktadır. Çin, Kuşak Yol Girişimi kapsamında, İran’a siyasi, ekonomik, askeri ve finansal bakımdan destek verirken, İran, zengin petrol ve doğal gaz rezervleri ile Çin enerji güvenliğine ve dolayısıyla ekonomik kalkınmasına destek vermektedir. Çalışmada, İran’a uygulanan uluslararası yaptırımlar, bölgesel rekabetler, her iki ülkenin ABD ile ilişkilerinin kötüleşme potansiyeli ve İran kamuoyunun tepkileri ise iki ülke ilişkilerini sınırlandıran faktörler olarak ortaya çıkmaktadır. İran-Çin ilişkilerinde neorealizmin test edildiği bu makale, iki ülke arasındaki ilişkinin gelişimini öğrenme ve geleceğini tahmin etmede literatüre katkı sunmayı amaçlamıştır.Öğe Uluslararası Politika’da İran-Çin İlişkilerini Kolaylaştıran ve Sınırlandıran Faktörler(2025) Koç, Engin; Çetin, İbrahimİran, devrimden bu yana ABD’nin ambargolarına maruz kalmış bir ülkedir. Bu ambargolar ile ekonomisi zayıflamış ve kırılgan bir hale gelmiştir. Ayrıca, ülkenin enerji sektörü ve altyapısı için finansman ihtiyacı oldukça fazladır. Rusya ile ilişkilerinde tarihsel tehdit ve Rusya’nın bazen ABD ile yakınlaşabilmek için İran’ı dikkate almayan tutumları İran perspektifinde Çin’i önemli müttefik konumuna getirmiştir. Son yıllarda, Avrasya’nın iki büyük gücü olan İran ve Çin arasında, devrimin ilk yıllarında soğuk olan ilişkiler sonraki yıllarda kapsamlı stratejik ortaklığa evrilmiştir. Bu çalışmanın amacı, İran İslam Devrimi sonrası İran-Çin ilişkilerinin nasıl ve neden geliştiğini neorealist bağlamda irdelemektir. Ayrıca, çalışmada İran (İran İslam Cumhuriyeti) ile Çin (Çin Halk Cumhuriyeti) ilişkilerini kolaylaştıran ve sınırlandıran faktörler irdelenmiştir. Neorealizm, ülkelerin dış politikalarını güvenlik, güç, güç dengesi, ulusal çıkarlar ve ittifaklar bakımından ele almaktadır. İran ile Çin’in ilişkilerinin de güvenlik endişeleri, stratejik hedefler, güç dengesi ve ekonomik çıkarlar yönünde gelişmeye devam ettiği tespit edilmiştir. İki ülke ilişkilerini kolaylaştıran faktörler olarak, stratejik hedefler, güvenlik alanındaki endişeler ve dengeleme arayışı, ekonomik bağlar öne çıkmaktadır. Çin, Kuşak Yol Girişimi kapsamında, İran’a siyasi, ekonomik, askeri ve finansal bakımdan destek verirken, İran, zengin petrol ve doğal gaz rezervleri ile Çin enerji güvenliğine ve dolayısıyla ekonomik kalkınmasına destek vermektedir. Çalışmada, İran’a uygulanan uluslararası yaptırımlar, bölgesel rekabetler, her iki ülkenin ABD ile ilişkilerinin kötüleşme potansiyeli ve İran kamuoyunun tepkileri ise iki ülke ilişkilerini sınırlandıran faktörler olarak ortaya çıkmaktadır. İran-Çin ilişkilerinde neorealizmin test edildiği bu makale, iki ülke arasındaki ilişkinin gelişimini öğrenme ve geleceğini tahmin etmede literatüre katkı sunmayı amaçlamıştır.












